ERGENLİK
(17 Nisan 2003,Radyo Programı)


                                                                                

                                                                         Necati BİLGİÇ Psikolojik Danışman   Mamak RAM

 

1.Ergenlik nedir?
Ergenlik insan yaşamında özellikle biyolojik, zihinsel, ahlaki ve psiko-sosyal olgunlaşmanın yer aldığı çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik kişisel yaşam koşulları, genetik özellikler, beslenme cinsiyet, yaşanılan ülke, iklim, ailenin yaklaşımı, alınan eğitim ve sosyal çevre gibi faktörlerden etkilenmekle birlikte 12-21 yaşları arasında gerçekleşmektedir (iyi beslenme ergenlik yaşını öne alabileceği gibi ılıman bölgelerde olgunluk yaşını öne alır). Ülkemizde ergenlik kızlarda 10-12 erkeklerde 12-14 yaşları arasındadır. İlköğretim 6.sınıfa dek gelmektedir ve devam etmektedir. Kızlar erkeklere oranla 2 yıl önce ergenlik sürecine girmektedirler (Ergenlik belirtileri kızlarda 8-13 yaş arasında (ortalama 11-11,5 yaş), erkeklerde 9-14 yaş arasında (ortalama 11,5-12 yaş) başlar).

2.Ergenlik dönemindeki gelişimlerden söz edebilir misiniz?
Ergenlik döneminde gençten beklenen,
a. Fiziksel olgunlaşma (Erin olma, yetişkin vücut ölçülerine ulaşma)
b. Zihinsel olgunlaşma (Soyut düşünceyi kullanabilme, daha önceki dönemde çocuklar somut işlemler döneminde idi. Sosyal çevreyi anlama)
c. Ahlaki olgunlaşma (Çocukluk ahlakından yetişkin ahlakına geçme)
d. Psiko-sosyal olgunlaşma (Kişiliğin belirlenmesi, sosyalleşme)

Bu dönemde erkek ve kızların ortak olarak bilmesi gerekenler
Ergenlikte yalnızca vücutta değişme olmaz, beraberinde duygularda da değişme meydana gelir. Kendisini, ailesini ve arkadaşlarını ve dünyanın tümü hakkındaki duygu ve düşünceleri artık farklıdır. Ergenlik dönemini geçerken kendisi ilgili çok önemli kararlar almaya başlar; daha çok sorumluluk alır ve daha özerk hale gelir. Aileler ve ergenler bu konularda bilgi sahibi olmalıdırlar.

Ergenlik dönemindeki duygusal değişiklikler
Ergenlik döneminde fiziksel değişiklikler yanında bir çok duygusal değişiklik olur. Başkalarının kendi hakkındaki düşüncelerini daha fazla merak etmeye başlar. Daha çok kabul görmek ve sevilmek ister. Yaşamının bu döneminde başkalarıyla olan ilişkileri değişmeye başlar. Bazıları daha önemli, bazıları önemsiz hale gelir. Ailesinden daha çok ayrı kalmaya ve kendi yaşantılarıyla birlikte olmaya başlar.

Kendi vücudu ile ilgili bir imajı geliştirir-çok uzun, kısa, ince vs. Çünkü ergenlikle birlikte bir çok değişiklik olmuştur ve kendi vücudunda olanlara hem de başkalarındaki değişikliklere dikkat eder.

