| |
DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU OLAN
ÇOCUKLAR
(20.03.2003, POLİS RADYOSU PROGAMI)
Oktay TOPALOĞLU, Psikolojik
Danışman,
Hacer KARABULUT, Psikolojik Danışman
Sülbiye CEBECİ, Psikolojik Danışman
Mamak Rehberlikve Araştırma Merkezi
1. Konuşma
ve dil bozukluklarını nasıl tanımlar mısınız?
Çocukların dil gelişimlerinde beklenen aşamlar da geçikmeler olması,
konuşmanın, dik-kati konuşana çekecek kadar normalden çok farklılık göstermesi
ve iletişimin bozulduğu ve koptuğu du-rumlar, konuşma ve dil bozuklukları
olarak tanımlanır.
2. Konuşma
ve dil bozukluklarının nedenleri nelerdir?
1-Organik bozukluklar:
A-konuşma organlarının yapı bozuklukları:
Yarık dudak
Yarık damak,
Ağız bölgesindeki diğer yapı bozuklukları
Dişlerin yapı bozukluğu
B-Merkezi sinir sistemi bozukluğu:
Öğrenme güçlüğü,
Söz yitimi(afazi)
C-Motor bozukluklar
Serebral palsy
Spina bifida
D-Duyusal yetersizlik:
İşitme kaybı
Görme kaybı
E-Bilişsel bozukluk:
Çeşitli nedenlere bağlı zeka geriliği,
Down sendromu
2-Fonksiyonel bozukluklar:
A-Çevresel nedenler:
Konuşmayan aile,
İki dil konuşulan aile
B-Ciddi duygusal-sosyal bozukluklar
Duygusal rahatsızlığı olan anne-baba-çocuk
Otizm
SINIFLANDIRILMASI : Konuşma bozuklukları, dil bozuklukları ve
diğer durumlarla ilgili dil ve konuşma güçlükleri olarak sınıflayabiliriz.
3. Konuşma
bozukluklarının çeşitleri nelerdir?
1-SÖYLEYİŞ (ARTİKÜLASYON BOZUKLUKLARI):
TANIM:Konuşma seslerini çıkarma işlemine söyleyiş(artikülasyon
)denir.4 çeşidi vardır:
1-Atlamalar:sözcüklerin yalnız bir kısmı söylenir .araba yerine "arba''
2-Yerine koyma:sözcüğün başında ortasında veya başındaki sesin yerine
başka bir ses kullanılır."Arı'' yerine "ayı''
3-Eklemeler:sözcüklerdeki fazla sesleri içerir."aşağı'' yerine "aşşağı''
4-Çarpıtmalar:ses,konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır.
"araba''yerine"aba''
2-SES BOZUKLUKLARI : 2 çeşidi vardır:
1-Ses perdesi:bir kimsenin sesi perde bakımından yaşına ve cinsiyetine
göre, beklenenden daha alçak yada yüksek olmasıdır.
2-Ses yüksekliği:Sesin çok yumuşak ,zayıf yada yüksek olmasıdır.
Ses kalitesi:sesin genissellik ve boğukluk özellikleri taşıması.
3-KONUŞMA AKIŞINDAKİ BOZUKLUKLAR:
1-Acele-Karmaşık konuşma:Konuşmaları hızlı
,düzensiz,acele,karmaşık olur,Çoğu zaman kekemelikle karıştırılır,söylemek
istediklerini anlatamazlar.kekeleyenlerin aksine bozuklulklarının farkında
değildirler,konuşabilirler ve nadiren kekelerler.
2-Kekemelik:Anormal tekrarlarda duraksamalardan
veya söyleyiş için gerekli seslerin hecelerin veya hareketlerin uzatılmasından
oluşur.Bunlarla birlikte konuşma çabasını gösteren mimik ve jestleri konuşmanın
engellenmesini konuşmadan kaçınmayı ve kaygıyı içerir.
4. Dil bozuklukları
çeşitleri nelerdir?
1-GECİKMİŞ DİL:Çocukların beklenen
zamanda dil gelişimlerini geliştiremezlerse ve anlatmada güçlükleri varsa,bu
durum gecikmiş dil olarak tanımlanır.
2-SÖZ YİTİMİ (APHIASİA):Dilleri gelişmiş
olan çocuklar beyin sarsıntısı geçirirlerse;düşüncelerini düzenleme,anlama
ve anlatma yeteneklerini yitirebilirler. Her tür sembol kullanmada(Okuma,yazma,
hecelemeye konuşmada) sorunları olabilir.
3-BELİRLİ DİL YETERSİZLİKLERİ: Beyin sarsıntısı
geçirmemiş fakat dil gelişimleri bilişsel ve sosyal gelişimlerinin gerisindedir.
Dili etkin olarak kullanamazlar. Böyle çocukların problemleri konjenital
söz yitimleri veya gelişimsel söz yitimi olarak adlandırılır. Buda beyin
fonksiyonlarının eksikliğinden ileri gelmektedir.
5. Diğer
durumlara bağlı konuşma ve dil bozuklukları nelerdir?
1-beyin felciyle ilgili.
2-işitme engeliyle ilgili,
3-Yarık damak veya yarık dudak,
4-zeka geriliği ve duygusal problemlere bağlı olanlar.
6. Eklemleme
(Artikülasyon ) bozukluğu nedir?
Çocuk ana dilinin bağımsız veya bileşik sesleri doğru ve anlaşılır
şekilde çıkaramıyorsa ve çıkardığı sesler aynı yaş grubundaki çocukların
çıkarması gereken seslerden farklılık gösteriyorsa o çocukta artikulasyon
var demektir. Eğer artikulasyon bozukluğu çocuğun konuşmasını anlaşılmaz
hale sokuyorsa ve etrafın dikkatini konuşma yoğun olarak çekiyorsa , bozukluk
oldukça yoğun demektir (Özsoy ,1982) .
Türleri: Dört değişik türde görülür.
1-Atlamalar: Sözcük içindeki sessin düşürüldüğü
veya atlandığı yani sözcüklerin bir sadece kısmının söylendiği bozukluktur.
