DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR
(20.03.2003, POLİS RADYOSU PROGAMI)

 

Oktay TOPALOĞLU, Psikolojik Danışman,
Hacer KARABULUT, Psikolojik Danışman
Sülbiye CEBECİ, Psikolojik Danışman

Mamak Rehberlik
ve Araştırma Merkezi



1. Konuşma ve dil bozukluklarını nasıl tanımlar mısınız?
Çocukların dil gelişimlerinde beklenen aşamlar da geçikmeler olması, konuşmanın, dik-kati konuşana çekecek kadar normalden çok farklılık göstermesi ve iletişimin bozulduğu ve koptuğu du-rumlar, konuşma ve dil bozuklukları olarak tanımlanır.

2. Konuşma ve dil bozukluklarının nedenleri nelerdir?
1-Organik bozukluklar:
A-konuşma organlarının yapı bozuklukları:
Yarık dudak
Yarık damak,
Ağız bölgesindeki diğer yapı bozuklukları
Dişlerin yapı bozukluğu

B-Merkezi sinir sistemi bozukluğu:
Öğrenme güçlüğü,
Söz yitimi(afazi)

C-Motor bozukluklar
Serebral palsy
Spina bifida

D-Duyusal yetersizlik:
İşitme kaybı
Görme kaybı

E-Bilişsel bozukluk:
Çeşitli nedenlere bağlı zeka geriliği,
Down sendromu

2-Fonksiyonel bozukluklar:
A-Çevresel nedenler:
Konuşmayan aile,
İki dil konuşulan aile

B-Ciddi duygusal-sosyal bozukluklar
Duygusal rahatsızlığı olan anne-baba-çocuk
Otizm

SINIFLANDIRILMASI : Konuşma bozuklukları, dil bozuklukları ve diğer durumlarla ilgili dil ve konuşma güçlükleri olarak sınıflayabiliriz.

3. Konuşma bozukluklarının çeşitleri nelerdir?
1-SÖYLEYİŞ (ARTİKÜLASYON BOZUKLUKLARI):
TANIM:Konuşma seslerini çıkarma işlemine söyleyiş(artikülasyon )denir.4 çeşidi vardır:
1-Atlamalar:sözcüklerin yalnız bir kısmı söylenir .araba yerine "arba''
2-Yerine koyma:sözcüğün başında ortasında veya başındaki sesin yerine başka bir ses kullanılır."Arı'' yerine "ayı''
3-Eklemeler:sözcüklerdeki fazla sesleri içerir."aşağı'' yerine "aşşağı''
4-Çarpıtmalar:ses,konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. "araba''yerine"aba''

2-SES BOZUKLUKLARI : 2 çeşidi vardır:
1-Ses perdesi:bir kimsenin sesi perde bakımından yaşına ve cinsiyetine göre, beklenenden daha alçak yada yüksek olmasıdır.
2-Ses yüksekliği:Sesin çok yumuşak ,zayıf yada yüksek olmasıdır.
Ses kalitesi:sesin genissellik ve boğukluk özellikleri taşıması.

3-KONUŞMA AKIŞINDAKİ BOZUKLUKLAR:
1-Acele-Karmaşık konuşma:Konuşmaları hızlı ,düzensiz,acele,karmaşık olur,Çoğu zaman kekemelikle karıştırılır,söylemek istediklerini anlatamazlar.kekeleyenlerin aksine bozuklulklarının farkında değildirler,konuşabilirler ve nadiren kekelerler.
2-Kekemelik:Anormal tekrarlarda duraksamalardan veya söyleyiş için gerekli seslerin hecelerin veya hareketlerin uzatılmasından oluşur.Bunlarla birlikte konuşma çabasını gösteren mimik ve jestleri konuşmanın engellenmesini konuşmadan kaçınmayı ve kaygıyı içerir.

4. Dil bozuklukları çeşitleri nelerdir?
1-GECİKMİŞ DİL:Çocukların beklenen zamanda dil gelişimlerini geliştiremezlerse ve anlatmada güçlükleri varsa,bu durum gecikmiş dil olarak tanımlanır.

2-SÖZ YİTİMİ (APHIASİA):Dilleri gelişmiş olan çocuklar beyin sarsıntısı geçirirlerse;düşüncelerini düzenleme,anlama ve anlatma yeteneklerini yitirebilirler. Her tür sembol kullanmada(Okuma,yazma, hecelemeye konuşmada) sorunları olabilir.

3-BELİRLİ DİL YETERSİZLİKLERİ: Beyin sarsıntısı geçirmemiş fakat dil gelişimleri bilişsel ve sosyal gelişimlerinin gerisindedir. Dili etkin olarak kullanamazlar. Böyle çocukların problemleri konjenital söz yitimleri veya gelişimsel söz yitimi olarak adlandırılır. Buda beyin fonksiyonlarının eksikliğinden ileri gelmektedir.

5. Diğer durumlara bağlı konuşma ve dil bozuklukları nelerdir?
1-beyin felciyle ilgili.
2-işitme engeliyle ilgili,
3-Yarık damak veya yarık dudak,
4-zeka geriliği ve duygusal problemlere bağlı olanlar.

6. Eklemleme (Artikülasyon ) bozukluğu nedir?
Çocuk ana dilinin bağımsız veya bileşik sesleri doğru ve anlaşılır şekilde çıkaramıyorsa ve çıkardığı sesler aynı yaş grubundaki çocukların çıkarması gereken seslerden farklılık gösteriyorsa o çocukta artikulasyon var demektir. Eğer artikulasyon bozukluğu çocuğun konuşmasını anlaşılmaz hale sokuyorsa ve etrafın dikkatini konuşma yoğun olarak çekiyorsa , bozukluk oldukça yoğun demektir (Özsoy ,1982) .

