| |
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE
HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
(06 Şubat 2003,Radyo Programı)
Kocabey
YÜCEBAŞ Psikolojik Danışman Mamak RAM
1.Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteyi nasıl tanımlarsınız?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bireyin yaş ve gelişim
düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite)
ve dikkat sorunlarıyla kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur.
1950'li yıllarda Ritalin adlı ilacın DEHB tedavisinde yararlı olduğu bulunduktan
sonra bu bozukluğa karşı ilgide bir artış olmuş, konuyla ilgili yapılan
çalışmalar çoğalmıştır. Bu çalışmaların sonunda 1960'lı yıllarda hastalığın
oluşumunda kalıtım gibi etkenlerin çok etkili olduğu görülmüş, hatalı
ana baba tutumları, çocuğun kişilik özellikleri ve çevresel faktörlerin
hastalığın oluşumunda temel etken olmadığı belirlenmiştir. 1970'li yıllarda
ise DEHB giderek daha iyi tanınmaya başlamıştır. Bu bozukluğun kapsamında
aşırı hareketliliğin dışında dikkat eksikliği ve dürtüselliğin de bulunduğu
anlaşılmıştır. Hastalığın oluşumunda biyolojik nedenlerin önemli yer aldığı
giderek kesinleşirken tedavi de Ritalin kullanımı yaygınlaşmıştır. 1980
ve 90'lı yıllarda sürdürülen araştırmalar DEHB'in sadece çocukluk yıllarında
görülebilen ve kendiliğinden iyileşen bir hastalık olmadığı, ergenlik
ve yetişkinlik döneminde de çocuklar da benzer belirtiler olduğunu ortaya
koymuştur.
DEHB tüm dünyada yaygın olarak görülen, tedavi edilmediğinde yaşamın ileriki
dönemlerinde pek çok psikiyatrik ve sosyal soruna yol açabilen tedavi
edildiğinde ise son derece olumlu sonuçlar elde edilebilen bir psikiyatrik
bozukluktur. Bu nedenlerle gelişmiş ülkelerde toplumun profesyonellerin
ve medyanın ilgisini çekmekte çok sayıda araştırma yapılmaktadır.
2. Belirtilerin öne çıkışına bağlı olarak nasıl ortaya çıkabilmektedir?
1. Aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve Dürtüsellik:
Aşırı hareketlilik belirtilerinin öne çıktığı çocuklar yaşıtlarına
göre daha hareketlidir. Bu davranışlar oyun, anaokulu, okul gibi günlük
işlevlerde aile veya öğretmenler için sorun oluşturmaktadır. Dürtüsellik
genel olarak, bireyin kendisini kontrol etmede güçlük yaşamasıdır. Dürtüselliğin
baskın olduğu çocuklar acelecilik, istekleri erteleyememe, başkasının
sözünü kesme, sırasını beklemekte güçlük çekme, yapacakları şeyin sonucunu
düşünmeme ve akıllarına geleni hemen yapma gibi özellikler gösterir. Sonuçlarını
düşünmeden hareket ettikleri için kendilerini tehlikeli durumlara sokarlar.
2. Dikkat Eksikliği: Dikkatin bir
noktaya toplanabilmesinde güçlük, dış uyaranlarla dikkatin çok kolay dağılabilmesi,
unutkanlık, eşyalarını ve oyuncaklarını sık sık kaybetme ve düzensizlik
gibi belirtiler dikkat sorunları bulunduğunu gösterir. Dikkatin süresi
ve yoğunluğu her yaşta farklıdır. Beş-altı yaşlarında bir çocuk için normal
kabul edilebilecek dikkat süresi, on iki yaşındaki bir çocuk için kabul
edilenden daha kısadır. Bu nedenle her birey kendi yaş dilimi içinde değerlendirilmelidir.
3. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu için neler önerebilirsiniz?
Belirtiler okul öncesi dönemde görülmeye başlayabilir. Özellikle bazı
aşırı dürtüsel çocuklar, iki veya üç yaş gibi erken bir yaşta teşhis edilebilir.
Diğer yandan 13-19 yaşlarına gelene kadar bazı çocuklara tanı konulamayabilir.
Son yıllarda DEHB'li yetişkinlerin sayısında da bir artış görülmektedir.
Bu bireyler çocukluklarında tanı ve tedavi sürecinden yoksun kaldıkları
için yetişkinlik dönemine kadar bu sorunu taşımaktadırlar. Tanı koyarken
öğretmen görüşü, psikolojik danışmanın gözlemlerine ve öğrenci dosyası
gibi kaynaklara başvurulmalıdır. Sadece velinin verdiği bilgiler yeterli
değildir.
Hiperaktiviteyi değerlendiren uzman kişinin, belirtilerin ortaya çıktığı
bağlamı, ailenin öyküsünü ve hiperaktivitenin o bireyin gelişimi üzerindeki
olumsuz etkilerini her türlü bilgi kaynağından yararlanarak değerlendirmesi
gerekir.