Örneğin gördüm yerine "gödüm", saat yerine "sat" hayvan
yerine -ayvan, rehberlik yerine -reberlik,araba yerine -arba denilmesi
2- Sessin değiştirilmesi (Yerine Koyma) : Sözcüğün
başında, ortasında veya sonundaki bir sesin yerine başka bir ses kullanılmasıdır.
Küçük çocuklarda çok sık görülen bir bozukluktur. Çocuk sözcük içinde
zor çıkardığı sessin yerine kolay çıkarabildiği bir sessi kullanarak konuşur.
Bu değiştirmede çocuklar belli bir kurala bağlanmazlar. Sıkça değiştirilen
sesler "r,s,ş,k, t, ı"dır.Örneğin "sarı" yerine "sayı",
"kara" yerine "kaya" , "arı", yerine "ayı",
" köprü" yerine "körpü", kitap-kipat, davul-dayul
denilmesi gibi
3- Sessin bozulması (Çarpıtmalar): Bazen
atlama ve değiştirme yoktur. Sözcük içindeki ses öğlesine çıkarılır ki
bu ses dilimizde yoktur. Tanımak güç olur. Böyle durumlarda sessin bozulması
denir. Pek sık rastlanmaz. Sesler tam doğru olmamakla birlikte gerçeğine
yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır.
Örnek : karagöz -kaxgöz ,ekmek -emme
4- Olmayan bir sessin eklenmesi (Eklemeler) :
Sözcük içinde olmayan bir sessi o sözcük içine katarak söylemektir.
Bazı çocuklar birbiri ardına iki ünsüz sessin arasına, bir ünlü ekleyerek
söylerler. Bazıları belli bir kurala uymaksızın ekleme yapar. Yani sözcüklerdeki
fazla seslerdir. Örneğinin "tren" yerine "tiren" "avlu"
yerine "havlu" , saat yerine sahat, Aşağı-aşşağı, atmış-altmış,
pencere -penicere denilmesi gibi.
7. Eklemleme
bozukluğunun nedenleri nelerdir?
Nedenleri çok değişik nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Yapısal ve görevsel nedenler olarak sınıflayabiliriz.
Eklemleme (artikülasyon) mekanizmasını oluşturan organlardaki yapısal
bozukluklar eklemleme bozukluğuna yol açabilmektedir. Çenenin yapısında
ve işleyişinde bozukluk olması; dişlerin bulunmayışı veya diş düzeninin
bozuk olması; dudakların yapısının çok gergin, yarık ve çok ince olması;
damağın aşırı yüksek yada basık tavanlı olması; dilin aşırı büyük veya
dil kaslarının normal işleyişten yoksun olması gibi durumlar eklemlemeye
(arikülasyona) sebep olabilmektedir. Ayrıca işitme kaybı ve zihinsel engellilik
de eklemleme bozukluğuna neden olabilmektedir. Bu nedenler fiziksel nedenler
olarak sınıflanabilmektedir.
Ayrıca evde konuşulan dil, çevredeki konuşma örnekleri, konuşma öğretiminde
yanlış yöntem izlemesi ve duygusal bozukluklara bağlı olarak eklemleme
bozukluğu ortaya çıkabilir. Bunlar da görevsel nedenler olarak sınıflanabilir.
Konuşma özürlü çocukların çoğunluğunda artikulasyon bozukluğu görülmektedir.
Artikülasyon bozuklukları bir veya iki sesi içerebildiği gibi belirli
ses gruplarını da içerebilir. Artikulasyon bozukluğunun derecesi arttıkça,
kişinin konuşmalarının anlaşılabilir olma oranı azalmakta çevre ile iletişim
kurmakta büyük ölçüde zorlandıkları için saldırganlık kendine güvensizlik,
içe dönüklük, kendine yetmeme gibi kişilik problemleri ortaya çıkmaktadır.
Bu durum çocuğun grup aktivitelerinde yer alışını, çevreye uyumunu , okul
başarısını ve giderek kişiliğini olumsuz yönde etkilemektedir (Belgin
,1989).
Artikülasyon bozukluğu olan çocuklara uygun eğitim programının seçilebilmesi
için ilk önce çocuğun konuşmaları değerlendirilerek, artikülasyon bozukluğunun
derecesi ortaya çıkarılabilir. Konuşmanın değerlendirilmesi , hata yapılan
sesin belirlenmesi, hatanın kelime başı ortada ve sonunda oluşuna göre
yerinin bulunması ve hatanın cinsinin (konuşma sesleri yokluğu ,seslerin
yer değiştirmesi, sesin bozuk çıkarılması ve değişik seslerin eklenmesi
)saptanması ile yapılmaktadır (Aktaş,1982)
Artikülasyon bozuklukları sesin kelime içindeki yeriyle de ilgilidir.
Okul öncesi dönemde bulunan çocuklar genellikle baştaki sesleri doğru
çıkarırlar. Daha sonra ortadaki ve sondaki sesleri düzgün çıkarırlar.
Sesin düşürülmesi ve değiştirilmesi en az baştaki seslerde görülür (Sucuoğlu,1979)
Örneğin ;
r harfinde artikülasyon bozukluğu olduğu düşünülürse ,başta- ®afet ,Ortada
-po®takal ,sonda -gide® okul öncesi dönemdeki çocuklar başta bulunan ®
harflerini genellikle çıkarır ortada ve sondakileri daha sonraki süreçlerde
kazanırlar.
Çocuğun probleminin giderilmesi için doğru bir tanılama gerektirir. Tanılama
ile birlikte nedenlerin ortaya çıkarılması da önemlidir. Eğer çocukta
artikülasyon bozukluğunun nedeni yapısal bir bozukluksa bozuklukların
çoğu tıbbı tedavi ile düzeltilebilir, neden işitme engeline bağlı ise
uygun tedavi ve işitme aracı kullanılır, zeka düzeyi düşük çocuklarda
zeka seviyesine göre terapinin düzenlenmesi ve çocuğun mevcut kapasitesinden
en iyi şekilde yararlanılması gerekir, aile atmosferi ve duygusal uyumsuzluk
gibi engeller için psikiyatrik çalışmalar yapılmalıdır.
Kısaca çocuğun artikülasyon bozukluğuna neden olabilecek; yapısal ,görevsel
ve psikolojik nedenler ortadan kaldırılarak terapiye başlanmalıdır.
