| |
YALAN SÖYLEME
(01 Mayıs 2003,Radyo Programı)
Yaşar
KUZUCU Psikolojik Danışman Mamak RAM
1. Yalan söyleme davranışı nedir ve neden bu
davranışa başvurulur?
Yalan söyleme karşıdaki kişiyi
yanıltmak ve yanlış bilgi vermek amacıyla kasten ortaya konan kandırma
davranışıdır.
Kişi iç dünyasını tehdit eden ya da tehdit etme potansiyelinde olan dış
etkenlere karşı kendisini savunmaya geçer ve tepki gösterir. Yalan söyleme
davranışı da kişinin gösterdiği tepkiler içinde yer alır. Yetişkinler
savunma davranışlarına çok fazla başvurmazlar. Ancak kendilerini çok bunaltan
durumlar olduğunda bu davranışları devreye sokarlar. Savunma davranışlarına
fazla başvurulduğunda kişi iç dengelerini kaybedebilir, kendi gerçeğini
yadsıyıp görmezden gelebilir ve sonunda davranış bozuklukları geliştirebilir.
Çocuklar için durum biraz daha farklılık gösterir. Çocuklar iç dünyalarını
koruma anlamında bir yetişkin kadar donanımlı olmadıkları için savunma
davranışlarını daha sık ortaya koyarlar. Çocuğun yalana başvurması tıpkı
bir yetişkin insanın yalana başvurması kadar kendini, öz benliğini ve
iç dünyasını koruma amaçlıdır.
Yalan aynı zamanda çocukların egolarının sınırını
test etmek, kendilerini tanımlamak ve özerk bir birey olduklarını göstermek
için oluşturdukları bir mekanizmadır. Gencin, anne babasının haberi olmaksızın
da bazı isteklerini gerçekleştirebileceğini ispatlamaya çalışması kimlik
oluşturmada önem taşımaktadır. Yalanın çocukların psikolojik gelişimlerine
katkıda bulunduğunu ortaya koyan çalışmalar, yakalanmış bir yalanın çocuğun
gözünde her şeye gücü yeten, adeta kahramanlaşmış anne babaların eksik
yönlerini ortaya çıkardığını belirtmektedir. Diğer yandan çocukların yalanlarını
başarıyla yutturabilmeleri de anne babalarının sandıkları kadar kusursuz
olmadığını gösterir ve bunun anlaşılması çocuğun iç dünyasının kontrolünü
(iç disiplini) sağlamada önemli bir adım oluşturur.
İki tür yalan söyleme davranışı olduğu kabul edilmektedir. Bilerek
yalan söylemede gerçekler, bencilce bir sonuca varmak için bilerek saptırılır.
Patolojik yalan söylemede ise çocuk çıkar peşinde değildir. Olmayacak
şeyleri anlatmak, olanı abartmak, hayret verici şeyler söyleyerek çevresindekilerin
şaşkınlığını uyandırmak, çocuğa zevk vermektedir.
2.Yalan söyleme davranışının özellikleri nelerdir?
* Bir
çocuk belirli bir bilişsel olgunluğa ulaşmadan yalan söyleyemez. Çocukların
kaç yaşında yalan söylemeye başladıkları bir tartışma konusu olsa da,
bir çocuğun yalan söyleyebilmesi için öncelikle diğer insanların düşüncelerinden
haberdar olması gerekir.
* Bazı araştırmacılara göre
çocuklar üç buçuk yaşına kadar diğer insanların fikirlerinden habersizdir.
Bu yaşlardaki çocuklar kandırma davranışını daha çok büyüklerini memnun
etmek ya da cezadan kaçmak için önceden öğrendikleri tepkileri sergileyerek
gerçekleştirirler. Bir araştırmada üç yaşındaki çocuklara masanın üzerine
konan oyuncağa bakmamaları tembihlenir. Deney duvarı aynalı bir odadan
videoya kaydedilir. Araştırmacı odayı terk eder ve beş dakika sonra geri
döndüğünde çocuklara oyuncağa bakıp bakmadıklarını sorar. Çocukların %
85'i oyuncağa bakmıştır. Fakat sadece %35'i baktığını itiraf eder. Oyuncağa
bakan bazı çocuklar ise cevap vermeyi reddeder. Kız çocuklar erkek çocuklardan
daha çok kandırma davranışı sergilemiş ve onların bu davranışını yakalamak
erkeklerinkine nazaran daha zor olmuştur. İlginç olan, yalan söyleyen
çocukların yüz ifadelerinin doğruyu söyleyenlerinkinden daha masum olmasıdır.
