UTANGAÇLIK
(16 Ocak 2003,Radyo Programı)


                                                                                      

                                                                           Yaşar KUZUCU Psikolojik Danışman   Mamak RAM

1.Utangaçlığı tanımlar mısınız?

Çocuk duygu ve düşüncelerini açıkça dile getiremiyor, haklarının ihlal edilmesine izin veriyorsa utangaç davranıyordur. Utangaç davranışlar çocukluğun psikolojik dönemleri içerisinde, belli bir süre ön plana çıkmaktadır. İlk olarak bebeklik döneminde görülür ve 15 aylıkken zirveye ulaşır.
6 yaşına kadar, bazen daha da uzun süre devam edebilir. 3-6 yaş arasındaki çocuklarında gözle görülür bir şekilde dikkat çeker. Bu yaştaki çocukların çoğu tanımadıkları insanlardan uzak dururlar. Eve bir misafir geldiğinde annelerinin yanından ayrılmaz, isimleri sorulduğunda yanıt vermek yerine kafalarını çevirir ya da annelerine sokulurlar. Bu yaş grubundaki çocuklar kreşe başladıklarında da, bir süre sınıfın bir kenarında sessizce durmayı, gruba katılmamayı tercih ederler.
Utangaçlık duygusunun güven duygusuyla sıkı bir ilişkisi vardır. Bebek doğduğu andan başlayarak, yaşamını güven duygusunun kolları arasında sürdürme ihtiyacındadır. Karnı doyan, altı temizlenen, sevgi duygusuyla doyurulan bebeğin, güven içinde mışıl mışıl uyumaması için bir neden yoktur. Çocuk üç yaşına geldiği zaman en güvendiği insanlar aile bireyleridir. Bu nedenle eve gelen misafirlere, sokakta karşılaşılan anne babanın arkadaşlarına, kreşe başladıysa kreşteki öğretmene ve kendi yaşıtlarına güvenene kadar onlardan uzak durur.
Yeni bir şey denemek çoğu zaman stresli bir durumdur. Bu okulun ilk günü ya da yeni bir mahallede ilk oyun olabilir. Çocuğun kiminle ya da neyle karşılaşacağını, ne yapacağını ya da bu yeni yerde güvende olup olmadığını bilmemesi sempatik sinir sisteminin duyarlılığını artıran bir gerginlik yaratır. Sempatik hareketlilik denen bu durumda davranış olarak utangaç olan çocuklar, yeni bir durumla karşılaşan çocuklarla hemen hemen aynı tepkileri verirler. Utangaçlaşarak, savaş ya da kaç tepkisine yolaçabilecek durumları engellemek için temkinli davranırlar. Ancak çocuk yeni insanlarla tanışmaktan çok korkuyorsa ve bu durum bazen mide bulantısı ya da baş dönmesi gibi semptomlar yaratıyorsa utangaçlık bir sorun haline gelmiş demektir. Çünkü normal utangaçlık bu derece stres yaratan bir durum değildir. Çocuk yeni biriyle tanıştığında gerilebilir. Ama bu gerginlik tanışmanın hemen ardından ortadan kalkar ve çocuğun aktivitelerini kısıtlamaz. Çocuk parklarında başta birbirlerinden uzak duran çocukların kısa bir süre içinde neşeli bir şekilde oynamalarının nedeni de budur. Ancak sorun boyutundaki utangaçlık çocuğun aktivitelerinin kısıtlayarak gündelik hayatı etkiler. Bu nedenle ilgilenilmesi gereken bir durumdur.

2.Utangaçlığın nedenleri nelerdir?

Bazı insanların doğalarında utangaç davranmak vardır. Utangaçlığın genetik olup olmadığını inceleyen davranış bilimcilerin çoğu, bu davranışların genetik yapımıza bağlı olduğunu savunmaktadır. Annesi ya da babası utangaç olan bir çocuğun, utangaç davranış gösterme olasılığının yüksek olduğunu söyleyen bilim adamları, utangaçlığın davranış bozukluğu olmadığını ve çocuk bu anlamda desteklenirse, zaman içinde bu davranışın törpülenebileceğini belirtmektedir.
Araştırmalar çocuklardaki utangaçlığın olumsuz benlik kavramı, başarısızlık korkusu ve olumsuz iç konuşmalarla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Çocuklar girişkenlikte dahil olmak üzere diğer toplumsal becerileri yakın çevresindeki insanlardan öğrenirler, dolayısıyla anne babaların davranışları bu konuda da modeldir. Bunun dışında;
* Anne ve babanın çocuğun utangaçlığını olumlu bir tutum olarak (uslu çocuk) algılamaları,
* Çocuğun kişilik özelliklerini değiştirmeye çabalamaları ve sevgilerini bu iş için kullanmaları,
* Çocuklarda bağımlı ve özgüvensiz davranışlar geliştiren aşırı koruyucu tutumları,
* Çocuğu başkalarının yanında konuşmaya zorlamaları (konuşsana, merhaba desene amcaya),
* Çocuğu utangaç davranışları nedeniyle azarlamaları (bıktım senin utangaçlığından),
* Çocukla utangaç davranışları nedeniyle alay etmeleri (bak bak bayan utangaca bak),
* Çocuğu başkalarının yanında utandırıp küçük düşürmeleri (bizimki dünyanın en utangaç çocuğudur),
* Çocuğu sık sık kardeşi ya da başka çocuklarla karşılaştırmaları utangaçlığa neden olabilmektedir.