Türleri: Dört değişik türde görülür.
1-Atlamalar: Sözcük içindeki sessin düşürüldüğü veya atlandığı yani sözcüklerin bir sadece kısmının söylendiği bozukluktur. Örneğin gördüm yerine "gödüm", saat yerine "sat" hayvan yerine -ayvan, rehberlik yerine -reberlik,araba yerine -arba denilmesi

2- Sessin değiştirilmesi (Yerine Koyma) : Sözcüğün başında, ortasında veya sonundaki bir sesin yerine başka bir ses kullanılmasıdır. Küçük çocuklarda çok sık görülen bir bozukluktur. Çocuk sözcük içinde zor çıkardığı sessin yerine kolay çıkarabildiği bir sessi kullanarak konuşur. Bu değiştirmede çocuklar belli bir kurala bağlanmazlar. Sıkça değiştirilen sesler "r,s,ş,k, t, ı"dır.Örneğin "sarı" yerine "sayı", "kara" yerine "kaya" , "arı", yerine "ayı", " köprü" yerine "körpü", kitap-kipat, davul-dayul denilmesi gibi

3- Sessin bozulması (Çarpıtmalar): Bazen atlama ve değiştirme yoktur. Sözcük içindeki ses öğlesine çıkarılır ki bu ses dilimizde yoktur. Tanımak güç olur. Böyle durumlarda sessin bozulması denir. Pek sık rastlanmaz. Sesler tam doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır.
Örnek : karagöz -kaxgöz ,ekmek -emme


4- Olmayan bir sessin eklenmesi (Eklemeler) : Sözcük içinde olmayan bir sessi o sözcük içine katarak söylemektir. Bazı çocuklar birbiri ardına iki ünsüz sessin arasına, bir ünlü ekleyerek söylerler. Bazıları belli bir kurala uymaksızın ekleme yapar. Yani sözcüklerdeki fazla seslerdir. Örneğinin "tren" yerine "tiren" "avlu" yerine "havlu" , saat yerine sahat, Aşağı-aşşağı, atmış-altmış, pencere -penicere denilmesi gibi.

7. Eklemleme bozukluğunun nedenleri nelerdir?
Nedenleri çok değişik nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Yapısal ve görevsel nedenler olarak sınıflayabiliriz.
Eklemleme (artikülasyon) mekanizmasını oluşturan organlardaki yapısal bozukluklar eklemleme bozukluğuna yol açabilmektedir. Çenenin yapısında ve işleyişinde bozukluk olması; dişlerin bulunmayışı veya diş düzeninin bozuk olması; dudakların yapısının çok gergin, yarık ve çok ince olması; damağın aşırı yüksek yada basık tavanlı olması; dilin aşırı büyük veya dil kaslarının normal işleyişten yoksun olması gibi durumlar eklemlemeye (arikülasyona) sebep olabilmektedir. Ayrıca işitme kaybı ve zihinsel engellilik de eklemleme bozukluğuna neden olabilmektedir. Bu nedenler fiziksel nedenler olarak sınıflanabilmektedir.
Ayrıca evde konuşulan dil, çevredeki konuşma örnekleri, konuşma öğretiminde yanlış yöntem izlemesi ve duygusal bozukluklara bağlı olarak eklemleme bozukluğu ortaya çıkabilir. Bunlar da görevsel nedenler olarak sınıflanabilir.
Konuşma özürlü çocukların çoğunluğunda artikulasyon bozukluğu görülmektedir. Artikülasyon bozuklukları bir veya iki sesi içerebildiği gibi belirli ses gruplarını da içerebilir. Artikulasyon bozukluğunun derecesi arttıkça, kişinin konuşmalarının anlaşılabilir olma oranı azalmakta çevre ile iletişim kurmakta büyük ölçüde zorlandıkları için saldırganlık kendine güvensizlik, içe dönüklük, kendine yetmeme gibi kişilik problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum çocuğun grup aktivitelerinde yer alışını, çevreye uyumunu , okul başarısını ve giderek kişiliğini olumsuz yönde etkilemektedir (Belgin ,1989).
Artikülasyon bozukluğu olan çocuklara uygun eğitim programının seçilebilmesi için ilk önce çocuğun konuşmaları değerlendirilerek, artikülasyon bozukluğunun derecesi ortaya çıkarılabilir. Konuşmanın değerlendirilmesi , hata yapılan sesin belirlenmesi, hatanın kelime başı ortada ve sonunda oluşuna göre yerinin bulunması ve hatanın cinsinin (konuşma sesleri yokluğu ,seslerin yer değiştirmesi, sesin bozuk çıkarılması ve değişik seslerin eklenmesi )saptanması ile yapılmaktadır (Aktaş,1982)
Artikülasyon bozuklukları sesin kelime içindeki yeriyle de ilgilidir. Okul öncesi dönemde bulunan çocuklar genellikle baştaki sesleri doğru çıkarırlar. Daha sonra ortadaki ve sondaki sesleri düzgün çıkarırlar. Sesin düşürülmesi ve değiştirilmesi en az baştaki seslerde görülür (Sucuoğlu,1979) Örneğin ;
r harfinde artikülasyon bozukluğu olduğu düşünülürse ,başta- ®afet ,Ortada -po®takal ,sonda -gide® okul öncesi dönemdeki çocuklar başta bulunan ® harflerini genellikle çıkarır ortada ve sondakileri daha sonraki süreçlerde kazanırlar.
Çocuğun probleminin giderilmesi için doğru bir tanılama gerektirir. Tanılama ile birlikte nedenlerin ortaya çıkarılması da önemlidir. Eğer çocukta artikülasyon bozukluğunun nedeni yapısal bir bozukluksa bozuklukların çoğu tıbbı tedavi ile düzeltilebilir, neden işitme engeline bağlı ise uygun tedavi ve işitme aracı kullanılır, zeka düzeyi düşük çocuklarda zeka seviyesine göre terapinin düzenlenmesi ve çocuğun mevcut kapasitesinden en iyi şekilde yararlanılması gerekir, aile atmosferi ve duygusal uyumsuzluk gibi engeller için psikiyatrik çalışmalar yapılmalıdır.
Kısaca çocuğun artikülasyon bozukluğuna neden olabilecek; yapısal ,görevsel ve psikolojik nedenler ortadan kaldırılarak terapiye başlanmalıdır.
Artikülasyon bozukluğu terapisinde ilk aşama; çene, dudak, dil kasları gereği gibi işlemiyorsa bu kasları çalıştırmaktır bunun için ;
*Üfleme çalışması :Kibrit ,mum, söndürme ,kağıt üfleme pervane döndürme
*Sakız çiğneme çalışması
*Yalama çalışması: Dudaklara reçel,bal gibi tatlılar sürülerek yalama çalışmaları ile dil ,dudak ağız kaslarının gelişmesinin sağlanması
*Islık çalma çalışması
*Dil yuvarlama çalışması
*Dişleri birbirine vurma çalışması
*Dudakların enlemesine, uzunlamasına açılıp kapanma çalışması
Yapılan bu çalışmalar artikülatör ( Çene ,dudak,dil,ağız ) kasların çalışmasına geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.
İkinci çalışma ise; çocuğun probleminin farkına vardırmak ve terapiye istekli hale getirmektir. Çocuğun bozuk çıkardığı sesler çocuk ve eğitimcisi tarafından beraberce listelenir böylece çocuk hangi sesleri çıkaramadığını bilir ve bu seslerle çalışma yapacağının farkına varır.