Cevap vermeyi reddeden çocuklar ise aşırı kaygı geliştirmişlerdir. Bu
da onların yalan söyleyen çocuklar kadar yalan söyleme konusunda becerikli
olmadıklarının göstergesi olabilir.
* Çocuk yalanları yetişkin
yalanlarından farklıdır. En önemli farklılık çocuk yalanlarının derinliğinin
zayıflığıdır. Çocuk davranışının uzak sonuçlarını kestiremez. Yalan söylemekte
genelde o an için düşünülmüş bir davranış olarak ortaya çıkar.
* Küçük çocuklar masum yalanlar
söyler. Bu yalanlar genellikle düşüncelerde doyum sağlamaya yöneliktir
ve çocuk söylediğine inanmaktadır (geçen yaz Teoman ile tanıştım). Gelişim
ilerledikçe çocuk engellemelerle daha sık karşılaşır ve olmasını arzu
ettiği şeylerle ilgili olarak doğru olmadığını bildiği hikayeler uydurur
(gelecek sene Disneyland'e gideceğiz). Bir sonraki aşamada ise çocuklar
somut bir yarar ya da çıkar sağlamak amacıyla yalan söylemeye başlarlar
(babası futbol oynamasına izin vermediği için arkadaşıyla ders çalışmaya
gittiğini söyleyip futbol oynaması).
* Çocuk okul çağına gelinceye
kadar yalan söyleme konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Çünkü bu yaşlar
çocuğun hayal gücünün en fazla çalıştığı yaşlardır. Çocuk bir takım olaylar,
durumlar uydurabilir, hayali arkadaşlar ve hayali olaylar yaratabilir.
Bunlar oyun niteliği taşır ve çocuk kurduğu bu hayalleri gerçek gibi kabul
eder. Gerçeğe sadık kalmak ise zamanla oluşan bir durumdur.
* Yedi yaş öncesinde çocuk
yalan söyleme araçlarından yalnızca birine, yani dile, o da pek gelişmemiş
haliyle sahiptir. Bu dönemde bir olayın gerçek ve uydurma olarak iki ayrı
yönü olabileceğinin bilincinde değildir. Yalan söyleyebilmek için önce
gerçeği bilmesi ve yaşadığı durumları tek gerçeklik olarak algıladığı
ben merkezci düşünme dönemini aşması gerekir. Bu dönemi aştığı yedi yaş
sıralarında yalana giriş başlar. Bu bir bakıma çocuğun sosyal ve ahlaki
yönden normal gelişim çizgisini izlediğinin bir göstergesidir.
* Okula başlama yaşına denk
gelen dönemde çocuk, karşısındakinin fikirlerinden haberdar olmaya, onları
yönlendirmeye ve daha iyi kandırma teknikleri kullanmaya başlar. Karşısındaki
kişinin onun niyetini ve yalanın içeriğini değerlendirdiğini fark eder.
Sözel olmayan davranışlar ve karşıdaki kişinin tepkilerini kontrol etme
becerisiyle daha inanılır hikayeler anlatır.
* Yedi yaş civarındaki çocuklar
bilerek söylenen yalan ile yapılan bir hatayı ayırt edebilmelerine rağmen,
her iki davranışı da yalan olarak kabul ederler. Sekiz-dokuz yaşına geldiklerinde
hata ve yalanı ayrı ayrı değerlendirirler. Ancak on yaşından sonra yalanın,
bilerek ve planlanarak yapılan bir hata olduğunu fark ederler. Bu yaştaki
çocuklar somut sonuçlar veren yalanları daha ciddi olarak algılar, yalanları
sonuçları ve etkilerine göre değerlendirirler. Sonuçta biri cezalandırıldıysa
o ciddi bir yalan söylemiştir.
* Çocuk okula başladığında
ailesinin gerçeklerinin herkes tarafından kabul edilmediğini görür. Evde
öğretilen değer ve doğrularla dışarıda karşılaştıklarının farklılık göstermesi
nedeniyle çelişki yaşamaya başlar. Diğer yandan aile içi olayları sır
olarak tutmayı öğrenir. Böylece ergenlik öncesi dönem, çocukların nasıl
iletişim kuracaklarını, neyi dışarı verip neyi saklayacaklarını ve nasıl
yalan söyleyeceklerini öğrendikleri dönem olur.