Erken yaşlardan itibaren kısıtlı sosyal yaşantı çocuklarda utangaçlığa yol açabilmektedir.
Çocuklar bazen yaşıtlarıyla nasıl arkadaş olabileceklerini bilmedikleri, bazen de bu beceriyi bildikleri fakat kullandıklarında neler olacağını kestiremedikleri için utangaç davranabilirler.
Çocuğun okul başarısızlığı utangaçlığa etki edebilmektedir.

3.Utangaçlığın belirtileri nelerdir?
Okul Dışında
Çocuk başkaları ile birlikte iken konuşacak konu bulmakta güçlük çekiyorsa,
Topluluk önünde konuşmaktan kaçınıyorsa,
Arkadaş toplantıları ve diğer sosyal etkinliklerde genellikle rahat değilse ve kendini baskı altında hissediyorsa,
Yeni bir ortama girmeyi düşünmeden reddediyor, girdiği bir ortamda utangaçlığını kırmak uzun zaman alıyorsa,
Tanımadığı kişilerle konuşmakta güçlük çekiyor, yeni tanıştığı insanlara karşı ürkek davranıyorsa,
Yetkili bir kişi ile konuşurken bir isteğini ya da itirazını belirtmekte zorlanıyorsa,
Karşı cinsten kişilerle konuşurken utangaç davranıyorsa,
Birilerinden bir şey ödünç isterken ya da ödünç verdiği şeyi geri isterken zorlanıyorsa,
Başkalarının yanında hata yapmaktan korkuyorsa,
Sosyal yeterliliği konusunda kuşkuları varsa,
Başkalarına duygularını açmakta güçlük çekiyorsa,
Okulda
Çoğu zaman istemediği halde başkalarının isteklerine boyun eğiyorsa,
Yapmadığı bir şey yüzünden başı derde girdiğinde bu konuda konuşmak istemiyorsa,
Öğretmen ya da arkadaşlarıyla konuşurken göz kontağı kurmuyorsa,
Derste soru sormuyor sorulara cevap vermekte isteksiz davranıyorsa,
Sınıf oyunlarında ya da grup çalışmalarında karın ya da baş ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıklardan yakınıyorsa,
Sürekli olarak bireysel çalışmayı tercih ediyorsa,
Okul dışı sosyal etkinliklere katılmıyorsa,
Öğretmen çağırdığında çok kaygılanıyorsa,
Liderlik rolü alma konusunda sürekli direnç gösteriyorsa,
Genellikle yalnız kalmak istiyorsa utangaçlığın bir sorun haline geldiğinden şüphe edilebilir.