8. Artikülasyon bozukluğu yaşayan çocuğu olan aileye ne gibi öneriler sunabilirsiniz?
*Aile önce çocukta yapısal bir bozukluk olup olmadığına bir tıbbi kuruluştan yararlanarak öğrenebilir. Bu gibi yapısal bozukluğu olan çocukların önce tedavi ettirilmesi gerekir. Eğer çocuğun artikülasyon bozukluğunun nedeni aile ortamı, duygusal sorunlar var ise çocuğun psikolojik yardım alması yararlı olur .
*Aile çocukta artikülasyon bozukluğu olduğunu düşünürse; aile önce Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden yararlanarak artikülasyon testi yaptırmalı ve artikülasyon çeşidi ,hatalı seslerin adedi ve hatalı sesin başta sonda ya da ortadamı olduğu hakkında bilgi almalıdır.
*Yapısal bozukluk ve duygusal çatışmaya dayalı olmayan artikülasyon bozuklukları ailenin yapacağı yardım ve özveri ile düzeltilebilir. Anne baba bu çalışma esnasında sevecen ve sabırlı olmalı hatalı seslerin birden düzeleceği sanılmamalıdır, bu nedenle aceleci olunmamalıdır.
*İlk çalışma olarak aile çocuğun ağız, dudak, dil v.b artikülatör organlarındaki kasları çalıştırma çalışması yaptırmalıdır. Bunun için çocuk sakız çiğneyebilir, dudak kaslarını çalıştırmak için üfleme çalışması, dudaklara bal sürerek dudak yalama çalışlması, a-o gibi ağız yuvarlama hareketleri diş takırdatma hareketleri gibi, bu hareketler daha da genişletilebilir.
*Aile çocuğun hatalı çıkardığı sesleri tesbit ederek içinde bu seslerin bulunduğu kelimelerden oluşan ilgili bir liste hazırlamalıdır. Bu listeyi çocukla beraber hazırlayarak çocuğun listedeki kelimelerden haberdar olması sağlanır .Bu listeyi bazen yanlış bazen doğru telaffuz ederek okumalı ve her yanlış okunan telafuzu bir işaretle belli etmesi istenir, daha sonra bütün kelime doğru telaffuz edilerek okunur ve çocuğun dikkati doğru sese çekilir. Çocukla beraber hatalı çıkarılan seslerden oluşan kelimelerden oluşan bir hikaye hazırlanır, önce çocuk okur sonra aile doğrusunu okur, çocuk tekrar okuyarak kendi yanlışların işaretler. Burada amaç çocuğun doğru sese dikkatini çekmek ve doğru telaffuz etmesini sağlamaktır.
*Çocuk ve aile ayna karşısına geçerler, önce aile çocukla beraber hazırlanan kelime listesinin doğrusunu okur, sonra çocuktan okumasını ister, çocuk ebeveyninin ağız hareketlerine (ağzının hatalı sesi çıkarırken aldığı şekle dikkat ederek) bakarak doğrusunu çıkarmaya çalışır, hem doğrusunu hem yanlışını telaffuz eder, çocuk hem doğru sesin hem yanlış sesin farkını görür.
*Çocuk okula gidiyorsa Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal Bilgiler v.b gibi ilgili derslerden okuma çalışması yaptırılır. Aile , çocuğun yanlış çıkardığı seslere ilgisi çekilmeli, çocuktan yanlış okuduğu seslerin altını çizmesi istenmelidir. Bu ödevleri birde anne baba çocuğun yaptığı yanlışlar gibi okumalı ve her yanlışta çocuğun parmağıyla masaya vurması istenmelidir, sonra doğru telafuz etme çalışmasına geçilmelidir.
*Aile, çocukla beraber oluşturdukları kelime listesinden ilgili resimleri beraberce toplayarak bir dosya oluşturulur. Aile bu resimlerle doğru sesi çıkarma çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar yapılırken çocuk doğru çıkardığı sesler için ödüllendirilmelidir. Çalışmanın son aşamalarında ödül azaltılarak uygun bir biçimde kesilmelidir. Aile çalışma örneklerini artırmalıdır.
*Aile çocuğa evdeki rutin işlerde de görev vermeli, bu işleri yaparken çocuğun hatalı çıkardığı sese dikkati çekilmelidir.
*Alıştırmaya önce ses ile başlanır, çocuk sesi doğru telaffuz ettikten sonra basit hecelere geçilir, en son kelimeye geçilir. Cümle önce kısa basit sonra atasözleri bilmeceler, tekerlemelere geçilebilir. Alıştırmalar çocuğun anlayabileceği gibi tane tane ve normal ses düzeyinde olmalıdır

Bu çalışmalar yapılırken çocuğu sıkmamak, onun hoşuna gidecek ortamlar yaratmak ve çocuğu ödüllendirmek çok önemlidir. Bu mesafe iyi ayarlanmazsa çocuk çalışmadan sıkılıp hiç konuşmama yolunuda seçebilir. Aile çocuğa sabırla yaklaşmalı, çalışmalarda aceleci olmamalı ve hemen sonuç bekleme gayretine girmemelidir. Çocuktan aynı şeyi defalarca tekrarlamasını istemek çocuğu sıkar, konuşmaya ilgisini azaltır ve çocuk sorulan sorulara cevap vermez. Başarıya ulaşmak için her sözü tam değeri ile seslendirmeye ve acele etmemeye özen gösterilmelidir. Çocuk doğru sesi kelime içinde de çıkarmaya başladığında hemen alıştırmalar sona erdirilmemeli ve çocuk takip edilmelidir.