* Çocukluğun ilk yıllarında
doğrunun tüm çıplaklığıyla söylenmesi hoşgörülse de ergenlik çağına gelen
çocuklara bunun tersi öğretilir. Beyaz yalanlar sosyal ortamlarda kullanılması
gereken yöntemler olarak gösterilir. Çocuklara insanları üzecek gerçekleri
söylememeleri öğretilir. Para, alkol ve cinsellikle ilgili aile sorunları
sır olarak saklanır. Sonuçta ergenlik çağındaki çocuklar duygu, düşünce
ve bilgilerini toplumdan saklama ya da yerine göre göstermeyi öğrenmeye
başlarlar.
* Ergenlik çağının sonlarına
doğru (genç yetişkinlik dönemi) özerk bir birey olmaya çalışan genç, anne
ve babasından bağımsız kararlar almaya çalışırken yalana sığınabilir.
Ailesi ile iletişim kurma konusunda sorunlar yaşar. Dürüst olmanın, aklına
gelen her şeyi açıkça söylemenin kırıcı olabileceği gerçeğini öğrenir.
* Zeka düzeyi düşük çocukların
mantığa aykırı yalanlar, normal ve üstün zekaya sahip olanların ise mantığa
uygun yalanlar söyledikleri gözlenmiştir.
* Yapılan araştırmalar kız
çocuklarının karşılarındaki kişiden bilgi saklayarak, erkek çocukların
ise bilgiyi çarpıtarak yalan söylediklerini, kadınların yalan söylerken
erkeklere nazaran daha önyargısız ve tarafsız olduklarını ortaya koymaktadır.
* Yalan söyleyen çocukların
genellikle anne babaları tarafından yeteri kadar ilgi ve sevgi görmedikleri
mutsuz bir aile ortamında yetiştikleri gözlenmektedir. Ailesi ile iyi
ilişkileri olan çocuklar ise daha çok sosyal ve toplumsal onay almış yalanlar
söylemektedir.
* Araştırmalar yalanın değişik
yaşlardaki erkek çocuklarda hırsızlık ve kavga çıkarma gibi suça yol açan
davranışlarla birlikte ortaya çıktığını göstermektedir. Bu durum çocukların
yaşı büyüdükçe yükselmektedir. Özellikle çocuklukta söylenen kronik yalanların
yetişkin yaşamda uyuşturucu, alkol alışkanlığı ve şiddete başvurmak gibi
toplumsal yaşama uygun olmayan davranışlarla ilişki halinde olduğu düşünülmektedir.
Yalan söyleyen her çocuğun sonuçta bunları yaşayacağı gibi bir kesinlik
yoktur. Ancak çocukluktaki kronik yalanların en azından gelecekte güçlü
ilişkilerin kurulmasını kötü yönde etkileyebileceği söylenebilir.
3.Yalan söyleme davranışının nedenleri nelerdir?
* Yapılan
araştırmalar, insanlar arasındaki nöropsikolojik farklılıkların doğruyu
söyleme olasılığını etkilediğini, ailevi ve genetik faktörlerin çocukların
yalan söylemelerine yol açtığını ileri sürmektedir.
* Yalan söylemeyen çocuk
yoktur. Yalan çocuğa ilişkide bulunduğu çevre tarafından öğretilir ve
pekiştirilir. Çocuk taklit etme yoluyla, diğer çocukları ya da yetişkinleri
gözlemleyerek yalan söylemeyi öğrenebilir. Anne baba birbirine ya da çocuğa
yalan söylüyorsa yalanlar çoğalır.
* Çoğu zaman toplum başkalarına
zekice yalan söyleyenleri desteklerken, yalana maruz kalanları saflıkla
suçlamaktadır. Bu tip davranışlar bile çocuk için özendirici olma tehlikesi
taşır.
* Çocuklar özlem duydukları,
gerçek olmasını istedikleri şeyler için yalan söylerler (annesinden ayrı
yaşayan bir çocuğun her gün annesinin kendisini aradığını söylemesi, babasız
büyüyen bir çocuğun arkadaşlarına babasıyla yaptıklarından sözetmesi gibi).