Artikülasyon bozukluğu terapisinde ilk aşama;
çene, dudak, dil kasları gereği gibi işlemiyorsa bu kasları çalıştırmaktır
bunun için ;
*Üfleme çalışması :Kibrit ,mum,
söndürme ,kağıt üfleme pervane döndürme
*Sakız çiğneme çalışması
*Yalama çalışması: Dudaklara reçel,bal
gibi tatlılar sürülerek yalama çalışmaları ile dil ,dudak ağız kaslarının
gelişmesinin sağlanması
*Islık çalma çalışması
*Dil yuvarlama çalışması
*Dişleri birbirine vurma çalışması
*Dudakların enlemesine, uzunlamasına
açılıp kapanma çalışması
Yapılan bu çalışmalar artikülatör ( Çene ,dudak,dil,ağız ) kasların
çalışmasına geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.
İkinci çalışma ise; çocuğun probleminin farkına vardırmak ve terapiye
istekli hale getirmektir. Çocuğun bozuk çıkardığı sesler çocuk ve eğitimcisi
tarafından beraberce listelenir böylece çocuk hangi sesleri çıkaramadığını
bilir ve bu seslerle çalışma yapacağının farkına varır.
8. Artikülasyon
bozukluğu yaşayan çocuğu olan aileye ne gibi öneriler sunabilirsiniz?
*Aile önce çocukta yapısal bir bozukluk
olup olmadığına bir tıbbi kuruluştan yararlanarak öğrenebilir. Bu gibi
yapısal bozukluğu olan çocukların önce tedavi ettirilmesi gerekir. Eğer
çocuğun artikülasyon bozukluğunun nedeni aile ortamı, duygusal sorunlar
var ise çocuğun psikolojik yardım alması yararlı olur .
*Aile çocukta artikülasyon bozukluğu
olduğunu düşünürse; aile önce Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden yararlanarak
artikülasyon testi yaptırmalı ve artikülasyon çeşidi ,hatalı seslerin
adedi ve hatalı sesin başta sonda ya da ortadamı olduğu hakkında bilgi
almalıdır.
*Yapısal bozukluk ve duygusal çatışmaya
dayalı olmayan artikülasyon bozuklukları ailenin yapacağı yardım ve özveri
ile düzeltilebilir. Anne baba bu çalışma esnasında sevecen ve sabırlı
olmalı hatalı seslerin birden düzeleceği sanılmamalıdır, bu nedenle aceleci
olunmamalıdır.
*İlk çalışma olarak aile çocuğun
ağız, dudak, dil v.b artikülatör organlarındaki kasları çalıştırma çalışması
yaptırmalıdır. Bunun için çocuk sakız çiğneyebilir, dudak kaslarını çalıştırmak
için üfleme çalışması, dudaklara bal sürerek dudak yalama çalışlması,
a-o gibi ağız yuvarlama hareketleri diş takırdatma hareketleri gibi, bu
hareketler daha da genişletilebilir.
*Aile çocuğun hatalı çıkardığı sesleri
tesbit ederek içinde bu seslerin bulunduğu kelimelerden oluşan ilgili
bir liste hazırlamalıdır. Bu listeyi çocukla beraber hazırlayarak çocuğun
listedeki kelimelerden haberdar olması sağlanır .Bu listeyi bazen yanlış
bazen doğru telaffuz ederek okumalı ve her yanlış okunan telafuzu bir
işaretle belli etmesi istenir, daha sonra bütün kelime doğru telaffuz
edilerek okunur ve çocuğun dikkati doğru sese çekilir. Çocukla beraber
hatalı çıkarılan seslerden oluşan kelimelerden oluşan bir hikaye hazırlanır,
önce çocuk okur sonra aile doğrusunu okur, çocuk tekrar okuyarak kendi
yanlışların işaretler. Burada amaç çocuğun doğru sese dikkatini çekmek
ve doğru telaffuz etmesini sağlamaktır.
*Çocuk ve aile ayna karşısına geçerler,
önce aile çocukla beraber hazırlanan kelime listesinin doğrusunu okur,
sonra çocuktan okumasını ister, çocuk ebeveyninin ağız hareketlerine (ağzının
hatalı sesi çıkarırken aldığı şekle dikkat ederek) bakarak doğrusunu çıkarmaya
çalışır, hem doğrusunu hem yanlışını telaffuz eder, çocuk hem doğru sesin
hem yanlış sesin farkını görür.
*Çocuk okula gidiyorsa Türkçe, Matematik,
Fen, Sosyal Bilgiler v.b gibi ilgili derslerden okuma çalışması yaptırılır.
Aile , çocuğun yanlış çıkardığı seslere ilgisi çekilmeli, çocuktan yanlış
okuduğu seslerin altını çizmesi istenmelidir. Bu ödevleri birde anne baba
çocuğun yaptığı yanlışlar gibi okumalı ve her yanlışta çocuğun parmağıyla
masaya vurması istenmelidir, sonra doğru telafuz etme çalışmasına geçilmelidir.
*Aile, çocukla beraber oluşturdukları
kelime listesinden ilgili resimleri beraberce toplayarak bir dosya oluşturulur.
Aile bu resimlerle doğru sesi çıkarma çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar
yapılırken çocuk doğru çıkardığı sesler için ödüllendirilmelidir. Çalışmanın
son aşamalarında ödül azaltılarak uygun bir biçimde kesilmelidir. Aile
çalışma örneklerini artırmalıdır.
*Aile çocuğa evdeki rutin işlerde
de görev vermeli, bu işleri yaparken çocuğun hatalı çıkardığı sese dikkati
çekilmelidir.
