SORUMLULUK EĞİTİMİ
(13 Mart 2003,Radyo Programı)


                                                                                

                                                                         Necati BİLGİÇ Psikolojik Danışman   Mamak RAM

"Bir meselenin tartışmasına katılan kimse düşündüğünü,
kanaatini açık söylemeli, yaptıklarını da kendi namına yapmalı,
yaptığının sorumluluğunu da kendi üzerine almalıdır".
M.K.ATATÜRK

 

 

 

1. Sorumluluk nasıl tanımlanabilir?
Genel olarak denge üzerine kuruludur aile yaşamı. "Kararında yapmak" birçok sorunun ortaya çıkmasını engelleyebilir. Çocuğuna hiç sorumluluk vermeyen anne babanın da çok fazla sorumluluk veren anne baba kadar hatalı bir tutum içerisinde olduğu unutulmamalıdır.

Her anne-baba çocuğunun sorumluluk sahibi olmasını ister.
Odasını toparlasın,
giyimine, temizliğine dikkat etsin.
Ödevlerini zamanında yapsın,
ders notları iyi olsun,
ev işlerine yardımcı olsun,
başkalarına karşı saygılı olsun, yaptığı davranışların arkasında dursun ve hatalarını kabul edip düzeltsin isterler.

Çocuklar doğuştan sorumluluk sahibi bireyler olarak dünyaya gelmezler. Çocuğa kazandırılan pek çok davranış gibi sorumluluk duygusu da bebeklik ve çocukluk döneminden itibaren öğretilir. Sorumluluğun kazandırılmasında;
*Aile içinde çocuğa karşı takılan tavır,
*Aile içi iletişim,
*Ailede uygulanan disiplin anlayışının yeri büyüktür. Tutarlı olmak, kararlı olmak gibi.

Çocuk iletişim kurduğu andan itibaren kendi sınırlarından haberdar edilmeli ve yemek yeme, tuvalet alışkanlığı, belirli saatte uyku uyuma gibi temel alışkanlıklar ve kuralları okul öncesi dönemden önce benimsenmelidir

Sorumluluk öğrenilebilen bir beceridir. Bu nedenle çocuklara yaşlarına ve yeteneklerine uygun sorumluluklar verilerek ve yaptıklarının sonuçlarını görme olanakları verilmelidir.

Sorumluluk kazandırabilmek için çocuğa, küçük yaşlardan başlayarak yaşına göre, bazı konularda kendi kararını kendinin vermesi ve tüm sorumluluğun ona bırakılması gerekmektedir. Anne-baba, yanlış karar vereceğini düşünerek, çocuk yerine karar vermektense, yine kendi kontrolünde;
Birkaç uygun kıyafet arasından seçim yapmasına,
Yemekte ne yemek istediğini seçmesini,
Harçlığını nasıl harcaması gerektiğini kendisinin belirlemesine izin verilmesi, çocuğun kendi hayatıyla ilgili konularda ileriki yaşantısında sorumluluk kazanmasını sağlayacaktır.

Kısaca sorumluluk, erken çocukluk dönemlerinden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun olarak görevlerini yerine getirmesidir.

Benzer bir başka tanımda ise, çocuğun doğduğu andan itibaren başlayan çocuğun ilk izlenimleri ile gelişen, kişinin kendini başkalarıyla paylaşması ve kendinden bazı ödünler vermesi şeklinde tanımlamaktadır.

Aileler çocuklarının biran önce büyümesini, kendine yetecek duruma gelmesini, bağımsız ve üretken bir birey olmasını isterler. Çoğu anne-baba "çocuğum kendi ayaklarının üzerinde dursun, bana yeter" der. Çok haklıdırlar. Çünkü kendi ayaklarının üzerinde duran ve yürüyen çocuk artık bağımsızlığa doğru adım atmıştır ve bu olay, çocuğun tek başına, kendi kendine oyun oynadığını, birşeyler yapabildiğini gören ebeveynler onun bu davranışının artması için destek vermelidir.

Çocuğun tek başına bir iş yapabilen birey olması için çocuğa bu olanağın verilmesi gereklidir. Çocuğun kendi kendine oyun oynaması; ihmal edilmesi ya da ilgisiz bırakılması demek değildir. Sorumlu bir yetişkin çocuğu denetleyerek belirli sürelerde yalnız başına oynaması için uygun ortamlar yaratılmalıdır.