* Kurgulanmış ve kendi içinde
tutarlılığı olan yalan fantezileri üretmek, genellikle anlayışsız ebeveynler
tarafından stresli ortamlarda yetişen çocukların gösterdiği bir özelliktir.
Yalan fantezisi üreten bir çocuk aslında hayal ettiklerinin gerçekleşmesini
diliyordur.
* Pek çok davranışına karışılan
ve eleştirilen çocuk, hata yapmış olmaktan ve küçük düşürülmekten korkar
hale gelir. Bu durum çocuğun uygunsuz davranışını ebeveyninden veya otorite
sahibi kişiden gizleyip kendini suçsuz gösterme çabasına girerek yalana
başvurmasına yol açar. Örneğin başını derde sokmamak için mazeretler uyduran
"yatağını topladın mı?" sorusuna toplamadığı halde "topladım"
diye cevap veren çocuk, cezalandırılmaktan ve sorumluluktan kaçtığı için
yalan söylüyor olabilir. Cezalandırmaya yatkın anne babaları olan çocukların,
yalan yoluyla istediklerini elde ettikleri ve bu yüzden de yalanı alışkanlık
haline getirdikleri görülmektedir.
* Yalan hatalı davranışın
çocuğa baskıyla kabul ettirilmek istenmesine bir tepki olarak ortaya çıkabilir.
* Çocuk yetersiz ilgi ve
sevgi gösteren ana baba tutumları sonucu ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiyi
yalanla sağlamayı deneyebilir.
* Yalan takdir edilmek amacıyla
söylenebilir. Yetişkinler özgüvenlerini geliştirmek için farklı yollara
başvururlar. Ancak çocukların yolları sınırlıdır ve bu gibi durumlarda
yalan söyleme davranışını seçebilirler (örn: çocuk, öğretmeni onu taktir
etsin diye hiç çalışmadığı halde çok ders çalıştığını söyleyebilir).
* Anne babanın beklentisinin
yüksek olduğu durumlarda, çocuk onları hayal kırıklığına uğratmama çabası
ile yalan söyleyebilir.
* Aileye aşırı bağımlılık
sonucu anne babayı üzme ve sevgilerini kaybetme korkusuyla üzüntü ve sıkıntı
veren bir gerçeğin reddedilmesi yalanı ortaya çıkartabilir.
* Aileye bağlılık, dayanışma,
verilmiş söze saygı gibi durumlar yalan söylemeye neden olabilir (anne
babasına söz verdiği halde düşük notlar alması ve bunu onlardan saklaması
gibi).
* Anne babanın yanlış tutumlarına
karşı çocuğun geliştirdiği utangaç ve içe dönük kişilik özellikleri hatayı
itirafı önleyerek yalana yolaçabilir.
* Yalan konusundaki hipotezlerden
biri de geçmişte yaşanan kötü tecrübelere (dayak, cinsel ya da duygusal
istismar vb. gibi) yalan yoluyla çözüm geliştirmeye çalışılmasıdır. Bu
durum yalan söylemenin, başka türlü özümsenemeyecek şeyleri gizlemek veya
inkar etmek için çıkar yol olarak görülmesi biçimindedir.
* Yalan grup içinde statü
kaybetme endişesi ile de söylenebilir (arkadaşlarının beğenisini kazanmaya
çalışan bir çocuğun babasının milli sporcu olduğunu söylemesi gibi).
* Araştırmalar sosyo-ekonomik
gelir düzeyinin yalan söyleme ile ilgisinin olmadığını göstermektedir.
* İnsanların neden yalan
söylediklerine dair yapılan araştırmalarla aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
a. İnsanlar kendilerine yarar sağlamak
amacıyla yalan söyleyebilirler. Bu tür yalanların kişiye ya da sosyal
çevresine somut faydaları vardır
b. Benlik saygılarını korumak için
yalan söyleyebilirler. Bu durum savunma mekanizmaları ve kişinin kendini
kandırması biçiminde görülür.
c. Geçici de olsa güzel şeyler hissetmek
için yalan söyleyebilirler. Hayal ve dileklerin gerçekleşmesi için söylenen
yalanlar gibi.
d. Kendini farklı hissetmek ve özerkliğini
garanti altına almak amacıyla yalan söyleyebilirler.
e. Bilinçli ya da bilinçsiz saldırgan
eğilimler sonucu yalana başvurabilirler.
f. Başkalarını alt etmeyi sağlayan
yalanlar gibi kendilerini güçlü ve üstün hissetmek için yalan söyleyebilirler.
g. Yalan, söyleyen ve söylenen kişi
arasındaki bir alışverişten ibarettir. Bazen kişi kendini kandırma ihtiyacından
dolayı karşısındaki kişinin yalan söylemesini kolaylaştırabilir.