9. Artikülasyon bozukluğu öğrencisi olan sınıf ve branş öğretmenine sunacağınız öneriler nelerdir?
Bugün için yurdumuzda konuşma özürünün düzeltilmesinde çalışabilecek yeterli sayıda eleman yoktur. Ama artikülasyon bozukluğu olan çocuk vardır. Bunlardan okul çağında olanlar çoğunlukla sınıflara bu özürleri ile devam etmektedir. Sınıflarında artikülasyon bozukluğu olan çocuklar tamamen sınıf öğretmeninin anlayış, yeterlilik ve çabasına kalmaktadır. Acaba bu sınıf öğretmeni artikülasyon bozukluklarını düzeltme çalışması yapsın demek midir? Bazı belirli vakalar için evet. Fakat bu hiçbir zaman sınıf öğretmeni konuşma uzmanının yerini tutar demek değildir. Sınıf öğretmeni terapistin yerini tutacak fonksiyona sahip olmadığı gibi terapiyi sürdürmek için yeterli zamana da sahip değildir.
Öğretmen çocuğa karşı sevecen, sabırlı, ve özverili olmalıdır. Çocuğun hatalı çıkardığı sesi hemen doğru olarak kazanamayacağı için aceleci davranmamalıdır.
Öğretmen önce çocuğun artikülasyonunun çeşidini ve çıkardığı hatalı sesleri bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk aşaması hatalı sesin, doğru olarak çıkarılması ile başlanmalı ve doğru çıkarmaya başladığı sesi kelime içinde kullanarak doğrusunu öğretmelidir.
Öğretmen Türkçe dersinde artikülasyonu olan çocuklara daha fazla söz vermelidir. Parçanın okunuşunda her çıkardığı hatalı sese çocuğun dikkatini çekmeli ve öğretmen tarafından doğru telafuz edilerek çocuğun tekrarlaması istenmelidir. Aynı uygulama anlatım çalışmaları, matemetik dersinde problemin okunması gibi durumlarda da tekrarlanmalıdır.

*Öğretmen artikülasyon bozukluğu olan çocuklarda hatalı çıkardığı seslerden oluşan isteklerde bulunur. Örneğin ® harfinde artikülasyon bozukluğu olan bir çocuğa "Git ®asim Beyden tebeşir iste yoksa Tü®kan hanımdan iste gibi "çocuğun bu kelimeyi tekrar etmesi ve isteği yerine getirmesi istenir.
*Çocuklara öğretmen arasıra şarkı, masal , öykü, kasetleri dinlettirilerek çocuğun çıkardığı hatalı sesin doğrusunu öğrenmesi , anlaması ve dikkatinin çekilmesi sağlanır.
*Sınıfta mani , tekerleme , şarkı söylenerek çocuğun hatalı çıkardığı sesler tekrar ettirilmelidir.
*Öğretmen bir parça okurken bilinçli hatalar yaparak çocuğun bunları kaydetmesini ve doğrularını kendisinin telaffuz etmesini sağlar.
*Öğretmen bir parçayı okur çocuk çıkarmakta güçlük çektiği sesi işaretler.
*Sınıfta başka artikülasyonu olan çocuklar birbirlerini dinleyip yanlışları not ederler, kendi aralarında doğru sesi telaffuz etmeye çalışırlar.
*Çocuğa sınıf içi rutin işlerde görevler verilerek çocuğun günlük günlük konuşmalarına dikkat ederek yanlış çıkardığı sesler üzerine yoğunlaşmalıdır.

Kısaca çocuğun çıkardığı sese dikkatinin çekilmesi, bu sesi doğru çıkarır hale getirmesi ve sesi kelime içinde doğru kullanır hale gelmesi artikülasyon bozukluğunun giderilmesindeki temel aşamalardır. Öğretmenler bu etkinlikleri sınıf içi ve sınıf dışı etkinliklerle kendi ortamına uydurarak geliştirebilir. Ayrıca öğretmen çocuğun çıkardığı her doğru ses ve kelime içinde doğru çıkardığı ses için sözel ödülle ödüllendirilmelidir. Öğretmenler (artikülasyon çalışmaları yaptırmadan önce) sınıfta artikülasyon hakkında öğrencilerine bilgi vermeli eğitimle geçebilecek bir bozukluk olduğunu ve arkadaşlarını duygusal yönden desteklemeleri gerektiğini anlatmalıdır.
Artikülasyon bozukluğu eğitiminde öğrenciye destek olmak amacıyla sürece katılan öğretmenlerin ilk anda çok fazla çaba harcayarak bıkkınlığa uğramalarıdır yada başarı dilek ve seviyelerini yüksek tutmaları ve dolayısıyla istenen hızda ilerleme sağlayamamalarıdır
. Bütün bunlar öğretmeni etkilediği kadar öğrenciyide etkiler, çünkü bu gibi durumlarda öğrenci daha fazla sıkıştırılır, bazı hallerde bu çocukta yılgınlık panik ve başka problemlerin doğmasına yol açabilir (Özsoy ,1982 ).
Anne baba ve eğitimcilerin artikülasyan bozukluğu ile ilgili bilgileri edindikten sonra artikülasyon bozukluğunun kriterlerini de göz önüne alarak çocuklarında artikülasyon bozukluğu olabileceğini düşünüyorlarsa vakit kaybetmeden bulundukları yerde Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine baş vurarak artikülasyon testi yaptırmalı ve hastahanelerin K.B.B bölümleri dil ve konuşma bozuklukları ünitelerinden yardım almaları, konuşma uzmanları ile işbirliğinde olmaları gerekmektedir. Aile ve eğitimciler unutmamalıdırlar ki; artikülasyon bozukluğu uygun bir konuşma eğitimiyle düzelebilecek bir bozukluktur.