2.Çocuğun bağımsız oyun oynamasının yararları nelerdir?
*Çocuk için eğlendirici ve dinlendiricidir.
*Çocuğum bağımsızlığı öğrenmesini sağlar.
*Çocuğun hayal gücünün gelişmesini sağlar.
*Çocuğun dikkat süresini artırır.
*Çocuğun problem çözmesine yardımcı olur.
*Çocuğun kişilik gelişimini destekler.
*Çocuğun tüm alanlardaki becerilerinin gelişmesini sağlar.
*Ailelerin kendine zaman ayırmasını sağlar.


3.Sorumluluk nasıl kazandırılabilir?
Sorumluluk erken çocukluk dönemlerinden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle başlar. Döke saça da olsa çocuğun çorbasını kendi başına içmesine fırsat vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, kendi odasında kendi yatağında yatmasına ortam hazırlamak, yaşına ve cinsiyetine göre sofra hazırlığı veya araba temizliği gibi konularda onun yardımını beklemek, "sorumluluk" konusunda çocuğu cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlanmalıdır. Böylece kendine güveni de artacaktır.

Ancak tam tersine çocuğa koruyucu davranmak çocuğun kendi kendine yeten, bağımsız bir birey olmasını engelleyecektir. Çocuk veya genci korumak, onu kanatlarının altında büyütmek, kendi başına sorunuyla başbaşa bırakmamak onun gelişimini engeller. Ona yarar yerine zarar verir. Benlik saygısı düşer. Ergenlik çağına gelmiş çocuğu hala annenin doyurması gibi...

4.Sorumluluk sahibi çocuklar nasıl davranışlar gösterirler?
*Üstüne düşen görevleri, kendi başına yapar.
*İşlerini, kendi başına yapabilir ve başkasına yük olmazlar.
*Yaptığı hatalardan, kendini sorumlu tutar, başkasını suçlamaz.
*Hak etmediklerine sahip olmak istemez.
*Başkalarının haklarına, duygu ve düşüncelerine karşı saygılıdır.
*Sorumluluk sahibi çocuklar, mutlu, uyumlu, çalışkan ve başarılıdır.

5.Sorumsuz çocuklar ne tür davranışlar gösterirler?
*Üzerine düşen görevlerin farkında olmadığı gibi, onları yerine getirmek de istemezler.
*Kendi işlerinin yapılmasını anne-babasından ya da başkalarından beklerler.
*Sürekli başkalarına yük olurlar. Hatalarında hep başkalarını suçlarlar.
*Kendi duygu ve düşüncelerinin arkasında durmazlar.
*Başkalarının haklarına, duygu, düşünce ve davranışlarına karşı saygısızdırlar.
*Kendi görevlerini yerine getirmediği gibi, başkalarına karşı olan görevlerini de yerine getirmez.
*Bu tür çocuklar uyumsuz, tembel, bencil, istenmeyen kişiler olurlar.

"Sorumluluğu üzerine almak cesaret ve hevesi her işte en çok lazım olan bir huydur.
Birçok insanlar, sorumluluğun başkalarında olduğunu bildikleri zaman,
en cesur ve cüretin azaldığı ve çekingen oldukları görülür.
Halbuki sorumluluğu bilerek, hesaplayarak üzerine alan insanlar,
küçük ve büyük, aldıkları işlerde başarı gösterirler".
M.K.ATATÜRK

 

 

 

Konu İle İlgili Araştırmalar

Araştırmalar, kalabalık ailelerden gelen çocuklarda, zorunluluk nedeniyle kendi işlerini yapmak ve kendilerinden küçük kardeşlerine bakmakla yükümlü olduklarından, sorumluluk duygularının daha fazla geliştiğini göstermektedir.