*Alıştırmaya önce ses ile başlanır,
çocuk sesi doğru telaffuz ettikten sonra basit hecelere geçilir, en son
kelimeye geçilir. Cümle önce kısa basit sonra atasözleri bilmeceler, tekerlemelere
geçilebilir. Alıştırmalar çocuğun anlayabileceği gibi tane tane ve normal
ses düzeyinde olmalıdır
Bu çalışmalar yapılırken çocuğu sıkmamak, onun hoşuna gidecek ortamlar
yaratmak ve çocuğu ödüllendirmek çok önemlidir. Bu mesafe iyi ayarlanmazsa
çocuk çalışmadan sıkılıp hiç konuşmama yolunuda seçebilir. Aile çocuğa
sabırla yaklaşmalı, çalışmalarda aceleci olmamalı ve hemen sonuç bekleme
gayretine girmemelidir. Çocuktan aynı şeyi defalarca tekrarlamasını istemek
çocuğu sıkar, konuşmaya ilgisini azaltır ve çocuk sorulan sorulara cevap
vermez. Başarıya ulaşmak için her sözü tam değeri ile seslendirmeye ve
acele etmemeye özen gösterilmelidir. Çocuk doğru sesi kelime içinde de
çıkarmaya başladığında hemen alıştırmalar sona erdirilmemeli ve çocuk
takip edilmelidir.
9. Artikülasyon bozukluğu öğrencisi olan
sınıf ve branş öğretmenine sunacağınız öneriler nelerdir?
Bugün için yurdumuzda konuşma özürünün düzeltilmesinde çalışabilecek
yeterli sayıda eleman yoktur. Ama artikülasyon bozukluğu olan çocuk vardır.
Bunlardan okul çağında olanlar çoğunlukla sınıflara bu özürleri ile devam
etmektedir. Sınıflarında artikülasyon bozukluğu olan çocuklar tamamen
sınıf öğretmeninin anlayış, yeterlilik ve çabasına kalmaktadır. Acaba
bu sınıf öğretmeni artikülasyon bozukluklarını düzeltme çalışması yapsın
demek midir? Bazı belirli vakalar için evet. Fakat bu hiçbir zaman sınıf
öğretmeni konuşma uzmanının yerini tutar demek değildir. Sınıf öğretmeni
terapistin yerini tutacak fonksiyona sahip olmadığı gibi terapiyi sürdürmek
için yeterli zamana da sahip değildir.
Öğretmen çocuğa karşı sevecen, sabırlı, ve özverili olmalıdır. Çocuğun
hatalı çıkardığı sesi hemen doğru olarak kazanamayacağı için aceleci davranmamalıdır.
Öğretmen önce çocuğun artikülasyonunun çeşidini ve çıkardığı hatalı sesleri
bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk aşaması hatalı sesin,
doğru olarak çıkarılması ile başlanmalı ve doğru çıkarmaya başladığı sesi
kelime içinde kullanarak doğrusunu öğretmelidir.
Öğretmen Türkçe dersinde artikülasyonu olan çocuklara daha fazla söz vermelidir.
Parçanın okunuşunda her çıkardığı hatalı sese çocuğun dikkatini çekmeli
ve öğretmen tarafından doğru telafuz edilerek çocuğun tekrarlaması istenmelidir.
Aynı uygulama anlatım çalışmaları, matemetik dersinde problemin okunması
gibi durumlarda da tekrarlanmalıdır.
*Öğretmen artikülasyon bozukluğu
olan çocuklarda hatalı çıkardığı seslerden oluşan isteklerde bulunur.
Örneğin ® harfinde artikülasyon bozukluğu olan bir çocuğa "Git ®asim
Beyden tebeşir iste yoksa Tü®kan hanımdan iste gibi "çocuğun bu kelimeyi
tekrar etmesi ve isteği yerine getirmesi istenir.
*Çocuklara öğretmen arasıra şarkı,
masal , öykü, kasetleri dinlettirilerek çocuğun çıkardığı hatalı sesin
doğrusunu öğrenmesi , anlaması ve dikkatinin çekilmesi sağlanır.
*Sınıfta mani , tekerleme , şarkı
söylenerek çocuğun hatalı çıkardığı sesler tekrar ettirilmelidir.
*Öğretmen bir parça okurken bilinçli
hatalar yaparak çocuğun bunları kaydetmesini ve doğrularını kendisinin
telaffuz etmesini sağlar.
*Öğretmen bir parçayı okur çocuk
çıkarmakta güçlük çektiği sesi işaretler.
*Sınıfta başka artikülasyonu olan
çocuklar birbirlerini dinleyip yanlışları not ederler, kendi aralarında
doğru sesi telaffuz etmeye çalışırlar.
*Çocuğa sınıf içi rutin işlerde
görevler verilerek çocuğun günlük günlük konuşmalarına dikkat ederek yanlış
çıkardığı sesler üzerine yoğunlaşmalıdır.
Kısaca çocuğun çıkardığı sese dikkatinin çekilmesi, bu sesi doğru
çıkarır hale getirmesi ve sesi kelime içinde doğru kullanır hale gelmesi
artikülasyon bozukluğunun giderilmesindeki temel aşamalardır. Öğretmenler
bu etkinlikleri sınıf içi ve sınıf dışı etkinliklerle kendi ortamına uydurarak
geliştirebilir. Ayrıca öğretmen çocuğun çıkardığı her doğru ses ve kelime
içinde doğru çıkardığı ses için sözel ödülle ödüllendirilmelidir. Öğretmenler
(artikülasyon çalışmaları yaptırmadan önce) sınıfta artikülasyon hakkında
öğrencilerine bilgi vermeli eğitimle geçebilecek bir bozukluk olduğunu
ve arkadaşlarını duygusal yönden desteklemeleri gerektiğini anlatmalıdır.
Artikülasyon bozukluğu eğitiminde öğrenciye destek olmak amacıyla sürece
katılan öğretmenlerin ilk anda çok fazla çaba harcayarak bıkkınlığa uğramalarıdır
yada başarı dilek ve seviyelerini yüksek tutmaları ve dolayısıyla istenen
hızda ilerleme sağlayamamalarıdır
. Bütün bunlar öğretmeni etkilediği kadar öğrenciyide etkiler, çünkü bu
gibi durumlarda öğrenci daha fazla sıkıştırılır, bazı hallerde bu çocukta
yılgınlık panik ve başka problemlerin doğmasına yol açabilir (Özsoy ,1982
).
Anne baba ve eğitimcilerin artikülasyan bozukluğu ile ilgili bilgileri
edindikten sonra artikülasyon bozukluğunun kriterlerini de göz önüne alarak
çocuklarında artikülasyon bozukluğu olabileceğini düşünüyorlarsa vakit
kaybetmeden bulundukları yerde Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine baş
vurarak artikülasyon testi yaptırmalı ve hastahanelerin K.B.B bölümleri
dil ve konuşma bozuklukları ünitelerinden yardım almaları, konuşma uzmanları
ile işbirliğinde olmaları gerekmektedir. Aile ve eğitimciler unutmamalıdırlar
ki; artikülasyon bozukluğu uygun bir konuşma eğitimiyle düzelebilecek
bir bozukluktur.