4. Yalan söyleme davranışı karşısında neler
yapılabilir?
* Çocuğa
her durumda kabul edilip sevildiğini hissettirmek çok önemlidir.
* Çocuğun eğitiminde onu
yalana itecek fiziksel ve sözel şiddet kullanılmamalıdır.
* Çocuk kapasitesi dışında
zorlanıp, başaramadığı şeyler için suçlanmamalıdır. Çünkü bazen yerine
getiremeyeceği talepler karşısında kendisini baskı altında hissettiği
için yalan söyleyebilir. Bunun için tüm beklentiler onun yapabilecekleri
hesaba katılarak oluşturulmalıdır.
* Anne babaların çocuklarının
yalanlarına tepki verme yöntemleri bu davranışı ortadan kaldırabilir,
güçlendirebilir ya da hayat boyu devam eden bir alışkanlık haline dönüştürebilir.
Çocukların uydurduğu gerçek dışı hikayeler ve masallardan ürken, onların
böyle hayaller kurmasını engelleyen anne babalar, yalan söylemeyi istemeseler
de güçlendirebilirler. Küçük çocuğun "sözde" yalanları ahlaki
bir hata gibi görülmemelidir.
* Çocuklar korktukları zaman
sık sık yalana başvururlar. Korkuyu çocuk yetiştirmede bir araç olarak
kullanan ailelerin çocuklarında yalan söyleme davranışına, diğer çocuklara
oranla daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle çocuk eğitiminde korkutmaya
yer verilmemelidir.
* Çocuğa takdir etme konusunda
cimri davranılmamalıdır. Çünkü çocuk çoğu kez onaylanma ihtiyacı nedeniyle
yalan söylüyor olabilir.
* Çocuğa sürekli yapılmaması
gereken davranışları hatırlatmak yerine, ondan beklenen davranışları konuşmak
çocuk eğitiminde daha doğru bir yaklaşımdır.
* Çocuğa gerçeği söyleme
konusunda cesaret verilmelidir. Dürüst davrandığında anne babanın memnuniyetini
çocukla paylaşması iyi bir ödül olabilir. Çocuk hatalı bir davranış yaptığında
bunu açıkça söylüyor ve yalana başvurmuyorsa hem dürüst olması pekiştirilmeli
hem de davranışının sorumluğunu alması sağlanmalıdır.
* Çocuğa dürüstlüğü uzun
uzun öğütleyen ve yalan söylediğinde kızıp cezalandıran ana babalar çocuklarına
yalan söylememeyi öğrettiklerini düşünürler. Oysa söylenenler, ancak anne
babanın doğru model olmasıyla anlam kazanır. Yetişkinler kendi yaşamlarında
yalan söylenebilecek durumlarla nasıl başa çıktıklarını gözden geçirmelidir.
Anne babalar çocuğa yalan söylemenin kötü bir şey olduğunu söylerlerken,
kendileri yalanı bir yöntem olarak kullanmamalıdır. Çünkü anne babalar
çocuklarıyla ilişkilerinde dürüst oldukları ölçüde onlara dürüst olmayı
öğretirler. Çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar ve doğruyu söylemek
ne denli zor olursa olsun kendi yaşlarına uygun bir dille doğruyu duymayı
hak ederler.
* Çocuğun tutum ve davranışlarına
karşı eleştirel ve yargılayıcı olmaktan kaçınılmalı, yaramazlık ve hatalarının
bir kısmı görmezlikten gelinmelidir.
* Çocuk yalan söylediğinde
hemen cezalandırılmamalıdır. Çünkü çoğu kez sırf cezadan korktuğu için
bu yola başvurmuş olabilir.
* Yalan söyleyen çocuğa öfkeli
ve sert tepki vermek hatadır. Çünkü bu yolla yaratılan suçluluk duygusu
yeni yalanlar doğurabilir.