Bu dönemi simgeleyen bir yontu yapılsa, ergen bir eliyle iten ve reddeden, diğer eliyle isteyen ve bekleyen şekilde gösterilebilirdi. Bir yandan yoğun bağımsızlık isteği, diğer yandan ait olma ve sahip çıkılma beklentisi bu dönemde yaşanan tipik çatışmalardandır. Ergenlik yoğun çelişki ve ikilemlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle ergen, kendini tanıma yolunda büyük bir çaba harcamak zorunda kalır. Ben kimim? Nelerden hoşlanırım? Gücüm ve yeteneklerim nedir? Neleri yapamam? Gelecekte ne olacağım? gibi soruları henüz kendi yanıtlayamazken, bu gibi konularda birilerine yanıt verme ya da en azından etkileşime girmek zorunda kalır. Bir gün önce sevdiği bir giysiyi bir gün sonra neden sevmediğini anne ve babasına anlatmakta çok güçlük çeker. Dün işe yaramaz bulduğu bir fikri bugün neden savunduğunu kendisi de bilmiyordur, ama yine de sonuna kadar direnir. Bu durum gençlerle birlikte yaşayan erişkinleri de çok zorlar. Bebeklik döneminden başlayarak kurulan, sağlıklı, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan tutarlı bir ilişkiyle yetişen gençlerde bu karmaşa çok daha az yaşanır. Yine de, az da olsa duygusal git-gellerin yaşanabileceğinin bilinmesi anne, baba ve çocuk açısından önemlidir.
Kendine güven ve güvensizlik ergenlik döneminde en yoğun yaşanan çelişkilerdendir. Ergen bir yandan öne sürülen tüm örneklere karşın, eve geç vakit tehlikesizce dönebileceğini savunur. "Bana güvenmiyor musunuz? Bana bir şey olmaz." sözcükleri çok sık duyulur ergenin ağzından. Ancak aynı ergen, yolda adres sormaya utandığı için saatlerce yanlış yollara sapabilir. Ya da derste soru sormaya, komşudan bir fincan ödünç şeker istemeye çekinir. Bir yandan kendini vazgeçilmez biçimde hoş bulan genç, yüzünde çıkan bir sivilce ya da yatmayan saçı nedeniyle dünyanın en çirkin kişisi haline gelebilir! Çok kısa aralıklarla aşırı hareketli ve aşırı durgun olabilir. Kabına sığamayan, "eli, kolu durmayan" çocuğunuz, bir an sonra gözünü saatlerce tavana dikip yatabilir.
Bir yandan başarılı olmak beğenilmek ister: Diğer yandan çalışkan olduğunda arkadaşları arasında komik duruma düşeceği, alay konusu olacağı yönünde bir endişesi olabilir. Bu dönemde başkalarının, özellikle arkadaşlarının ne düşündüğü onun için çok önemlidir.
İlgi duyduğu konular ve nesnelere ilişkin aşırı dikkat ve titizlik söz konusudur. Yapmak istemediği ya da ilgisini yeteri kadar çekmeyen bir konuda dikkatini toplamak çok zor bir uğraştır. Pek çok ana-babanın ortak tanımı olan "bakar-görmez" sözcüğü bu durumu oldukça güzel özetlemektedir. Yine "on kez, yirmi kez sesleniyorum, duymuyor" şeklinde yakınılan ergenler, kendilerine ilişkin bir fısıltıyı bile duyabilirler.
Ergenlik döneminde gençler çok kırılgan olurlar. En ufak bir eleştiriyi benliklerine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirebilirler. Buna karşın argo, kaba konuşma ve hitap biçimlerine en çok bu dönemde rastlanır. Aynı zamanda keskin birer gözlemci olma yeteneğinin tadını çıkaran ergenler acımasız birer eleştirmen olurlar. Onların yaptığı biçimdeki bir eleştiri sizden gelirse bunu kaldırmakta zorlanır, hiç unutmaz ve sizin kendinizi suçlu hissetmenize neden olur.
Ergenlik dönemi gençlerin risk almaktan çekinmedikleri ya da olumsuz koşulları yeterince değerlendiremedikleri bir çağdır.