10. Gecikmiş konuşma ve nedenleri hakkında neler
söyleyebilirsiniz?
Çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geri yada konuşma
gelişimi açısından daha yavaş bir gelişme gösteriyorsa o çocuğun konuşması
gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.
Çocuğun konuşmasının neden geciktiğini öğrenmek alınacak önlemler konusunda
bir fikir verebilir.
*Uzun süren gecikmiş konuşma özürünün
başlıca nedenlerinden biri zihinsel öğrenme yetersizliğidir.
*Yarık damak tavşan dudak gibi konuşma
organlarında oluşan bir problem doğrudan dil ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*İşitme kaybı ve görme özürü gibi
bazı duygusal kayıplar, erken dil ve bilişsel gelişim için önemli olan
deneyimleri engelleyebilir, bu durumda da çocuk çevrenin ve duyuların
zengin kaynağından ve sonuç olarak bilgiden yoksun kalabilir.
*Uzun süreli hastalıklar ve çocuğun
sık sık hastalanması da dil ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*Eğer çocuğun çevresinde ilgisini
çeken dil ve konuşma gelişimini destekleyen bir ortam yoksa, gelişimi
daha yavaş olabilir.
*Çocuğun ait olma sevme ve sevilme,
kabul edilme gibi gereksinimlerinin giderilmemiş olması duygusal yoksunluğa
yol açabilir.
*İki dil konuşulan ev ortamı, baskıcı
aile ortamları düşük sosyo ekonomik düzey gibi çevresel faktörler de dil
ve konuşma gelişimini geciktirebilir.
*Bazen çocuğun geçmişinde veya çevresinde,
konuşmasındaki gecikmeye herhangi bir neden görülmeyebilir. Bazen de birçok
problem vardır. Fakat hiçbiri dilde gecikme yaratacak kadar önemli yada
şiddetli değildir.Çocuk her nedense konuşmamaktadır.Bu, konuşmalarında
gecikme olmuş bir çok için geçerlidir.
11. Gecikmiş konuşmanın belirtileri nelerdir?
Konuşma güçlüğü ne kadar erken farkedilirse, güçlüğün önüne geçmek
yada önlemek o kadar mümkün olmaktadır.
Gecikmiş konuşma, hem derece hem tür olarak çok değişik gösteren bir dil
ve konuşma güçlüğüdür.Tanılama daha çok gözlem ve çocuğun yakınlarında
alınan dolaylı bilgilere yapılmaktadır.
Bu iki nedenden ötürü kesin bir belirti listesi yapmak güç olmaktadır.
Gecikmiş Konuşması Olan Çocukların
1. Kısıtlı sözcük dağarcıkları vardır. Ya
hiç konuşmazlar ya da zor anlaşılan birkaç sözcük kullanabilirler.
2. Yutma, çiğneme, salya akıtma sorunları
olabilir.
3. Düşünce ve isteklerini anlatmada zorlanabilirler.
4. Düşüncelerini jest, mimik ya da işaretlerle
anlatmaya yönelebilirler.
5. İletişim kurmaya isteksiz davranabilirler
6. Çevrelerindeki seslere, konuşmalara ilgisiz
davranabilirler, dinlemez görünebilirler.
7. Anlaşılmaz sesler çıkarabilirler.
8. Çevreleriyle ve yeni girdikleri ortamlara
uyum güçlükleri gözlenebilir.
9. Yalnız kalmayı tercih edebilirler.
10. İsteklerini, düşüncelerini dile getirirken
hoş olmayan(vurma, çarpma, ağlama, bağırma gibi)tepkilerde bulunabilirler.
11. Dikkat süreleri kısa veya dikkatleri
dağınık olabilir.
12. Kavramları geç ve uzun zamanda öğrenebilirler.
13. Bellekleri zayıf olabilir.
14. Öğrendikleri bilgileri transfer edemeyebilirler.
12. Gecikmiş konuşması olan öğrenciye neler
yapılabilir?
Gecikmiş konuşması olan öğrencimize yönelik öncelikle yapmamız gereken,
onun varlığını kabul etmektir. Böylece diğer öğrencilerin ve diğer velilerin
de güçlüğü olan öğrenciyi kabul etmeleri kolaylaşacaktır.
Program ve Planlarda:
Öğrencimizdeki bireysel farklılıkları göz önüne alarak hazırlayacağımız
eğitim programlarının başlatılması ve yürütülmesi için özel planlara ihtiyacımız
vardır. Bu planlar okullarda bulunan BEP geliştirme birimi tarafından
hazırlanacaktır. Değerlendirme yapılırken öğrenci, sınıftaki diğer öğrencilere
göre değil kendi içinde değerlendirilmelidir.
Eğitim Ortamlarında
* Dil ve konuşma güçlüğü
olan öğrenci ile arkadaşları arasında birtakım uyum sorunları olabilir.
Bunlara fırsat vermemek için öğrencileri doğru ve gerçekçi bilgilerle
bilgilendirmek gerekebilir. Bu bilgilendirme çocuk sınıfta yokken yapılmalıdır.
*Okulda ve sınıfta düzenlenen çeşitli
sosyal ve kültürel etkinliklerde bu öğrencilere performansı ve yetenekleri
doğrultusunda görev ve sorumluluk verilmeli
*Öğrencinin arkadaşlık ve grup ilişkileri
gözlenmeli, gerekirse eğitsel çalışmalarla desteklenerek gerekli önlemler
alınmalı
*Bu öğrencinin ortaya çıkabilecek
sorunlarla baş edebilmek için bilimsel gelişmeleri izleyebilmek için,
uzman kişi ve kurumlarla işbirliği yapılmalıdır.
*Öğrenci okulda mevcudu en az olan
sınıfa yerleştirilmelidir.
*Öğretmeni en iyi göreceği, duyabileceği
yere oturtulmalıdır.