* Çocuğun yalanları kişisel
saldırı olarak algılanmamalıdır. Çünkü çocuklar bazen ana babalarını saymadıkları
için değil, hataları yüzlerine vurulmasın diye yalan söylerler ve görecekleri
tepkinin ne olacağını sınarlar.
* Eğer bir çocuk yalan söyler
ve anne baba çocuk doğruyu söylüyormuş gibi davranırsa, çocuk ve çocuğun
düşünceleri yeterince tanınmıyor sonucuna ulaşılabilir. Çocuğunuzun yalan
söylediğini fark ettiğinizde bunu anladığınızı belirtin.
* Çocuk yalan söylediğinde
bunu ona kanıtlama girişiminde bulunup, gerçeğe bağlı kalması konusunda
ısrar etmek olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuğun yalanla yüzleşmesi sağlanmalı,
ama söylediği yalanı kabul etmesi için baskı yapılmamalıdır Burada bir
güç gösterisi değil, yardım söz konusu olmalıdır. Yalanı hoş olarak algılamak
ya da çocuğu cezalandırmak yerine çocuğun gerçeği görmesine çalışılmalıdır.
* Çocuk ve ergenlerin güvenilir
olmaları sosyalleşmeleri açısından bir gereklilik gibi görülse de, yalan
söylemek çocukluğun önemli bir parçasıdır ve yaptığı yanlışı saklamak
ya da amacına ulaşmak için yalana başvurmak bu dönemde doğal bir tepkidir.
Yalanın yakalanması için çaba sarfetmek asıl sorunun önüne geçer ve sonuç
vermeyen uzun söylevlere yolaçar. Anne babanın zamanını ve dikkatini boşa
harcayıp çok daha önemli konuları gözden kaçırmasına neden olur (öğretmeninin
eve iletmesi için verdiği notu saklayan çocuğun asıl sorunu yalan söylemesi
değil o derste başarısız olmasıdır).
* Yalan söyleyen bir çocuğun
bu yalanı neden söylediğinin ve yalan söylerken neler hissettiğinin bilinmesi
ve ona göre davranılması gerekir. Yalan söyleyerek yaşamındaki bir takım
zayıflıkları ortadan kaldırmak isteyen çocuğun yalan söylemesini engellemek
kendisini mutlu ve güvenli hissetmesini sağlamadığımız sürece güç olacaktır.
Yalanı ortadan kaldırmak için öncelikle yalana yol açan nedenlerin bilinmesi
ve onların ortadan kaldırılması gerekir. Çocuğun söylediği yalandan çok,
yalanı söylemesine neden olan psikolojik faktörler dikkate alınmalıdır.
Bu yapılırken olaylara sadece büyüklerin değil küçüklerin gözüyle de bakılmalıdır.
* Cesareti olmadığı ya da
salt kendisi olmaya tahammül edemediği ve kendisini daha iyi gösterme
çabasından ötürü yalan söyleyen çocuğa, yalanlarla süslemeden salt kendisi
olduğu için sevildiği hissettirilmelidir.
* Yalan söyleyen bir çocukla
çalışmaya başlayan bir uzman ayrıntılı bir değerlendirmenin ardından,
yalanın altında bir beyin fonksiyon bozukluğu ya da öğrenme bozukluğu
yatıp yatmadığını araştırır. Çocuğun yalan söylemesinin altında psikolojik
bir sorun yatıyorsa başarılı bir müdahale için uzmanla kurulan iyi bir
ilişki ve aile ile sağlanan işbirliği çok önemlidir. Ancak özellikle düşük
benlik saygısının yalan alışkanlığının özünü oluşturduğu durumlarda psikolojik
yardım çok yavaş ilerleyebilir.
* Patolojik yalanda hem psikolojik
hem de eğitsel faktörler üzerinde durulmalıdır. Öncelikle nörobiyolojik
muayene yapılmalıdır (iç salgı bezlerinin işlevleri, metabolik düzensizlikler,
ansefalin bozukluklar araştırılmalıdır). Süreklilik gösteren yalanları
yanlış değerlendirmek, hem bugün hem de gelecek için risk faktörü oluşturacağından
bu çeşit yalanların profesyonelce değerlendirilmeleri gerekir. Patolojik
yalan için tek bir tedavi yöntemi yoktur ve genelde terapiler kişinin
özelliklerine göre biçimlenir. Uzmanlar bu yalanların söylenmesini anne
babadan birinin yokluğuna bağlarlar. Bu yüzden de bu yalanların daha çok
anne babanın ilgisinin ve sevgisinin gerekliliğinin bir belirleyicisi
olduğunu öne sürerler.