10. Gecikmiş konuşma ve nedenleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geri yada konuşma gelişimi açısından daha yavaş bir gelişme gösteriyorsa o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.
Çocuğun konuşmasının neden geciktiğini öğrenmek alınacak önlemler konusunda bir fikir verebilir.
*Uzun süren gecikmiş konuşma özürünün başlıca nedenlerinden biri zihinsel öğrenme yetersizliğidir.
*Yarık damak tavşan dudak gibi konuşma organlarında oluşan bir problem doğrudan dil ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*İşitme kaybı ve görme özürü gibi bazı duygusal kayıplar, erken dil ve bilişsel gelişim için önemli olan deneyimleri engelleyebilir, bu durumda da çocuk çevrenin ve duyuların zengin kaynağından ve sonuç olarak bilgiden yoksun kalabilir.
*Uzun süreli hastalıklar ve çocuğun sık sık hastalanması da dil ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*Eğer çocuğun çevresinde ilgisini çeken dil ve konuşma gelişimini destekleyen bir ortam yoksa, gelişimi daha yavaş olabilir.
*Çocuğun ait olma sevme ve sevilme, kabul edilme gibi gereksinimlerinin giderilmemiş olması duygusal yoksunluğa yol açabilir.
*İki dil konuşulan ev ortamı, baskıcı aile ortamları düşük sosyo ekonomik düzey gibi çevresel faktörler de dil ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*Bazen çocuğun geçmişinde veya çevresinde, konuşmasındaki gecikmeye herhangi bir neden görülmeyebilir. Bazen de birçok problem vardır. Fakat hiçbiri dilde gecikme yaratacak kadar önemli yada şiddetli değildir.Çocuk her nedense konuşmamaktadır.Bu, konuşmalarında gecikme olmuş bir çok için geçerlidir.

11. Gecikmiş konuşmanın belirtileri nelerdir?
Konuşma güçlüğü ne kadar erken farkedilirse, güçlüğün önüne geçmek yada önlemek o kadar mümkün olmaktadır.
Gecikmiş konuşma, hem derece hem tür olarak çok değişik gösteren bir dil ve konuşma güçlüğüdür.Tanılama daha çok gözlem ve çocuğun yakınlarında alınan dolaylı bilgilere yapılmaktadır.
Bu iki nedenden ötürü kesin bir belirti listesi yapmak güç olmaktadır.

Gecikmiş Konuşması Olan Çocukların

1. Kısıtlı sözcük dağarcıkları vardır. Ya hiç konuşmazlar ya da zor anlaşılan birkaç sözcük kullanabilirler.
2. Yutma, çiğneme, salya akıtma sorunları olabilir.
3. Düşünce ve isteklerini anlatmada zorlanabilirler.
4. Düşüncelerini jest, mimik ya da işaretlerle anlatmaya yönelebilirler.
5. İletişim kurmaya isteksiz davranabilirler
6. Çevrelerindeki seslere, konuşmalara ilgisiz davranabilirler, dinlemez görünebilirler.
7. Anlaşılmaz sesler çıkarabilirler.
8. Çevreleriyle ve yeni girdikleri ortamlara uyum güçlükleri gözlenebilir.
9. Yalnız kalmayı tercih edebilirler.
10. İsteklerini, düşüncelerini dile getirirken hoş olmayan(vurma, çarpma, ağlama, bağırma gibi)tepkilerde bulunabilirler.
11. Dikkat süreleri kısa veya dikkatleri dağınık olabilir.
12. Kavramları geç ve uzun zamanda öğrenebilirler.
13. Bellekleri zayıf olabilir.
14. Öğrendikleri bilgileri transfer edemeyebilirler.

12. Gecikmiş konuşması olan öğrenciye neler yapılabilir?
Gecikmiş konuşması olan öğrencimize yönelik öncelikle yapmamız gereken, onun varlığını kabul etmektir. Böylece diğer öğrencilerin ve diğer velilerin de güçlüğü olan öğrenciyi kabul etmeleri kolaylaşacaktır.

Program ve Planlarda:
Öğrencimizdeki bireysel farklılıkları göz önüne alarak hazırlayacağımız eğitim programlarının başlatılması ve yürütülmesi için özel planlara ihtiyacımız vardır. Bu planlar okullarda bulunan BEP geliştirme birimi tarafından hazırlanacaktır. Değerlendirme yapılırken öğrenci, sınıftaki diğer öğrencilere göre değil kendi içinde değerlendirilmelidir.

Eğitim Ortamlarında
* Dil ve konuşma güçlüğü olan öğrenci ile arkadaşları arasında birtakım uyum sorunları olabilir. Bunlara fırsat vermemek için öğrencileri doğru ve gerçekçi bilgilerle bilgilendirmek gerekebilir. Bu bilgilendirme çocuk sınıfta yokken yapılmalıdır.
*Okulda ve sınıfta düzenlenen çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerde bu öğrencilere performansı ve yetenekleri doğrultusunda görev ve sorumluluk verilmeli
*Öğrencinin arkadaşlık ve grup ilişkileri gözlenmeli, gerekirse eğitsel çalışmalarla desteklenerek gerekli önlemler alınmalı
*Bu öğrencinin ortaya çıkabilecek sorunlarla baş edebilmek için bilimsel gelişmeleri izleyebilmek için, uzman kişi ve kurumlarla işbirliği yapılmalıdır.
*Öğrenci okulda mevcudu en az olan sınıfa yerleştirilmelidir.
*Öğretmeni en iyi göreceği, duyabileceği yere oturtulmalıdır.
Aile Eğitiminde
Aile ile yakın işbirliğine girilmeli, çocuğun sportif ve sosyal faaliyetlere aktif katılımı için aile yönlendirilmeli

Daha Sağlıklı bir iletişim için ;
Konuşurken ve dinlerken;
1. Öğretmen öğrenci ile göz göze iletişim kurmaya özen göstermeli
2. Öğretmenin yüzü öğrenciye dönük olmalı konuşulanın duyulduğundan emin olmalıdır.
3. Konuşmanın akışına uygun anlamı güçlendiren jest ve mimimler kullanılmalıdır. Abartılı jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır.
4. Yüksek sesle konuşulmamalıdır.
5. Sözcükler hecelenmeden verilmelidir.