Ergenlik Dönemiyle İlgili Bazı Araştırma Sonuçları
* Kuramsal olarak, ergenlik çağında ana baba ile çatışmaların artması beklenir. Ancak, bu beklenti araştırmalarla tam olarak desteklememiştir. Bireysel farklılıklar göz önüne alınarak benzer bir şekilde yaşanmaz.
* Ergenlikte gençler bağımsızlıklarını bulmaya çalışır, ancak bunu yaparken ailelerinin desteğine de ihtiyaç duyarlar. Her ne kadar onlar kendilerini dışarıya atsalarda, unutulmamalıdır ki her zaman aile desteğine ihtiyaçları vardır.
*
Gençlerin anneleri ile babalarından daha çok konuştukları, sorunları için anneye daha sık başvurdukları görülmüştür.
*
Araştırmalar, anne ve babalarla ilişkilerin kız ve erkek çocukların kişiliklerini farklı biçimde etkileyebileceğini, baba ile ilişkinin erkek çocuk için önemli olduğunu ortaya koymuştur.
*
Erkeklere kıyasla, kızların arkadaşları ile daha çok sır paylaştıkları görülmüştür.
* Ergenlikte yalnızlık duygusu, anne baba ve arkadaşlık ilişkilerinden etkilenmektedir.

3.Ergenlik döneminin genel özellikleri nelerdir?
* Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider yerine güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir.
* Duyguları hızlı bir iniş çıkış gösterir. Çabuk sevinir çabuk üzülür. Çabuk sinirlenir, olur olmaz şeyi sorun yapar. Karşıt düşünceleri vardır.
* Derslere ilgisi azalmıştır.
* İstekleri artmıştır. Kendisine tanınan hakları yetersiz bulur. Ana babanın uyarılarına birden tepki gösterir, ters yanıtlar verir.
* Dağınıktır. Sık sık bir şeyler devirip kırar. Oburlaşır, durmadan bir şeyler atıştırır.
* İlgileri artmış gelgeç hevesleri çoğalmıştır. Gürültülü müziğe bayılır. Süse ve giyime düşkünlük gösterir.
* Gizliliğe önem verir. Odası varsa saatlerce odasına kapanır, hatta kapısını kilitli tutmaya özen gösterir. Duvarlara renkli resimler ve posterler asar. Arkadaşlarıyla gizli konuşmaları ve fısıldaşmaları olur.
* Günlük tutmaya başlar. Şiir ve öykü yazmaya özenir. Kendinden habersiz mektuplarının ve yazdıklarının okunmasına büyük tepkiler gösterir.
* Bu çağ gencin yeni arayışlar içinde olduğu bir çağdır. Genç her şeyden önce kendini aramaktadır. Kendi kişiliğine çeki düzen vermeye çalışır.
* Gençlik çağı bağımsızlık çağıdır. Genç evden kopar, çevreye yönelir. Evde oturmak ona işkence gibi gelir .
* Hayranlık ve tutkuların bol olduğu bir dönemdir. Gençler bir yandan ana-babalarının etkisinden kurtulurken, öte yandan kendilerine yeni örnekler seçerler. Bir öğretmen, sporcu, bir şarkıcı vb. onların benzemek istedikleri kişiler olur.


4. Ergenlerin aile İlişkileri için neler söyleyebilir misiniz?

* Ergenlerin bu dönemde ailelerine olan bağımlılıkları azalır.
* Hiçbir şeyi beğenmez, sürekli şikâyet edecek bir şeyler bulurlar.
* Ailesinin en ufak bir eleştirisine büyük tepkiler verir. Kendine yöneltilen eleştirileri kabul etmez, sürekli eleştirmeyi sever.
* Boşvermişlik içindedir.
* Anne-babasının düşüncelerini eskimiş bulur. Onlardan öğrenecek hiçbir şeyi kalmamış sanır.

5. Ergenlerin Arkadaşlık İlişkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

* Ergen için arkadaşları çok önemlidir.
*
Bu dönemde ergenler kendi aralarında arkadaş grupları oluştururlar.
* Bu grupların kendi aralarında yazısız kuralları vardır. Kurallarına uyan kişileri gruplarına alırlar.
* Her ergen bir arkadaş grubunda olmak ister.
* Erkeklerin kurdukları gruplar daha kalabalıktır, ilişkiler yüzeyseldir.
* Kızlardan oluşan gruplar daha küçüktür, ilişkiler ise daha sıkıdır.
* Ergenliğin ortalarına doğru, karşı cinse olan ilgi artar.
* Ergen, karşı cinsin ilgisini çekebilmek için giyim kuşamına dikkât eder.