5.Ergenlikte yalan ve nedenleri üzerine neler
söyleyebilirsiniz?
* Aşırı
baskıcı ve otoriter ana baba tutumu çocuğun yalan söyleme davranışının
oluşmasında etkilidir. Anne babanın bu yaklaşımı özgürlüğün çok önem taşıdığı
ergenlik döneminde daha da etkili hale gelir.
* Ergenlik çağındaki genç
bağımsızlığını ortaya koyma çabası içindeyken kaçamak cevaplar verir.
Bu cevaplar önceden düşünülmüş düpedüz yalanlar değildir. Çocuklar tarafından
yalan olarak addedilmezler. Bu sadece gerçeğin tamamını değil bir kısmını
söylemektir. Ergen çeşitli seçenekleri açık bırakır ve bunların hepsini
anne babasına söylemekten kaçınır. Çünkü artık hesap verme yaşını geçtiğini
düşünmektedir ve anne babası muhtemelen seçeneklerden birini uygun görmeyecektir.
Bu nedenle nereye gideceği yolundaki soruya kaçamak cevaplar verir. Ergenlerin
kaçamak tutumları özellikle anne babalarının sokağa çıkma yasağı veya
biriyle flört etme konusundaki katı standartlara sımsıkı yapıştıklarını
hissettiklerinde sözkonusu olur. Genç, gerçek planını açıkladığı anda
durdurulacağını bilir. Bu nedenle doğruyu söylemek yerine yalan söylemeyi
göze alır.
* Kaçamağın ötesine geçen
yalanlar kimi zaman ergenlik çağındaki çocuk için kendisiyle ilgili varsaydığı
bir yetersizlik açısından korunaktır. Okuldaki durumu kötüye gitmesine
rağmen durumunun iyi olduğunu söyleyen ergen örneğinde olduğu gibi özellikle
başarısızlığı kabul etmek ergen için kolay değildir. Bu nedenle kendini
olduğundan başarılı göstermek için ergenin yalan söylemesi takdir edilebilecek
bir şey değilse de anlaşılabilir bir şeydir. Çünkü bu bir özsaygı sağlama
yöntemidir.
* Bir ergen yalana utanma
duygusu yüzünden (fakir bir ailenin çocuğu olmaktan dolayı duyduğu utançla
kendini zengin bir aileye sahipmiş gibi göstermesi) veya kendini kötü
bir konumda hissettiği için başvurabilir. Yalana genellikle bir sorunla
başaçıkabilmek için başvuran ergenin sorunları ne kadar fazlaysa ve bunları
çözmek için ne kadar zorlanıyorsa çare olarak yalana başvurma eğilimi
de o kadar artar.
* Ergenlik döneminde arkadaş
çevrelerinden gelen baskı ve akranları tarafından kabul görme endişesi,
yalan söylemeye yol açabilmektedir.
6. Ergenlerin yalan söyleme davranışına karşı
neler önerebilirsiniz?
*
Ergeni yalan söylemeye iten koşulları incelemeden yalan söyleme sorunu
ile başetmek mümkün değildir. Gence sadece yalan söylemenin kötü bir şey
olduğunu ve aslında kendi çıkarlarına ters düştüğünü söylemek yeterli
değildir. Çünkü yalan söylemekte ısrar eden ergene ulaşmanın en iyi yolu
kendisini yalan söylemeye iten sorunları çözmesinde ona yardım etmek ve
yalan söylemeyi gereksiz kılacak bir ortam hazırlamaktır.
* Ergenin yalan söylemesi
bir şeylerin iyi gitmediğinin göstergesi olabilir. Çocuk ya yanlış yaptığı
ya da başkalarının yanlış olduğunu düşüneceği bir şeyi örtbas etmek için
yalan söylüyor olabilir. Her iki durumda da yalan bir önceki davranışın
anlaşılması güç kısmını oluşturur. Bu noktada yalanın içeriğine değil
çocuğun yalan söylemesini gerektiren şeyi neden yaptığına odaklanılmalıdır.
Örneğin, karnesini anne babasından gizleyen çocuğun kendisini bunu yapmaya
mecbur hissetmesine neyin yol açtığı öğrenilmelidir. Acaba kötü bir karnenin
getireceği ceza çocuğu doğru söylemekten alıkoyacak kadar ağır mıdır?.