Hurtig ve Zazzo'nun "Psiko-Sosyal Gelişme Ölçeği'nin üç farklı sosyo-ekonomik sınıftan gelen 6-12 yaşlarındaki 240 kız ve erkek çocuklara uygulanması sonucunda, sosyo-ekonomik ve çevresel faktörlerin sosyal olgunluğu anlamlı bir biçimde etkilemediği saptanmıştır. Bunun nedeninin de, sosyo-ekonomik düzey basamaklarında aşağıya doğru inildikçe, özellikle geniş ailelerde yaşam savaşımı veren çocukların zorunluluk nedeniyle kendilerinin ve kardeşlerinin sorumluluklarını yüklenmelerinden kaynaklandığı görülmüştür.

Çocuğa sorumluluk vermek, kişilik gelişimini pozitif yönde etkileyen ve hızlandıran bir unsurdur. Uygun dozda yüklenen sorumluluk, çocuğun kendine güvenini artırır, paylaşma ve başarma duygularını tatmin etmektedir. Bu amaçla, yapılan araştırmada annelerin evde çocuklarına ne tip sorumluluklar yüklediklerine bakılmıştır.

1. Sofra toplama
2. Oyuncak toplama
3. Yatak toplama
4. Kardeşe bakma
5. Basit ev işlerine yardım

Genel dağılıma bakıldığında, annelerin çocuklarına en çok oyuncak toplama, ikinci olarak da kardeşe bakma konusunda sorumluluk verdikleri görülmektedir. Sırasıyla sofra toplama, yatağını toplama ve basit ev işlerini yaptırma takip etmektedir.

Çocuğa televizyon seyretme ve yemek yeme düzeni konusunda yapılan müdahalelere bakıldığında ise, annelerin çocuklarının yemek düzenine, televizyon seyretme düzenine göre daha fazla karıştığı görülmektedir. Cinsiyetler arasında ise farklılık görülmemiştir.

Çocuğa yüklenen sorumlulukların düzeyinin, çocuğun cinsiyetine göre değişebildiği gözlenmektedir. Hangi sorumluluk türü söz konusu olursa olsun, genel olarak kız çocuklara, erkek çocuklara oranla daha fazla sorumluluk yüklenmektedir. Ancak kimi konularda (oyuncak toplama ya da kardeşe bakma gibi) kız çocuktan talep ile erkek çocuktan talep düzeyi birbirine yaklaşırken, öteki konularda ayrılmaktadır.

Aynı konuya annenin yaşına göre bakıldığında, bazı farklılaşmalar göze çarpmaktadır. Anneler yaşlandıkça, sofrayı toplama, kendi yatağını toplama ve basit ev işlerine yardım konusunda, çocuktan daha fazla talepte bulunmaktadırlar.

Annenin yaşıyla çocuğa yüklediği sorumluluk düzeyi arasındaki ilişkide, üç temel etkenin biçimlendirici rol oynadığı düşünülmektedir:

*Annenin yaşı arttıkça, fiziksel gücü azalmakta, böylece çocuktan beklentileri, çocuğa yüklediği sorumluluklar artmaktadır.
*Annenin yaşı arttıkça, sahip olunan çocuğun yaşı da artmakta ve çocuğun yaşıyla birlikte ona yüklenen sorumluluklar da artış göstermektedir.
*Annenin yaşı arttıkça çocuklarla ilgili tecrübesi de artmakta ve çocuğun daha yardımcı olabileceğini (daha çok iş yapabileceğini) görmektedir.

6.Çocuk yetiştirmede anne-baba tutumları ve kişilikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Çocuğun kendi kendini yöneten, yüksek benlik saygısına sahip, doyumlu bir birey olarak gelişmesi, büyük ölçüde ona sağlanan fırsatlara ve anne-babanın yaklaşımlarına bağlıdır

* Eşitlikçi ve Demokratik Anne-Baba Tutumu
*Aşırı Koruyucu ve Müdahaleci Anne-Baba Tutumu
*Aşırı Otoriter ve Baskıcı Anne-Baba Tutumu

Aşırı Koruyucu ve Müdahaleci Anne-Baba Tutumu

Koruma-himaye etme normal bir annelik ve babalık davranışıdır. Ancak kollama ve koruma davranışını çocuğun kendi gerçekleştireceği faaliyetleri engelleyecek şekilde yaygınlaştırmak "aşırı himayeci" olarak davranmak demektir. Bu tür anne-babalar çocuğun çalışkan, başarılı ve anne-babasına bağlı olmasını ister.
Bu aşırı koruma ve müdahale etme davranışı bebekliğin başlarından ileri yaşlara kadar devam edebilir. Bu şekilde yetiştirilen çocuklar devamlı olarak bir yetişkinin koruma ve kollamasını arayan, özgüvenleri zayıf, girişimci olmayan, sorumluluk almaktan çekinen, kendi yapmaları gereken işleri başkalarının yapmasını bekleyen, zayıf-silik kişilikler sergileyen bireyler olabilirler.