Gecikmiş konuşması olan öğrencinin hatalarını düzeltmek yerine;
* Çocuğun öncelikle doğru sessi ya da sözcüğü dinlemesine fırsat verilmelidir.
*Düzgün diksiyonla ses ya da sözcük cümle içinde bol bol tekrarlanmalıdır.
*Diksiyon hataları, özellikle 9 yaşın altındaki çocuklarda mümkün olduğunca doğal gelişim sürecine bırakılmalıdır.
*Dil ve konuşma güçlüğü olan öğrenciye soru sorulduğunda çocuğun sessini ayarlaması heyecanını yatıştırması ve kendisini hazırlaması için zaman tanınmalı
*Sınıfta görsel-işitsel araç gereçler kullanılmalı kaynak kişilerden yararlanılmalı,
*Müzik eğitimi dil ve konuşma güçlüğü olan çocukların dil gelişimlerini olumlu yönde etkiler. Ayrıca sınıf içi österiler, yaratıcı drama etkinlikleri, gözlem, deney, örnek olay model olma soru cevap gibi yöntemlere yer verilmesi yararlı olacaktır.

Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Öğrenciyle İletişim Kurarken
*Dokunmanın önemi unutulmamalı
*Öğrencinin olumlu davranışları mutlaka görülmeli ve gelişim düzeyine, yaşına, cinsiyetine ve özelliklerine göre uygun pekiştireçlerle ödüllendirilmelidir.
*Pekiştireç hedef davranışa ulaşmada izlenecek aşamalarla orantılı olarak kullanılmalı, her zaman her zaman aynı tür pekiştireçler kullanılmamalıdır.

Bireysel ve Grup Etkinliklerinde Nelere Dikkat Edilmelidir.
*Çocuğu etkinlikte yer alması için zorlamamalı, kendiliğinden katılması beklenmelidir.
*Çocuğun anlama düzeyine uygun sözel talimatlar seçilmelidir.
*Etkinlik süresi iyi ayarlanmalı, ne kısa ne uzun olmalı
*Amaçlanan davranış için öncelikle model olunmalı
*Etkinlikle ilgili konuşulmalı; öğrencinin de yaptıkları hakkında konuşması için desteklenmelidir.



13. Kekemelik (Ritm Bozukluğu) için neler söyleyebilirsiniz?
Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.
İşte ses hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "kekemelik" olarak adlandırılır. Artık, kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.
Her kekemelik bir diğerinden farklıdır. Ancak özelliklerini şu şekilde gruplamak mümkündür.

* Normal sayılamayacak şekilde sözcük parçalarının hecelerin ve cümlelerin tekrar edilmesi ; p.p...peki, ol-ol olma, ben de ben de bende geleceğim.
*Sözcüklerin bitirilmeden bırakılması,
*Düzensiz solunum ve kararsız konuşmaya bağlı olarak sözcüklerde alışılmadık vurgulamaların ortaya çıkması,
*Seslerin olağan dışı uzatılması söz konusudur. Örneğin f.f.f. fare gibi.
*Kekemelerin çoğunda nefes alırken konuşmaya çalışma nefesi bitene kadar zorlanma, nefesi tutup konuşma gibi yanlış solunum özellikleri de görülmektedir.Kekeleyen kişi bunu farettiğinde konuşma güçlüğüne korku ve kaygı eşlik etmeye başlar.Bu duygularla birlikte kekelemede artar.

Belli bir sessin çıkartılması ve konuşma sırasındaki gerginliğin atılmaması, nefesin engellenmesine ve tıkanmasına yol açar. Karşılıklı konuşmayı kontrol edebilmek için gösterilen mücadelenin işaretleri açık olarak görülebilir. Yüzde gerilim, kaş-göz oynatma, başın ani hareketleri bütün bedende istenmeyen jestler gözlenebilir ve her ses birimi bu tıkanmalardan etkilenebilir.
Konuşmada güçlük yaşandığı anda sadece heyecansal nedenlerle fazladan sözcük ve sesler eklenir. Aman ya! ya! şey gibi
Sözcükler, konuşulan konuya uygun olmayacak şekilde dolambaçlı yollarla söylenebilir. Kekemeliği olanlar hangi sözcük ve seslerin onlar için problem yaratacağını bilirler ve bu durumdan sözcük oyunları ile kaçmaya çalışırlar.


14. Kekemeliğin nedenleri nelerdir?
Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar, kekemeliğin yapısal nedenlere bağlı olduğunu savunurlar. Kişinin bünyesi, fizyolojik durumu ya da nörolojik durumu diğer faktörlerle birleştiğinde kekemeliğe neden olabilir. Kekemeliği öğrenilmiş bir davranış olduğunu savunanlar ise konuşmanın öğrenilmiş bir davranış olduğunu dolayısıyla kekemeliğin de öğrenilmiş bir davranış olduğunu savunurlar. Kekemeliğin bir kişilik bozukluğu olduğu görüşünde olanlar da vardır. Bu görüşü paylaşanların çoğunu psikolog ve psikoanalistler oluşturmaktadır. Onlara göre kekemeler kekeleyerek konuşmakla normal biçimde konuştuğunda duyuramadığı bir takım gereksinimlerini karşılamaktadır. Diğer bir görüş kekemelik bir direnme belirtisidir. Kişi direnme davranışına neden olan bir durumun etkisi altındayken konuşmaya zorlanır yada kişi kendini konuşmak için zorunlu hissederse direnme etkisini onun konuşmasında gösterir. Söylenen bütün görüşlerin doğru olan yanları vardır. Fakat hiçbiri tek başına bütün kekemelik olgularını açıklamaya yetmemektedir. Kekemeliğin nedeni çocuktan çocuğa değişmektedir.