Aile Eğitiminde
Aile ile yakın işbirliğine girilmeli, çocuğun sportif ve sosyal faaliyetlere
aktif katılımı için aile yönlendirilmeli
Daha Sağlıklı bir iletişim için ;
Konuşurken ve dinlerken;
1. Öğretmen öğrenci ile göz göze iletişim kurmaya özen göstermeli
2. Öğretmenin yüzü öğrenciye dönük olmalı konuşulanın duyulduğundan emin
olmalıdır.
3. Konuşmanın akışına uygun anlamı güçlendiren jest ve mimimler kullanılmalıdır.
Abartılı jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır.
4. Yüksek sesle konuşulmamalıdır.
5. Sözcükler hecelenmeden verilmelidir.
Gecikmiş konuşması olan öğrencinin hatalarını düzeltmek yerine;
* Çocuğun öncelikle doğru sessi
ya da sözcüğü dinlemesine fırsat verilmelidir.
*Düzgün diksiyonla ses ya da sözcük
cümle içinde bol bol tekrarlanmalıdır.
*Diksiyon hataları, özellikle 9
yaşın altındaki çocuklarda mümkün olduğunca doğal gelişim sürecine bırakılmalıdır.
*Dil ve konuşma güçlüğü olan öğrenciye
soru sorulduğunda çocuğun sessini ayarlaması heyecanını yatıştırması ve
kendisini hazırlaması için zaman tanınmalı
*Sınıfta görsel-işitsel araç gereçler
kullanılmalı kaynak kişilerden yararlanılmalı,
*Müzik eğitimi dil ve konuşma güçlüğü
olan çocukların dil gelişimlerini olumlu yönde etkiler. Ayrıca sınıf içi
österiler, yaratıcı drama etkinlikleri, gözlem, deney, örnek olay model
olma soru cevap gibi yöntemlere yer verilmesi yararlı olacaktır.
Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Öğrenciyle İletişim
Kurarken
*Dokunmanın önemi unutulmamalı
*Öğrencinin olumlu davranışları
mutlaka görülmeli ve gelişim düzeyine, yaşına, cinsiyetine ve özelliklerine
göre uygun pekiştireçlerle ödüllendirilmelidir.
*Pekiştireç hedef davranışa ulaşmada
izlenecek aşamalarla orantılı olarak kullanılmalı, her zaman her zaman
aynı tür pekiştireçler kullanılmamalıdır.
Bireysel ve Grup Etkinliklerinde Nelere Dikkat
Edilmelidir.
*Çocuğu etkinlikte yer
alması için zorlamamalı, kendiliğinden katılması beklenmelidir.
*Çocuğun anlama düzeyine uygun sözel
talimatlar seçilmelidir.
*Etkinlik süresi iyi ayarlanmalı,
ne kısa ne uzun olmalı
*Amaçlanan davranış için öncelikle
model olunmalı
*Etkinlikle ilgili konuşulmalı;
öğrencinin de yaptıkları hakkında konuşması için desteklenmelidir.
13. Kekemelik (Ritm Bozukluğu) için neler söyleyebilirsiniz?
Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur.
Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız vurgulama ve
doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada
sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan
bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler
konuşmanın doğal akışını etkiler.
İşte ses hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla
ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "kekemelik"
olarak adlandırılır. Artık, kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu
dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark ettiğinde,
konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda yüz ve
vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.
Her kekemelik bir diğerinden farklıdır. Ancak özelliklerini şu şekilde
gruplamak mümkündür.
* Normal sayılamayacak şekilde
sözcük parçalarının hecelerin ve cümlelerin tekrar edilmesi ; p.p...peki,
ol-ol olma, ben de ben de bende geleceğim.
*Sözcüklerin bitirilmeden bırakılması,
*Düzensiz solunum ve kararsız konuşmaya
bağlı olarak sözcüklerde alışılmadık vurgulamaların ortaya çıkması,
*Seslerin olağan dışı uzatılması
söz konusudur. Örneğin f.f.f. fare gibi.
*Kekemelerin çoğunda nefes alırken
konuşmaya çalışma nefesi bitene kadar zorlanma, nefesi tutup konuşma gibi
yanlış solunum özellikleri de görülmektedir.Kekeleyen kişi bunu farettiğinde
konuşma güçlüğüne korku ve kaygı eşlik etmeye başlar.Bu duygularla birlikte
kekelemede artar.
Belli bir sessin çıkartılması ve konuşma sırasındaki gerginliğin atılmaması,
nefesin engellenmesine ve tıkanmasına yol açar. Karşılıklı konuşmayı kontrol
edebilmek için gösterilen mücadelenin işaretleri açık olarak görülebilir.
Yüzde gerilim, kaş-göz oynatma, başın ani hareketleri bütün bedende istenmeyen
jestler gözlenebilir ve her ses birimi bu tıkanmalardan etkilenebilir.
Konuşmada güçlük yaşandığı anda sadece heyecansal nedenlerle fazladan
sözcük ve sesler eklenir. Aman ya! ya! şey gibi
Sözcükler, konuşulan konuya uygun olmayacak şekilde dolambaçlı yollarla
söylenebilir. Kekemeliği olanlar hangi sözcük ve seslerin onlar için problem
yaratacağını bilirler ve bu durumdan sözcük oyunları ile kaçmaya çalışırlar.
14. Kekemeliğin nedenleri nelerdir?
Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik
ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı
görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar, kekemeliğin yapısal nedenlere bağlı olduğunu
savunurlar. Kişinin bünyesi, fizyolojik durumu ya da nörolojik durumu
diğer faktörlerle birleştiğinde kekemeliğe neden olabilir. Kekemeliği
öğrenilmiş bir davranış olduğunu savunanlar ise konuşmanın öğrenilmiş
bir davranış olduğunu dolayısıyla kekemeliğin de öğrenilmiş bir davranış
olduğunu savunurlar. Kekemeliğin bir kişilik bozukluğu olduğu görüşünde
olanlar da vardır. Bu görüşü paylaşanların çoğunu psikolog ve psikoanalistler
oluşturmaktadır. Onlara göre kekemeler kekeleyerek konuşmakla normal biçimde
konuştuğunda duyuramadığı bir takım gereksinimlerini karşılamaktadır.