Aşırı Otoriter ve Baskıcı Anne-Baba Tutumu

Bu tutumun temel niteliği ebeveynin çocuğa karşı gösterdiği baskıdır. Anne-baba çocuklarına kesin olarak hakim olduklarına inanırlar. Onlar için anne-babaya itaat esastır.

Otoriter ebeveyn, çocuğun davranışlarını değerlendirmeye, kontrol etmeye ve şekil vermeye çalışır, çocuğun tavırlarına standartlar koyar. Anne babanın yaptığı doğrudur.

Eşitlikçi ve Demokratik Anne-Baba Tutumu

Bu tutumu gösteren ebeveyn çocuğuna insan olarak saygı gösterir, onun gelişimine has, özgün davranışlar göstereceğini bilir ve gelişim basamaklarını izler, onlara uygun davranır.
Her çocuğun kendine has, biricik ve tek olduğunu kabul eder, onun aile içinde özgür şekilde gelişmesine, yeteneklerini en üst düzeyde açığa çıkarmasına izin verir.
Çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yanında ona "sevgi" gösterir.
Bu sevgi gerçekten karşılıksızdır.


İlginç bir nokta,
Yapılan araştırmalar sonucunda, anne-babaların çocuklarını denetlemek için ikna etme yolunu kullanmaları ve destekleyici tutum içinde olmaları halinde, çocuklarını sağlıklı bir iletişim kura bildiklerini göstermektedir.

7. Sorumluluk eğitiminde ailelere neler önerebilirsiniz?
* Sorumluluk, özellikle anne-babanın sorumluluk bilinci içinde rollerini yerine getirmesiyle mümkün olur. Evde annelik görevini yeterince yerin getiremeyen, kendi sorumluluğunun bilincinde olmayan bir anne, çocuğundan sorumluluk bekleyemez. Bu nedenle anne-babalar öncelikle kendi sorumluluklarına dikkat etmelidirler.

"Her an tarihe karşı, cihana karşı hareketimiz hesabını
verebilecek bir vaziyette bulunmak lazım".
M.K.ATATÜRK

* Çocuğa kendine yetmeyi ve kendi kendini yönetmeyi öğretin. Öyle bir özgür ortam hazırlayın ki, ayakları üzerinde durmayı, kendi kanatlarıyla uçmayı öğrenebilsin.

* Çocuğa yaşına ve gelişim düzeyine uygun görev ve sorumluluklar verin. Başarması için onu destekleyin. Sorumlu şekilde davrandığı durumlarda mutlaka ödüllendirmek.

* Çocuğunuza güvenin ve onun seçim yapmasına izin verin.

* Bu konularda, çocuğun gösterdiği çabaya saygı duyun.

* Onu görev ve sorumluluğuyla başbaşa bırakın. Yaptığı hareketlerin sonuçlarını değerlendirmek ve bu hareketlerin başkalarını nasıl etkileyebileceğini görmesini sağlamak.

* Onu adına düşünmek yerine, kendi başına düşünmesini sağlayın. Sorununu çözmek yerine, kendi sorununu çözmesine fırsat vermeniz, çocuğunuzun sorumluluk duygusunu geliştirecektir.

* Karşılaştığı sorunlara kendi başına çözüm yolları bulmasına destek olmak ve sadece gerektiği yerde müdahale etmek,

* Çocuğun sorumluluk almak istediği durumları iyi değerlendirmeye çalışarak hevesini kırmadan sorumluluğunu yerine getirmesine destek ve yardımcı olmak,

* Çocuk için sevildiğini bilmek ve hissetmek önemlidir. Çünkü size karşı olumsuz davranışlarının altında dahi sevildiğini hissetme ihtiyacı yatmaktadır. Ailede sevgi asla pazarlık konusu yapılmamalı ve çocuk hata yaptığı zamanda sevileceğini bilmelidir.