15. Kekemelik genellikle hangi yaşta ortaya çıkar?
Kekemelik genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (3-6 yaş )Bazı durumlarda, okul çağında ilk kez görülebileceği gibi nadiren yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir.

Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?
Evet cinsiyete göre gösterebilir.Kekemelik erkek çocuklarda, kız çocuklarda görüldüğünden daha yaygın olarak görülür. Şiddeti ve sürekliliği de kız çocuklara göre daha fazladır.
Herkes Zaman zaman kekkeler mi?

Pek çok çocuk dil ve konuşma gelişimi süresince normal olarak değerlendirilebilecek bir kekemelik yaşar.Okul öncesi pek çok çocuğun kekemeliğin sınırından kekeme olmadan döndükleri görülmüştür. 2-6 yaşları arasındaki çocuğun düşünme hızı, sözcükleri çıkartabilme hızından fazladır.Bu nedenle çocukta geçici bir kekemelik görülebilir. Çocuk konuşurken duraklar; ses, hece ve kelime tekrarları yapar ama kendisi bunun farkında değildir. Küçük çocukların dili öğrenme süreçlerinde bu türden konuşma sorunları yaşamaları doğaldır. Bu durum hemen kekemelik olarak etiketlenmemelidir.Çocuğun çevresindekiler konuşmasını düzeltmesi için baskıda bulunmazsa, çocuğun dikkati, konuşması üzerine çekilmezse bu durum kendiliğinden düzelir.


15. Kekemelik sürekli midir?
Hayır . Kekemeliği olan insanların konuşmaların akıcı ve düzgün olduğu zamanlarda vardır. Örneğin, iletişim ile ilgili kaygının olmadığı ortamlarda, şarkı söylerken vb. normal akıcılıkta konuşabilirler.

16. Okulunuz kekemeliği olan öğrenciyi kabule hazır mı?
Kekemeleliği olan ve okulunuza yeni kayıt yaptıran ya da nakil yoluyla gelen öğrencinin durumu, özel eğitim gereksinimleri ve alınacak önlemler; rehber öğretmen, sınıf öğretmeni veya özel eğitim öğretmeni, öğrenci velisi ve okul yönetimince değerlendirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

17. Çocuğun kekemeliği sınıfta tartışılmalı mı?
Evet, ancak öğrencinin ve ailesinin iznini almadan sınıfta kekemeliğinden söz edilmesi doğru değildir. Sınıfta"bireysel farklılıklara hoş görüyle yaklaşma" konusunda bir etkinlik düzenleyebilir, böylece öğrencilerin her birinin kendine özgü güçlü ve güçsüz yanları olduğu ve hiç kimsenin kusursuz olamadığı gerçeğini fark etmelerini sağlayabilirsiniz. Ayrıca sınıfa kaynak kişi de çağırabilirsiniz. Bu tür etkinlikler öğrencilerin öz saygısı üzerinde olumlu etkiler yaratmasının yanı sıra akranlarının kabul düzeyini arttıracaktır. Öğrencilerin kendilerini daha özgür ifade etmesini sağlayacak, düş kırıklığı ve aşağılanma duyguları yaşamalarını engelleyecektir.

18. Arkadaşları alay ettiğinde neler yapmalıyız?

Tüm bu etkinliklerden sonra hala alay eden öğrencileriniz varsa bu öğrencilerle bireysel olarak konuşabilirsiniz.Bu konuda rehber öğretmeninizden de destek alabilirsiniz.

19. Diğer öğrencilerden farklı davranmalı mıyız?
Hayır, kekeme öğrencinizin sınıf arkadaşları ile aynı sorumluluklar taşıması önemlidir.Diğer öğrencilerden beklediklerinizi bu çocuktanda istemelisiniz.Ancak sınıf sunuları ve sözlü açıklamalar kekeme öğrencilerin en fazle korktukları etkinliklerdir. Bu yaşantılar onun için hayli güçtür, olumsuz bir deneyim, utanmasına, özgüvenin sarsılmasına ve sorumluluktan kaçmasına neden olabilir. Sınıf karşısında konuşmak ya da birşeyler okumak, sorulan sorulara yanıt vermek zorunda olduğunu düşünmek bile kekeme bir öğrenciye "zor anlar" yaşatabilir. Unutmayın, öğrencinin konuşma sorumluluklarından kaçmasına izin vermeniz yetersizlik duygularını pekiştirecektir.Öğrenci sınıf önünde sunu yapma kaygısı taşıyorsa ve hatta bundan korkuyorsa onu kabul ettiğinizi gösteren bir konuşma yapın ve onu cesaretlendirin. Öncelikle sunuyu evde anne babasının daha sonra yakın arkadaşlarının yanında yapması yönünde destekleyin. Hazır olduğunu hissettiğinizde de sınıf önünde kısa ve belirlenmiş bir sunu yapmasına ortam yaratın. Gurup, koro gibi sınıf etkinliklerine katılmasını sağlayın, bu tür etkinliklerle kendini ifade etkmesine fırsat verin. Gerçekten katılmak istemediğini anlarsanız ısrar etmeyin. Bu durumla başa çıkmaya hazır olmayabilir.



20. Sınıf içinde söz alma sırası olmalı?

Kekeme öğrencinin sınıf içinde söz alma sırasının kendisine gelmesini beklemesi, sıkıntısını ve gerginliğini arttırabilir.Bunun nedeni konuşma sırası kendine geldiğinde kekeleyeceğine ilişkin beklentisidir.bekleme sırası ne kadar artarsa, gerginliği ve sıkıntısı o ölçüde artacaktır.
Öğrencilerin sırası ile konuşmalarını gerektiren etkinliklerde kekeme öğrencilere öncelik verilmelidir.Böylece gerginliklerin artması engellenebilir.Ayrıca öğrencileri belli bir süre izlemeden de söz almalarını sağlayabilirsiniz. Bu öğrencilere birden fazla seçeneğin bulunduğu sorular sorulmalı, ayrıntılı ve zorlayıcı açıklamalar gerektiren sorular sormaktan kaçınılmalıdır.