Diğer bir görüş kekemelik bir direnme belirtisidir. Kişi direnme davranışına
neden olan bir durumun etkisi altındayken konuşmaya zorlanır yada kişi
kendini konuşmak için zorunlu hissederse direnme etkisini onun konuşmasında
gösterir. Söylenen bütün görüşlerin doğru olan yanları vardır. Fakat hiçbiri
tek başına bütün kekemelik olgularını açıklamaya yetmemektedir. Kekemeliğin
nedeni çocuktan çocuğa değişmektedir.
15. Kekemelik genellikle hangi yaşta ortaya çıkar?
Kekemelik genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar
(3-6 yaş )Bazı durumlarda, okul çağında ilk kez görülebileceği gibi nadiren
yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir.
Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?
Evet cinsiyete göre gösterebilir.Kekemelik erkek çocuklarda, kız çocuklarda
görüldüğünden daha yaygın olarak görülür. Şiddeti ve sürekliliği de kız
çocuklara göre daha fazladır.
Herkes Zaman zaman kekkeler mi?
Pek çok çocuk dil ve konuşma gelişimi süresince normal olarak değerlendirilebilecek
bir kekemelik yaşar.Okul öncesi pek çok çocuğun kekemeliğin sınırından
kekeme olmadan döndükleri görülmüştür. 2-6 yaşları arasındaki çocuğun
düşünme hızı, sözcükleri çıkartabilme hızından fazladır.Bu nedenle çocukta
geçici bir kekemelik görülebilir. Çocuk konuşurken duraklar; ses, hece
ve kelime tekrarları yapar ama kendisi bunun farkında değildir. Küçük
çocukların dili öğrenme süreçlerinde bu türden konuşma sorunları yaşamaları
doğaldır. Bu durum hemen kekemelik olarak etiketlenmemelidir.Çocuğun çevresindekiler
konuşmasını düzeltmesi için baskıda bulunmazsa, çocuğun dikkati, konuşması
üzerine çekilmezse bu durum kendiliğinden düzelir.
15. Kekemelik sürekli midir?
Hayır . Kekemeliği olan insanların konuşmaların akıcı ve düzgün olduğu
zamanlarda vardır. Örneğin, iletişim ile ilgili kaygının olmadığı ortamlarda,
şarkı söylerken vb. normal akıcılıkta konuşabilirler.
16. Okulunuz kekemeliği olan öğrenciyi kabule
hazır mı?
Kekemeleliği olan ve okulunuza yeni kayıt yaptıran ya da nakil yoluyla
gelen öğrencinin durumu, özel eğitim gereksinimleri ve alınacak önlemler;
rehber öğretmen, sınıf öğretmeni veya özel eğitim öğretmeni, öğrenci velisi
ve okul yönetimince değerlendirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
17. Çocuğun kekemeliği sınıfta tartışılmalı mı?
Evet, ancak öğrencinin ve ailesinin iznini almadan sınıfta kekemeliğinden
söz edilmesi doğru değildir. Sınıfta"bireysel farklılıklara hoş görüyle
yaklaşma" konusunda bir etkinlik düzenleyebilir, böylece öğrencilerin
her birinin kendine özgü güçlü ve güçsüz yanları olduğu ve hiç kimsenin
kusursuz olamadığı gerçeğini fark etmelerini sağlayabilirsiniz. Ayrıca
sınıfa kaynak kişi de çağırabilirsiniz. Bu tür etkinlikler öğrencilerin
öz saygısı üzerinde olumlu etkiler yaratmasının yanı sıra akranlarının
kabul düzeyini arttıracaktır. Öğrencilerin kendilerini daha özgür ifade
etmesini sağlayacak, düş kırıklığı ve aşağılanma duyguları yaşamalarını
engelleyecektir.
18. Arkadaşları alay ettiğinde neler yapmalıyız?
Tüm bu etkinliklerden sonra hala alay eden öğrencileriniz varsa bu
öğrencilerle bireysel olarak konuşabilirsiniz.Bu konuda rehber öğretmeninizden
de destek alabilirsiniz.
19. Diğer öğrencilerden farklı davranmalı mıyız?
Hayır, kekeme öğrencinizin sınıf arkadaşları ile aynı sorumluluklar
taşıması önemlidir.Diğer öğrencilerden beklediklerinizi bu çocuktanda
istemelisiniz.Ancak sınıf sunuları ve sözlü açıklamalar kekeme öğrencilerin
en fazle korktukları etkinliklerdir. Bu yaşantılar onun için hayli güçtür,
olumsuz bir deneyim, utanmasına, özgüvenin sarsılmasına ve sorumluluktan
kaçmasına neden olabilir. Sınıf karşısında konuşmak ya da birşeyler okumak,
sorulan sorulara yanıt vermek zorunda olduğunu düşünmek bile kekeme bir
öğrenciye "zor anlar" yaşatabilir. Unutmayın, öğrencinin konuşma
sorumluluklarından kaçmasına izin vermeniz yetersizlik duygularını pekiştirecektir.Öğrenci
sınıf önünde sunu yapma kaygısı taşıyorsa ve hatta bundan korkuyorsa onu
kabul ettiğinizi gösteren bir konuşma yapın ve onu cesaretlendirin. Öncelikle
sunuyu evde anne babasının daha sonra yakın arkadaşlarının yanında yapması
yönünde destekleyin. Hazır olduğunu hissettiğinizde de sınıf önünde kısa
ve belirlenmiş bir sunu yapmasına ortam yaratın. Gurup, koro gibi sınıf
etkinliklerine katılmasını sağlayın, bu tür etkinliklerle kendini ifade
etkmesine fırsat verin. Gerçekten katılmak istemediğini anlarsanız ısrar
etmeyin. Bu durumla başa çıkmaya hazır olmayabilir.
20. Sınıf içinde söz alma sırası olmalı?
Kekeme öğrencinin sınıf içinde söz alma sırasının kendisine gelmesini
beklemesi, sıkıntısını ve gerginliğini arttırabilir.Bunun nedeni konuşma
sırası kendine geldiğinde kekeleyeceğine ilişkin beklentisidir.bekleme
sırası ne kadar artarsa, gerginliği ve sıkıntısı o ölçüde artacaktır.