6.Ergenlik dönemiyle ilgili duygular hakkında neler söyleyebilirsiniz?
* Kızlar, erkeklerden daha erken duygusal olgunluğa ulaşır ve duygularını kontrol edebilirler.
* Ergenin duygularında bir yoğunlaşma görülür, bunu dışarı vurma ihtiyacı güder. Ergen yaşadığı olumsuz duyguları bağırarak, ağlayarak, el - kol hareketleri yaparak belli eder.
* Ergenin yaşadıkları olumlu duygularsa, şiir, öykü yazar ya da hatıra tutar.
* Ergen duygularını daha çok arkadaşlarıyla paylaşmaktan hoşlanır.
* Aşık olmak bu dönemde baskın bir duygudur. Bazen bunu karşı cinse belli edebilir, bazen de duygularını saklamayı tercih edebilir.
* Bu dönemde hayal kurma söz konusudur.
* Ergende yalnız kalma isteği vardır.

7. Ergenler soyut işlemler döneminde hangi özellikleri gösterirler?

* Genelleme, tümdengelim - tümevarım gibi zihinsel işlemleri rahatlıkla yapabilir.
* Bir sorunun çözümünde birçok faktörü görebilir ve ele alabilir.
* Mecazi söyleyişi anlayabilir.
* Mizah ve espri anlayışı da gelişmiştir.
* Tartışmalara katılmayı sever.
* İnsanlık, hürriyet, adalet ve din gibi soyut kavramları anlamaya başlar ve düşünebilir.
* Ergen, kendi kendini çok eleştirir, kendini çok eleştirdiği için de herkes tarafından eleştirildiğini sanır.
* Ergenin ben merkezci düşünce biçiminin diğer bir özelliği de kendi düşüncesinin, kendi inançlarının en doğru en orijinal olduğunu sanmasıdır.
* Ergenler kendilerini olduğu gibi yargılamadan kabul eden, sevgi, saygı gösteren, güven ve destek veren özdeşim modelleri ile karşılaşma şansına sahip olurlarsa, sağlıklı bir kimlik geliştirebilirler.

8. Bu dönemde Ana-Baba tutumları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yapılan araştırmalar incelendiğinde, anne-babanın çocuklarına yaklaşım biçimlerinin, onların kişilik özelliklerinin biçimlenmesinde etkili olduğu sonucunu çıkarmıştır. Anne-babanın sıkı kontrol ve yoğun özen göstermesi olarak değerlendirilebilen "Aşırı Koruma" sonucu birey, başkalarına bağımlı, kendine güveni olmayan kişilik geliştirebilir.

Hiçbir hareketi sınırlandırılmayan, oldukça serbest bırakılmış, her olumlu davranışı oldukça abartılmış yani, "Aşırı Hoşgörü" ortamında büyüyen birey, bencil ve daima başkalarının dikkatini çekmek isteyen ve kendisine hizmet bekleyen tutum edinebilir.

Çocuğu kabullenmeme, olumsuz duygular besleme yani, "Reddetme" durumunda ise birey, sinirli, özellikle kendinden küçük ve zayıflara karşı düşmanca duygulara sahip, yardım etme duygusundan uzak bir özellik kazanabilir.

"Baskıcı" bir tavırla yaklaşılıp, çeşitli zorlamalarla ve aşırı sınırlamalarla karşılaşan ergen, nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşılık, çekingen, başkalarının etkisinde kolay kalabilen, aşırı hassas ve bunun uzantısı olarak da girişimcilik, atılganlık düzeyi düşük, varlığı ve yokluğu bulunduğu ortamda hissedilmeyen bir özellik geliştirebilir.