4.Utangaçlıkla ilgiliolarak anne-baba ve eğitimcilere neler önerebilirsiniz?
Anne Babaya Öneriler
Utangaçlığın ne kadar devam edeceği, çocuğa gösterilen tutuma bağlıdır. Bu nedenle anne baba çocuğu sıkmayarak, yavaş yavaş dengesini bulmasına fırsat vermelidir.
Çocuğun bilinmeyenle karşılaştığı zaman gösterdiği tepkinin onun doğal yapısından gelen bir davranış biçimi olduğu unutulmamalıdır. Araştırmalar utangaç olan bir çocuğa daha az utangaç olmanın öğretilebileceğini, ancak bu çocuğun dışa dönük bir çocuğa göre daima daha sessiz olacağını göstermektedir.
Çocuğa konuşması veya yaşıtlarıyla oynaması konusunda ısrar etmeden, istediği ve hoşlandığı şeyleri yapma konusunda serbest bırakmak onu rahatlatır. Çocuğun sıkılgan ve utangaç oluşuna çok kaygılanmadan kararlı bir şekilde utangaçlığını yenmesi için ona cesaret vermek gerekir.
Utangaçlığını azaltmak için çocuğun bu davranışına ilişkin yorum yapmak ya da tepkide bulunmak çocuğu her gün biraz daha sıkılgan yapabilir. Utangaçlığı yenmek için çocuğun desteğe ihtiyacı vardır ve anne baba çocuğa ihtiyaç duyduğu desteği sağlamalıdır.
Çocuğu hatalı davranışları karşısında utandırmak, özelliklede başkalarının yanında bunu yapmak utangaçlığı daha da arttıracağı için bu tür davranışlardan uzak durulmalıdır.
Çocuk sosyal ilişkilerin acısından korunmalı ancak bütünüyle koruma altına alınmamalıdır.
Çocuğa sosyal ortamlarda gereksinim duyduğu iletişim biçimleri öğretilerek, kendi başına ilişkiler kurmasına fırsat verilmelidir.
Çocuk kendini korkutan olaylarla karşılaştığı için çekingen davranıyor olabilir. Sebebi ne olursa olsun çocuğun korkuları hafife alınmamalıdır. Korkulan durumlarda ne yapması gerektiği oyun şeklinde öğretilmelidir. İkna etmeye çalışmadan, sabırlı ve cesaret verici bir tutumla yaklaşılmalıdır.
Çocuğun konuşmaktan ve cevap vermekten çekindiği durumlarda onun adına konuşmaktan kaçınılmalıdır.
Çocuk utangaç davranıyorsa, kendine güven eksikliğinin ve reddedilme korkusunun olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer bir güvensizlik söz konusuysa, koşulsuz kabul ve sevgi göstermek çocuğun reddedilme korkusunu yenmesine yardımcı olur ve kendine güven duymasını sağlar.
Övgüye layık yönleri vurgulanarak çocuk yüreklendirilmeli, ilgi alanları ve hoşlandığı şeyler desteklenmelidir.
Çocuğa başarılı olabileceği durumlar yaratılmalıdır. Bunun hangi konuda olacağı önemli değildir. Önemli olan onun başarılı olduğunu göreceği, kendini beğenilmiş, öne çıkmış hissedebileceği bir alan olmasıdır. Çünkü bir konuda iyi olmak, benlik saygısını yükseltir. Bu da iletişim kurmasını kolaylaştırır.
Çocuğun hangi konuda başarılı olabileceğini belirlemek ve onu bu alana yöneltmek kadar, kendini başarısız ya da beceriksiz hissedebileceği durumlar içine düşmesini engellemek de gerekir. Ayrıca çocuk kendisini başarısızlık duygusuna iten insanlarla birlikte olmaya zorlanmamalıdır.
Özellikle iyi olduğu becerilerde başka bir çocuğa yardımcı olması için öğretmeniyle görüşülebilir. İyi bildiği bir konuyu başkasına anlatabilecek bir konumda olmak, başkalarıyla konuşma becerisini arttıracaktır.
Dışa dönük davranışlar yüreklendirilmelidir. Çocuk göz temasında bulunduğunda, bir arkadaşına merhaba dediğinde ya da bir soruya tek kelimeden daha uzun bir yanıt verdiğinde bu davranışından dolayı övülebilir.
Çocuğu, sosyalleşebileceği ortamlara yönlendirebilmek için sadece arkadan itmek değil önden de çekmek gerekecektir. Bunun için ilgisini ya da merakını çekecek ortamlar yaratmak, spor, park, kurs gibi sosyalleşmesine imkan sağlayacak seçenekler sunmak önemlidir. Bu aktivitelerin çocuğun spot altına itilmeden veya yabancı birisiyle konuşması gerekmeden yapabileceği aktiviteler olmasına dikkat edilmelidir.
Utangaçlığı bir sorun olarak yaşayan çocukların büyük bir kısmının anne babası da utangaçtır. Eğer anne baba yeni insanlarla tanışmaktan çekiniyor, kalabalık önünde konuşmak istemiyorsa, çocuk bunu hissedip böyle yaşamaya başlamış ve bu tip durumlara maruz kalmayı tehlike olarak kabul etmiş olabilir. Anne babanın çocuğun utangaçlığını yenmesine yardımcı olmak için dışadönük biri olmasına gerek yoktur. Ancak sosyal ilişkilerde duydukları rahatsızlığı azaltmış olmaları gerekir. Çocuk anne babasının başkalarıyla iletişim kurduğunu, konuşmayı başlatıp göz temasından kaçınmadığını gördüğünde örnek alacağı bir model var demektir.
Anne babalar hem çocuklarının oyunlarına katılmalı hem de çocuklarının diğer çocuklarla oynayıp arkadaşlık kurmalarına ortam hazırlamalıdır.
Aile toplantıları çocuğun pratik yapacağı ortamlardır. Aile içinde çocuğa karşısındaki kişiyi dikkatle dinlemesi ve kendini iyi bir şekilde ifade etmesi öğretilebilir. Bu çocuğun üzerinde hissettiği baskıyı azaltmasına yardımcı olur.
Kendi ortamında kendini güven içinde hissedeceği için arkadaşlarını eve davet etmek, çocuğun daha rahat davranmasını sağlar (önce çok büyük bir grup yerine bir arkadaşıyla grup çalışması yapması ayarlanabilir, daha sonra sayı arttırılabilir).
Onu sık sık sevdiğiniz dostlarınızın ziyaretlerine götürmek, günden güne insan içine çıkmaya alışmasına ve yabancılara duyduğu ürkekliği azaltmasına yardımcı olabilir.
Çocuğun topluluk önünde hissettiği kaygı düzeyini azaltabilmek amacıyla sınıfta yapacağı sözlü sunusunu rahatça anlatana kadar önce evde sunması sağlanabilir.
Yapmak istediği şeylerin listesi beraberce yapılabilir; örneğin bir arkadaşıyla oynamak ya da ev ödevini belli bir arkadaşıyla yapmak gibi. Arkadaşını oyuna nasıl davet edeceğini ya da ona çalışmayı nasıl teklif edeceğini birlikte oynayarak canlandırıp, karşı tarafın verebileceği cevapları birlikte gözden geçirebilirsiniz. Reddedilme konusunda çok seçenekli fikirler üretilerek alıştırma yapılabilir.
Çocuk utangaç tanımlandığı takdirde bu etiketi yansıtmaya başlayabilir. Çocukla konuşurken utangaç olması yerine, utangaç davranış biçiminden söz ederek utangaçlığın bir davranış biçimi olduğu vurgulanmalıdır. Utangaçlığı başa çıkılamaz bir sorun gibi algılamaktansa bir davranış dizisi olarak ele almak gerekir. Her bir davranış tek tek çalışılıp değiştirilirken çocuk bunaltılmamış olur. Utangaç davranış değiştirilse de çocuğun bazı sosyal olaylardan korku duyması engellenemeyebilir.