* Yalan söyleyen ergenin
endişe kaynaklarını araştırmanın onunla konuşmakla aynı şey olmadığı bilinmelidir.
Anlatmaya çalıştıkları dikkatle dinlenmelidir. Dikkatle dinlemek satır
aralarını da dinlemeyi gerektirir. Çünkü çocuk genellikle kafasından geçenleri
azar azar ve dolambaçlı bir yolla aktarır. Bunların deşifre edilmesi gerekebilir.
Bunun için de çocukla konuşurken sabırlı olmak çok önemlidir.
* Çocuğun yalanı yakalandığında
ceza vermek, onu yalan söylemeye teşvik edebilir. Ayrıca çocuk anne babasının
eleştirel baktığını ve onu katı bir şekilde yargıladığını hissederse,
bilinmesi gerekenin en azını anlatır. Amaç onun güvenini kazanmak olmalıdır
ve bunu eleştiri ve cezayla onu kendimizden uzaklaştırarak yapamayız.
* Anne babalar kendi değerlerini
gözden geçirmelidir. Başka bir kuşağın mensubu olarak anne babasının tasvip
etmeyeceği alanlarda kendini deneyen ergenlerin çoğu anne babalarını tanırlar.
Anne babaların onlara söylemesi gerekmeden neyi onaylayıp neyi onaylamadıklarını
bilir, yeni şeyler denemeye kalkıştıklarında anne babalarının tutumlarının
ne olacağını kestirirler. Akranları arasında geçerli olan güncel davranış
biçimleri sözkonusu olduğunda anne babasının tutum ve inançlarının farklı
ya da eski moda olduğu hissine kapılan ergen yaptıkları konusunda onları
bilgilendirmek yerine kaçamaklara başvurabilir. Böyle bir durumda anne
babanın kendi yaklaşımını gözden geçirmesi gerekebilir. Anne baba o konuyla
ilgili düşüncesini değiştirmese bile ifade tarzını değiştirebilir. Hatta
anne baba konuyu gençle tartışıp her iki tarafında kabul edebileceği yeni
kuralları görüşebilir.
* Ergenlik dönemindeki kişi
yalan söylediğini bilir ve bu davranışının yanlışlığının farkındadır.
Bu yüzden yalanın neden olduğu kötülüklere filozofik açıklamalar getirmek
çoğu zaman etkili olmaz. Bunun yerine ortaya çıkan yalanın potansiyel
etkilerinin tartışılması ve gencin söylediği yalanın sonuçlarına maruz
bırakılması daha etkili olabilir. Çocuğa, söylediği yalan sonucu ortaya
çıkan sıkıntılı durumla kendi başına başa çıkabilme fırsatı tanınmalıdır.
Yaptığı hatayı onarması için çocuğa imkan verildiğinde, çocuk yaptığı
hatalı davranıştan üzüntü duysa da, sonuçtan mutluluk duyabilir.
* Yalan söylemek güveni yıkar,
ergenin akranlarıyla, anne babasıyla ve diğer yetişkinlerle arasında engeller
yaratır. Yalan söyleyen çocuk gözetim altında tutulur. Kendisine güvenilmediği
için bir miktar dışlanır. Çocuğun söylediği yalanlar nedeniyle yaşadığı
sıkıntılardan haberdar olan anne baba, çocuğa daha etkili yaklaşabilir.
Anne babanın etkili yaklaşması da çocuğun yalanla mücadelesini kolaylaştırır.
* Yalan çoğu zaman çocuğun
bazı şeyleri başarmak için bir yol bulamadığının göstergesidir. Ergen
deneyimsiz olduğu için kendisine en kolay çıkış yolunu sağlayacak yöntemi
seçmektedir. En kolay yöntemin çoğunlukla en zor yönteme dönüştüğünü ise
henüz öğrenmemiştir. Anne babalara düşen görev ergenlik yalanlarını ulusal
bir davaya dönüştürmek yerine çocuklarına daha iyi yöntemlerin de bulunduğunu
göstermektir. Anne babalar ergen çocuklarını, söyledikleri yalandan çok
bunun arkasında yatan sorunun çözümüyle ilgilendiklerine ikna ederlerse
çocukların bir dahaki sefere gerçeği paylaşma olasılıkları artar.
|