Baskıcı tutumun tersi olarak "Boyun Eğme" olarak kabul edilebilecek bir tutum olan, ergenin her istediğinin anında yerine getirildiği, isteklerinin tartışılmadan uygulandığı ortamda ise, bencil, etrafına tahakküm etmekten zevk alan, paylaşmayı beceremeyen ve böylece çevresiyle uyumlu ilişkiye giremeyen birey hâline gelebilir.

8. Son olarak Anne-Babalara hangi önerilerde bulunabilirsiniz?
* Genç için en önemli besinin "sevgi" ve "sevecenlik" olduğunu bilerek, yeterince ilgi ve sevgi gösterilmelidir.
* Gençlerin kendi kendilerini yönetmeleri yolundaki çabalarını "yaş küçüklüğü" gibi nedenlerle engellemeyip, güven duygusunu pekiştirmek üzere, onlara yapıcı ve aktif kılacak bir ortam hazırlanmalıdır.
* Her gencin kendine özgü özelliklerle donanmış, ayrı bir birey olduğu düşünülerek, akranlarıyla ve kardeşleriyle kıyaslama yoluna gidilmemelidir.
* Anne-babalar, özellikle disiplin konusunda görüş birliğinde olmaya ve gencin yanında tartışmamaya özen göstermelidir.
* Ebeveynler eğer çocuklarından anlayış ve saygı bekliyorsa, bunu önce kendileri vermeyi unutmamalıdırlar.
* Çocuklarının onlarla paylaşmak istemedikleri bir kısım sırları, mektupları, hatıra defteri, resimleri olabilir. Bunlar, onların özel haklarıdır. Bu haklara saygılı davranmak lazım.
* Sorunlara ortaklaşa yaklaşınız. İletişim kurmada istekli olunuz ve iletişime başlama görevinin size ait olduğunu unutmayınız.

* Olayları ve sorunları objektifliğinizi bozmadan, bir kez de ergenin (çocuğunuzun) gözüyle görmeye çalışınız. Unutmayınız; her ne kadar iyi olan tarafları hatırımızda kalmış olsa da, bizlerde aynı sorunları yaşamışızdır. Bunu düşünerek iki kuşağın düşüncelerini birleştirmek için çaba harcayınız. Yani her iki tarafta fedakarlık yapmalıdır. Her iki tarafta kendinden ödün vermelidir. Yoksa kuşak çatışması kaçınılmaz olur.

* Sürekli kendini geliştiren bir ana-baba olmaya gayret edin. Böylelikle geçmişi, bugünü ve geleceği daha iyi değerlendirerek çocuklarımızla kuşak çatışmasını en asgari düzeyde yaşamış oluruz.

* Çocuklarınızı severken boğmayınız. Onlara nefes alma imkanı da tanıyınız. Ergenlere sağlanacak yeteri kadar özgürlük, onların gelişmelerini olumlu yönde destekleyecektir. Anne-babadan uzaklaşıyor diye kaygılanmayınız. Bu onların doğal bir sürecidir.

* Ergenleri sürekli denetim altında tutmaya kalkmayın. Unutmayın ki bunu istesek de başaramayız. Bunun yerine; kendisine güvendiğinizi samimi olarak ve davranışlarınızla gösteriniz. Yapacağı yanlış bir davranışın, her şeyden önce kendi kişiliğine ve kendine saygısızlık olacağını hatırlatın.

* Ergenlere, ailede ve toplumda bazı sorumluluklar veriniz, imkanlar tanıyınız. Böylece otokontrol daha kolay gelişecektir. Biliyoruz ki, sorumluluklar insanın olgunlaşmasında önemli işleve sahiptirler.

* Ailede herhangi bir sorun olduğunda gencin görüşlerini de alınız. Unutmayın ki, onu aile içi sevinçlerden ve üzüntülerden ne kadar soyutlayarak yetiştirme yoluna giderseniz, o oranda yetişkinliğe hazırlamada engelleyici olursunuz.

* Çocuklar ve gençler sizin söylediklerinize değil, yaptıklarınıza dikkat eder. Bu açıdan kuru kuruya nasihat eden bir anlayışı benimsemeyin.