Öğretmene Öneriler

Öğretmenler çocuktaki sessizliği, çocuğun tercih ettiği bir sessizlik mi yoksa utangaçlığına bağlı olarak gelişen bir durum mu olduğunu farketme konusunda avantajlıdırlar. Çünkü aynı anda aynı yaş grubundan bir çok çocuğu izleme fırsatları vardır.
Öğretmenin çocuğun utangaçlığına karşı duyarlı olması ona destek ve cesaret verir.
Yeni arkadaşlıklar kurmakta zorlanan çocuk için küçük bir çalışma grubu kurup onun da katılması sağlanabilir. Aynı çocuk veya çocuklarla tekrar tekrar çalışması sağlanarak arkadaş çevresi oluşturulabilir.
Kendini bilgili hissettiği bir konuda öğretmen tarafından sınıfta soru sorulması, cevaplarsa sınıf önünde takdir edilmesi çocuğun kendine güven duymasına yardımcı olur. Sözlü sınavların bu tip çocuklar için çok zor olduğu göz önünde bulundurularak çocuğu bu duruma adım adım alıştırmak gerekir (örn: birinci sınıftaki bir çocuktan sınıfa getirdiği bir nesneyi arkadaşlarına gösterip o nesne hakkında konuşmak yerine sadece adını söylemesi beklenebilir).
Çocuğa tahtayı silme, bitkileri sulama, panoya resim yerleştirme gibi sınıf içi sorumluluklar verilmesi çocuğun kendini ortama ait ve işe yarar hissetmesini sağlayacaktır.
Çocuğun utangaçlığı buna neden olan durum ya da kişiyle karşılaştıkça azalacaktır. Bu yüzden alışkanlık kazanana kadar pratik yapmak önemlidir (örn: müdürle ya da başka bir büyükle tanıştırılacaksa bu tanışmadan önce öğretmenin birkaç kez çocukla deneme yaparak onu bu duruma alıştırması yararlı olabilir).
Öğretmenler çocukların sosyal yeteneklerini geliştirmesi için onlara bir çok fırsat hazırlayabilirler. Bu sadece yeni biriyle tanışmak değil küçük ya da büyük gruplarla tartışmalar ve bir konu hakkında konuşmak gibi alıştırmalar şeklinde de olabilir.
Çok utangaç davranan çocuk için okul psikolojik danışmanı ile işbirliğine gidilmesi gereklidir. Bu aşamada çocuğa her gün birkaç dakika gerçek yaşamında yapmakta zorlandığı şeyleri yapabildiğini hayal etmesi öğretilir (örn: Bir grupta konuşmak, gülmek, soru sormak, sınıfın önünde bir ödevi anlatabilmek, hiç çaba harcamadan soruları cevaplamak, dikkatleri üzerinde tutmak, açık ve net bir şekilde konuşmak içerikli hayaller kurması sağlanabilir).

 

 

 

 
Ana Sayfa