Öğrencilerin sırası ile konuşmalarını gerektiren etkinliklerde kekeme
öğrencilere öncelik verilmelidir.Böylece gerginliklerin artması engellenebilir.Ayrıca
öğrencileri belli bir süre izlemeden de söz almalarını sağlayabilirsiniz.
Bu öğrencilere birden fazla seçeneğin bulunduğu sorular sorulmalı, ayrıntılı
ve zorlayıcı açıklamalar gerektiren sorular sormaktan kaçınılmalıdır.
21. Kekemelikle ilgili olarak aileye ve öğretmene
önerileriniz neler olabilir?
* 2-6 yaş arası geçici kekemelik
döneminde çocuk hemen kekeme olarak etiketlenmemelidir.
*Kekeleyen çocuklar otorite figürleri
ile (anne,baba, öğretmen vs.) ya da konuşmalarını dinlemekten sıkıldığını
belli eden dinleyici ile konuşurken daha çok güçlük çekerler.Bu nedenle
çocuğu dinleyen tüm insanların sabırlı ve yapmacık olmayan bir ilgi ile
dinleme davranışı gösterilmesi etkili olabilir.
*Kekeleyen çocuk gözlerini dinleyenden
kaçırmaya ve kekelemesinden dolayı bir süre sonra utanmaya başlar.Genellikle
dinleyici de gözlerini kekeleyen çocuktan kaçırır, böylece çocuğun daha
rahat konuşabileceğini düşünür.oysaçocuk bu davranışı dinlenmediği ya
da kendisinden utanıldığı olarak yorumlar. Bu nedenle konuşma boyunca
çocukla göz kontağı kurulmalı dikkatle dinlenmeli bakışlarda endişili
ve gerilimli bir ifade olmamalıdır.Bu sayede çocuğun kendini daha iyi
hissetmesine yardımcı olunabilir.
*Çocuk kekelediği için cezalandırmak,
suçlamak, konuşmasını kesmesini söylemek, durup tekrar başlamasını istemek
kekelemeyi arttıracaktır.Kekelemesine değil akıcı konuşmasına odaklanmalı
ve çocuk cesaretlendirilmelidir.
Sınıfta kekemeliğin kontrolü ile ilgili güçlükleriniz olabilir, kendinizi
zorda hissedersiniz. Ancak kekemeliği olan çocuğun iletişimini kolaylaştırmak,
sınıfa daha etkin katılımını sağlamak açısından yapabileceğiniz pek çok
şey vardır.
*Çocuk kekemeliği ile ilgili olumlu
yada olumsuz duygular yaşıyor olabilir, bu konuda konuşmak istiyorsa onunla
konuşun. Kekemeliğinin farkında olduğunuzu ve onu kabul ettiğinizi hissettirin.
*Çocuk sizinle konuşmaya istekli
değilse ya da bazı kaygıları varsa konuşmaya zorlamamak en iyisi, ancak
onunla iletişime herzaman hazır olduğunuzu belirtebilirsiniz.
*Konuşurken çocuğa yeterince zaman
tanıyın, aceleci ya da sabırsız olduğunuz izlenimini asla vermeyin. Konunun
aniden değiştirilmesi ya da konuşmanın sık sık kesilmesi de aceleci davranıldığının
göstergesidir.Bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.Zaman sınırlamaları
akıcı konuşmayı engeller.
*Öğrenci konuşurken sorun yaşadığında
cümleyi onun yerine tamamlamamak, sözcük eklememek gereklidir çünkü seçilen
sözcükler kimi zaman onun söylemek istediğini karşılamayabilir, bu da
sorunu daha da arttırabilir.
*Çocuktan "zor" olan sözcük
yerine "kolay" olanını kullanmasını istememek gerekir, çünkü
bu istek sadece o sözcüklerle ilgili kaygıyı arttırır.
* "yavaş ol" , "rahatla"
, "konuşmadan önce düşün" gibi örneklerden uzak durulmalıdır.
Bu öneriler yapıcı öneriler yapıcı öneriler değildir, öğrenciye yardımcı
olmayacaktır.
*Öğrenci kötü günündeyse, hasta,
yorgun ve gerginse onu istemedikçe konuşmaya zorlamamalıdır.Daha iyi hissettiği
zamanlarda ise ona mümkün olduğunca fazla konuşma fırsatı verilmelidir.
*çocuğun nasıl söylediğinden çok
ne söylediğine odaklanılmalı ve sözel etkinliklere katılım konusunda yüreklendirilmelidir.
*Hepimiz iletişim kurarken yüz ifadelerini
ve beden dilini dikkate alırız. Çocuklar ise sözel olmayan bu tarz iletişime
karşı çok daha duyarlıdır. Bu nedenle kekeme öğrenci ile rahat bir beden
dili kullanarak dudak ve ağız haraketlerine bakmaksızın göz kontağı sürüdürülmelidir.
*Eğer öğrenci kekemelikle ilgili
terapi ya da destek alıyorsa aile ve uzmanlarla işbirliği yapılarak sınıf
içinde neler yapılabileceği tartışılarak belirlenmelidir.
SON SÖZ
Kekemelik bir tabu değildir, dünyanın sonu da değildir.İletişimde
yaşanan, önüne geçilebilen ve kontrol edilebilen bir güçlüktür. Kekeme
öğrenciye yardım etmenin anahtarı sorunu bilmektir.
BAŞVURULACAK KURUM VE KURULUŞLAR:
1. Ankara Üniversitesi İbn-İ Sina Hastanesi
K.B.B ABD Odyoloji Böl. Ve Stibüler Lab. 310 33 33 Ankara Ünv. İbn-İ Sina
Hastanesi
2. AnkaraÜnv.Öğrenci Rehberlik Merk.Özel
Eğit Birimi 363 33 50/234 Ankara Üniversitesi Eğitim Fak Cebeci /Ankara
3. Hacettepe Üniversitesi İşitme Ve Konuşma
Eğitim Ünitesi 310 35 45/1068 Hacettepe Üniversitesi Sağlık Hizmetleri
Mesl. Yüksek Okulu
4. Hacettepe Ünv.Ev Ekonomisi Yük. Ok. Ç.
S .E Bölümü 324 38 49 Hacettepe Ünv. Çocuk Sağlığı Eğitimi Bölümü
|