*
Ergenin sağlıklı eğitimi ancak okul ile ailenin etkin işbirliği ile gerçekleşir. Kendi başına okul ya da kendi başına aile onun eğitiminden istenilen sonucu alamaz. Okulla süreç içerisinde işbirliği halinde olunmalıdır.

* Ufak tefek hataları görmezden geliniz. Ondan kesinlikle mükemmel olmasını beklemeyin. Onu iyi komşu çocukları ile kıyaslamayın. Eleştirileriniz yapıcı ve düzeltici olmalıdır." Tenkitte cömert olduğunuz kadar takdirde de cömert olunuz." İyi niyetli olmak; bu iyi niyeti davranışlarla göstermek ve daha nitelikli ana-baba olma yolunda çaba harcamaktır.

* Gençlerin çok özel durumlarında (yalnız olarak arkadaşları ile bir geziye katılma, kız veya erkek arkadaş edinme; eğlencelere katılma, ergenlik problemleri vs.) ve kendilerince önemli buldukları konularda anlayış ve duyarlılık göstermeye çaba gösteriniz.

* Gençlere kendi kimlik ve kişiliklerini bulmada yardım ediniz. Bu süreçte çok da ısrar etmeyin. Ancak sizden istendiğinde veya size ihtiyaç duyulduğunu hissettiğinizde yardımcı olun. Ona açıkça sevildiğini, istenildiğini ve sizin için önemli bir varlık, kişilik olduğunu hissettiriniz.

* Onların yetişkinlere karşı geliştirdikleri çözüm ve protestolarını kendi şahsınıza yapılmış bir saldırganlık ya da hırçınlık olarak algılamak yerine, bunu gerekli bir gelişim, olgunlaşma adımı gibi görmeye, onaylamaya ve algılamaya çalışınız.

* Kendinizi zorlamaksızın daima onlarla konuşmaya ve tartışmaya hazır olunuz. Birlikte etkinlikler paylaşın.

* Yalnız sürekli gençlerin yanında değil, zaman zaman karşısında da olunuz. Her dediklerini onaylamak yerine, karşı fikirlerinizi gerekçelendirerek ortaya koyunuz. Şöyle ki:
- İyice dinleyiniz ve her şeyi birlikte, paylaşarak konuşunuz.
- Problemlerin üzerine gidiniz ve bunları ciddiye alınız.
- Olumlu önerilerini kabul ediniz.
- Onlarla gerekçelendirilmiş tartışmalara girişiniz. Kuru, kaba ve inatçı tartışma ile kavgalardan uzak durunuz.
- Yapılan tartışmada yanlışlarınız olursa kendinizi düzeltmeye ve yanlışınızı kabule hazır olunuz.
-Tartışmalarda kendi tavrınızı koyunuz.

* Gençlere boş zamanlarını anlamlı bir şekilde değerlendirme imkânlarını ve yaşamı şekillendirmenin (hobiler, gençlik kolları, ortak çalışma vs.) yollarını gösteriniz.


KAYNAKÇA

http://www.daylight.netteyim.net/altin.htm
http://saglik.tr.net/ergenlik_donemi.shtml
http://musram.kolayweb.com/ergen.htm
http://www.daylight.netteyim.net/cocuk_egitimi.htm
http://www.aap.org
http://www.kocaelitabip.org.tr/ergenlik.htm
http://aile.gov.tr/ergenlik.htm
http://www.genetikbilimi.com/tip/ergenlik.html
http://okuloncesi.bz.tc/egitim/ergenlik.htm
http://yayim.meb.gov.tr/yayimlar/155-156/oksuz.htm
http://www.rehberlik77.org/gulhanergenliksorunlari.htm
http://www.bolu.saglik.gov.tr/v7/Ana_Menu/ergenlik.htm
http://yayim.meb.gov.tr/yayimlar/mayis/26.htm





 

 

 

 
Ana Sayfa