* Çocuklara davranışlarınız kararlı ve tutarlı olmalıdır. Disiplini sağlamak amacıyla gereksiz yasaklar koymamalısınız. Kurallarınız net kurallarınız olsun ve bunlar duruma, olaylara ve sizin içinde bulunduğunuz psikolojik duruma göre değişmesin.

* Sizden alacağı bir övgü onun için önemlidir. Duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin.

* Anne-baba kendi çocukluklarını düşünerek onlarında düşünceleri olabileceğini gözardı etmemelidir.

* Zaman planlaması açısından çocuğunuza seçebileceği alternatifler sunun. Televizyon izleme, boş zaman etkinlikleri, giysi ve yiyecek seçimi gibi.

* Çocuklarınıza evinizin kurallarını açık bir şekilde anlatın. Eğer kurallara uyulmazsa sonuçlarının neler olacağı konusunda çocuklarınızı bilgilendiriniz.

* Anne-babanın herşeyi önceden görüp önlemesi mümkün değildir. Çocuğunuz size göre kabul edilemez birşeyi, umulmadık bir anda yaptığında buna hemen tepki göstermek yerine; çocuğunuza ne kadar hayal kırıklığına uğradığınızı söyleyin ve ona yaptığı şeylerin sonuçlarının neler olacağını belirtin.

* Çocuğuna hiç sorumluluk vermeyen anne-babanın da çok sorumluluk veren anne-baba kadar hatalı bir tutum içerisinde olduğu unutulmamalıdır.

* Çocuklara erken yaşlarda belli sorumlulukların verilmeye başlanması onlara mutluluk, gelişme güdüsü ve kendine güven duygusu kazandıracaktır.

* Çocuğun güvenlik eğitiminde, anne-babanın yalnızca sözleri değil, çocuklarına bakışları, ona verdikleri değer ve duydukları güvende etkili olmaktadır.

KAYNAKÇA

Ailede Çocuk Eğitimi. Ailede Çocuk Eğitimi Araştırması (Aralık 1992-Aralık 1993) T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu. 1995. Ankara

ALTINKÖPRÜ, T. (1999). Çocuğun Başarısı Nasıl Sağlanır. Ankara. Hayat Yayıncılık.

BALTAŞ, A. (2000). Ekip Çalışması ve Liderlik. İstanbul. Birinci Basım.Remzi Kitabevi.

BAYHAN. M. (2003). Çocukta Sorumluluk Duygusunun Gelişmesi. Paylaşım. Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü, Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yayınları. Yıl 2, Sayı 3. S. 2-3

BAYKAL, A. N. (1999). M.Kemal ATATÜRK'ün Liderlik Sırları. İstanbul. 11. Baskı. Sistem Yayıncılık.

ÇETİN, F. (2003). Tam Kararında Sorumluluk. Çocuk ve Aile. Ankara. Şubat. Yıl 6, Sayı 57, Sayfa 6-9.

KÜLAHOĞLU, Ş. (2001). Çocuğunuzla Söyleşin. Bursa. Ezgi Kitabevi

NEILL A.S. (1996). Bir Eğitim Mucizesi. Adana. Baki Kitabevi

ÖNCÜ, E. Ç. (2002). Sorumluluk Eğitimi. Çoluk Çocuk. Ankara. Aralık. Sayı 21, Sayfa 14-17.

ÖZEN, Y. (2001). Sorumluluk Eğitimi. Ankara. Nobel Yayın Dağıtım.

TELSİZ, M., ÖZTOP, H. (1998). Ana-Baba Eğitimi. Eğitim ve Bilim. Cilt 22, Sayı 110, Sayfa 3-6

YAVUZER, H. (1987). Çocuk Eğitimi El Kitabı. 6. Baskı. İstanbul. Remzi Kitabevi.

YAVUZER, H. (1997). Ana-Baba ve Çocuk. 10. Baskı. İstanbul. Remzi Kitabevi.

YAVUZER. H. (1998). Yaygın Ana-Baba Tutumları. İstanbul. Ana-Baba Okulu

"Sorumluluk yükü herşeyden, ölümden de ağırdır".
M.K.ATATÜRK


 

 

 

 
Ana Sayfa