21. Kekemelikle ilgili olarak aileye ve öğretmene önerileriniz neler olabilir?
* 2-6 yaş arası geçici kekemelik döneminde çocuk hemen kekeme olarak etiketlenmemelidir.
*Kekeleyen çocuklar otorite figürleri ile (anne,baba, öğretmen vs.) ya da konuşmalarını dinlemekten sıkıldığını belli eden dinleyici ile konuşurken daha çok güçlük çekerler.Bu nedenle çocuğu dinleyen tüm insanların sabırlı ve yapmacık olmayan bir ilgi ile dinleme davranışı gösterilmesi etkili olabilir.
*Kekeleyen çocuk gözlerini dinleyenden kaçırmaya ve kekelemesinden dolayı bir süre sonra utanmaya başlar.Genellikle dinleyici de gözlerini kekeleyen çocuktan kaçırır, böylece çocuğun daha rahat konuşabileceğini düşünür.oysaçocuk bu davranışı dinlenmediği ya da kendisinden utanıldığı olarak yorumlar. Bu nedenle konuşma boyunca çocukla göz kontağı kurulmalı dikkatle dinlenmeli bakışlarda endişili ve gerilimli bir ifade olmamalıdır.Bu sayede çocuğun kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olunabilir.
*Çocuk kekelediği için cezalandırmak, suçlamak, konuşmasını kesmesini söylemek, durup tekrar başlamasını istemek kekelemeyi arttıracaktır.Kekelemesine değil akıcı konuşmasına odaklanmalı ve çocuk cesaretlendirilmelidir.

Sınıfta kekemeliğin kontrolü ile ilgili güçlükleriniz olabilir, kendinizi zorda hissedersiniz. Ancak kekemeliği olan çocuğun iletişimini kolaylaştırmak, sınıfa daha etkin katılımını sağlamak açısından yapabileceğiniz pek çok şey vardır.

*Çocuk kekemeliği ile ilgili olumlu yada olumsuz duygular yaşıyor olabilir, bu konuda konuşmak istiyorsa onunla konuşun. Kekemeliğinin farkında olduğunuzu ve onu kabul ettiğinizi hissettirin.
*Çocuk sizinle konuşmaya istekli değilse ya da bazı kaygıları varsa konuşmaya zorlamamak en iyisi, ancak onunla iletişime herzaman hazır olduğunuzu belirtebilirsiniz.
*Konuşurken çocuğa yeterince zaman tanıyın, aceleci ya da sabırsız olduğunuz izlenimini asla vermeyin. Konunun aniden değiştirilmesi ya da konuşmanın sık sık kesilmesi de aceleci davranıldığının göstergesidir.Bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.Zaman sınırlamaları akıcı konuşmayı engeller.
*Öğrenci konuşurken sorun yaşadığında cümleyi onun yerine tamamlamamak, sözcük eklememek gereklidir çünkü seçilen sözcükler kimi zaman onun söylemek istediğini karşılamayabilir, bu da sorunu daha da arttırabilir.
*Çocuktan "zor" olan sözcük yerine "kolay" olanını kullanmasını istememek gerekir, çünkü bu istek sadece o sözcüklerle ilgili kaygıyı arttırır.
* "yavaş ol" , "rahatla" , "konuşmadan önce düşün" gibi örneklerden uzak durulmalıdır. Bu öneriler yapıcı öneriler yapıcı öneriler değildir, öğrenciye yardımcı olmayacaktır.
*Öğrenci kötü günündeyse, hasta, yorgun ve gerginse onu istemedikçe konuşmaya zorlamamalıdır.Daha iyi hissettiği zamanlarda ise ona mümkün olduğunca fazla konuşma fırsatı verilmelidir.
*çocuğun nasıl söylediğinden çok ne söylediğine odaklanılmalı ve sözel etkinliklere katılım konusunda yüreklendirilmelidir.
*Hepimiz iletişim kurarken yüz ifadelerini ve beden dilini dikkate alırız. Çocuklar ise sözel olmayan bu tarz iletişime karşı çok daha duyarlıdır. Bu nedenle kekeme öğrenci ile rahat bir beden dili kullanarak dudak ve ağız haraketlerine bakmaksızın göz kontağı sürüdürülmelidir.
*Eğer öğrenci kekemelikle ilgili terapi ya da destek alıyorsa aile ve uzmanlarla işbirliği yapılarak sınıf içinde neler yapılabileceği tartışılarak belirlenmelidir.

SON SÖZ

Kekemelik bir tabu değildir, dünyanın sonu da değildir.İletişimde yaşanan, önüne geçilebilen ve kontrol edilebilen bir güçlüktür. Kekeme öğrenciye yardım etmenin anahtarı sorunu bilmektir.

BAŞVURULACAK KURUM VE KURULUŞLAR:
1. Ankara Üniversitesi İbn-İ Sina Hastanesi K.B.B ABD Odyoloji Böl. Ve Stibüler Lab. 310 33 33 Ankara Ünv. İbn-İ Sina Hastanesi
2. AnkaraÜnv.Öğrenci Rehberlik Merk.Özel Eğit Birimi 363 33 50/234 Ankara Üniversitesi Eğitim Fak Cebeci /Ankara
3. Hacettepe Üniversitesi İşitme Ve Konuşma Eğitim Ünitesi 310 35 45/1068 Hacettepe Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Mesl. Yüksek Okulu
4. Hacettepe Ünv.Ev Ekonomisi Yük. Ok. Ç. S .E Bölümü 324 38 49 Hacettepe Ünv. Çocuk Sağlığı Eğitimi Bölümü

 

 

 

 
Ana Sayfa