Ülkemizde özellikle psikolojik sorunların tedavi ve denetim aşamaları
ailelerin maddi durumu iyi değilse yetersiz kalabilmektedir. İlköğretim
okullarında yapılan gözlemler, ailenin maddi olanaksızlığı ve ihmali nedeniyle
çoğu zaman DEHB'in tanı ve tedavisinin yetersiz kaldığını göstermektedir.
Tanıyı yapanlar ve tedaviyi okulda uygulayıp denetleyenler arasındaki
iletişimin zayıf olması tedavi sürecini geciktirir. Unutulmamalıdır ki,
ancak bir ekip çalışması yaklaşımı olursa DEHB ile ilgili sorunlar çözüme
kavuşabilir.
Bu ekipte yer alması gerekenler şunlardır:
Anne baba: Ortaya çıkan davranış
bozukluklarının hızlı bir şekilde uzmana iletilmesi, öğretmen ve danışmanla
paylaşılması, uzmanların önerileri doğrultusunda gerekenlerin yapılması
beklenen görevlerdir.
Öğretmen: Çocukla ilgili gözlemlerin ilk
elden sağlanması, psikolojik danışmanın haberdar edilmesi, nasıl bir yaklaşım
gösterileceği konusunda danışmanla ortak çalışılması başlıca görevidir.
Psikolojik danışman: Çocuğun yeteneklerini,
zayıf yönlerini belirleyecek testlerin uygulanması, öğretmene ve aileye
öneriler sunulması, çocuğa bireysel danışma yapılması, hekime veri sağlanması
başlıca görevleridir.
Psikiyatrist: Tıbbi muayenenin yapılması,
mevcut verilerin tanı ışığında değerlendirilmesi, tedavi sürecinde kime
ne görevler düştüğünün saptanması, kullanılacak ilacın cinsinin ve dozunun
ayarlanması, medikal takibin yapılması görevleridir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun farkedilmemesi çocuk
ve aileler için birtakım olumsuzluklara yol açabilmektedir. Çünkü tedavi
edilmediğinde gençlik çağına kadar etkilerini sürdüren, kimi zaman gençlik
çağında da olumsuz etkileri devam eden bir hastalıktır. Bu nedenle durumun
bir hastalık olarak kabul edilmesi ve zamanında tespit edilerek tedaviye
başlanması, sorunu yaşayan kişilerin ruh sağlığı ve topluma kazandırılmaları
açısından büyük önem taşır.
3. Anne Babaya neler önerebilirsiniz?
*Hastanelerin Çocuk Ruh Sağlığı
kliniklerine başvurularak tanısının konulması ve uygun tedavi yöntemine
başlanması gerekir. Davranış değiştirme yönünde yapılan çalışmalara cevap
vermeyen çocuklar için tıbbi yardım ve ilaç tedavisi ön plandadır. Uygulanan
ilaç tedavisinin ne kadar devam edeceği, hekim tarafından belirtilerin
devam etme süresine göre tespit edilir.
*Çocuğun zeka özelliklerini
belirlemek, hem doğru biçimde yönlendirme hem de akademik becerileri kazanabilme
bakımından çok önemlidir. Bu konuda hastanelerin Çocuk Ruh Sağlığı Bölümleri'nden
ve Rehberlik Ve Araştırma Merkezler'inden yardım alınabilir.
*DEHB'li çocuğa sahip olan
aileler, her şeyden önce çocuklarının sınırlarını bilmeli ve kabul etmelidir.
*Tüm çocuklar gibi bu çocuklara
da sevgi karşılıksız verilmelidir. Çocuğun sevginizi kazanması ya da haketmesi
gerektiği düşünülmemeli, sevgi pazarlık malzemesi olarak kullanılmamalıdır.
*Çocuğun enerjisini boşaltabileceği
ve doyum sağlayabileceği bazı uğraşlar edinmesine olanak tanınmalıdır.
Çocuğu aşırı derecede yormayacak spor aktiviteleri ve ev işlerine yardım
bu ihtiyacı karşılayabilir.
*Çocuğun yaşadığı yerin güvenli
olmasına dikkat edilmelidir. DEHB yaşayan bir çocuk tırmanma dürtüsü hissederse
bunun güvenli olup olmadığını düşünmeyecektir. Ev çok güvenlikli bir yer
haline getirilmiş olsa bile bu çocukları evde yalnız bırakmak ya da belli
aralıklarla kontrol etmek yeterli olmayabilir. Çocuk oyun oynarken onun
güvende olup olmadığı sürekli kontrol edilmelidir.
*DEHB olan çocuk genellikle
yükümlülüklerini karşılayamaz, ödevlerini yapmaz, okulla ilgili sorumluluklarını
yerine getirmez, ailenin planlarına uymaz (yataktan zamanında kalmaz,
eve zamanında gelmez, yemeklere zamanında oturmaz, odasını düzenli tutmaz),
aile yaşamına işbirliği içinde katılmaz. Bu durum anne babanın sürekli
olarak sınırlar belirlemesine yolaçar, cezalar gittikçe sıklaşır ve çocuklar
üzerinde kısıtlamalar gittikçe artar. Bu da ergenin daha asi, işbirliğine
daha az yatkın olmasına neden olabilir. Bunu takiben de anne baba daha
öfkeli ve tepkili hale gelebilir. Artık çocukların tavrı DEHB'in sebep
olduğu bir patoloji olmaktan ziyade istemli ve kontrol altında bir tutum
sorunu olarak algılanır. Diğer bir ifadeyle bu durumun çocuğun elinde
olmadan ortaya çıkan ve tek başına baş edemediği, neredeyse organik bir
bozukluk yüzünden değil de şımarıklığı, asiliği, tembelliği ya da "zamane
çocuğu" olmasından kaynaklandığı düşüncesi yerleşir. Bu noktada sorun
daha karmaşık boyuta gelir. Anne ve babalar çocukluk döneminde fark edemedikleri
bu sorun ergenlik döneminde atlamamalı bir uzmana başvurmalıdır. Aksi
taktirde tedavi edilmemiş ergenleri bekleyen düşük akademik başarı ve
normal biyolojik kapasitesinin çok altında bir yaşam kalitesi gibi olumsuz
sonuçlar beklemektedir.
*DEHB'li çocukları suçlayıcı
ve otoriter bir tutum içine girmek, çocukların düzensizliği ve dikkatsizliğini
giderek arttırır. "Çok dikkatsizsin", "Sana kırk kere söyledim
hala dikkat etmiyorsun", "Önüne bak" gibi cümleler çocuğun
dikkatini toplamasına yol açmadığı gibi kendine güvenini zedeleyerek çocukta
yetersizlik ve beceriksizlik duygusunu pekiştirir.
*İletişim sorunlarının büyük
bir kısmı uygun yaklaşımı sergilememekten kaynaklandığı için etkili iletişim
becerileri kullanılmalıdır. Belki de "Kırk kere söylediğiniz"
halde yapılmayan bir şeyi başka türlü söylemeyi denemelisiniz. Hangi yöntemin
sizin ve çocuğunuz için uygun olduğunu araştırarak, danışarak, deneyip
yanılarak bulabilirsiniz.
*Bu çocuklara dikkat çekecek
yollarla talimat verilmelidir. Eğer çok monoton bir ses tonuyla talimat
veriyorsanız çocuğunuz bunu önemsemeyebilir. Talimat verirken dikkatini
çekmek için göz kontağı kurmak, tane tane sakin ama ciddi bir şekilde
konuşmak işe yarayabilir. Bağırmak çocukta talimatın anlamına değil, sesin
yüksekliğine odaklanmaya yol açar.
*Çocuğun yaşına ve gelişimine
uygun kurallar konmalıdır. Bu kurallar açık, tutarlı, uygulanabilir ve
denetlenebilir olmalı ve kesinlikle uygulanmalıdır. Çocuğun yemek, yatma,
oyun, çalışma saatleri düzenli olmalıdır. Bu tür düzenlemeler çocuğun
uyumunu kolaylaştırır.
*DEHB yaşayan bir çocuk davranışlarının
doğruluğu hakkında net bir karara varamadığı için makul ölçüdeki kurallar
çocuğa dış dünyaya ait davranışları öğretebilir. Çocuğun kuralları öğrenmesi
zaman alabilir. Öğrendiğini sandığı durumlarda bile kuralları unutması
veya dürtüsel bir davranışta bulunup öğrendiklerini göz ardı etmesi mümkündür.
Bu süreç yorucudur, ancak istikrarlılık başarıyı sağlar.
*Çocuğun anne babasının ne
tepki vereceğini önceden tahmin edememesi davranış değişimini engeller.
İyi ya da uygun olmayan davranışlara yanıt verme konusunda tutarlı olmak
hemen değil ama bir iki hafta içinde değişimlerin başlaması ve birkaç
hafta içinde sonuçların belli bir bütünlüğe ulaşmasıyla kendini gösterir.
*Kısa molalar DEHB yaşayan
çocukların kontrolü ele almaları için çok yaralıdır. Ama disipline etmenin
etkin bir yolu değildir. DEHB yaşayan bir çocuğun köşeye gitmesini ve
oturup 10 dakika boyunca ne yaptığını düşünmesini istemek işe yaramaz.
Çünkü bu çocukların dikkatlerinin sabitlendiği süre saniyelerle ölçülür.
Bu yüzden çocukların oturup sakinleşmeleri için 2 dakikayı geçmeyecek
şekilde zaman tanınabilir.
*Çocuğun öfke ve saldırganlığını
kontrol etmeyi öğrenmesi açısından aile üyeleri uygun birer model olmalıdır.
Örneğin disiplin uygularken fiziksel cezalardan ve saldırganlıktan kaçınılmalıdır.
*Herkes tarafından çok eleştirildikleri
ve sürekli olarak nasıl hatalar yaptıkları vurgulandığı için özsaygıları
zedelenebilmektedir. Anne baba olarak çocuğun olumlu yönlerini ön plana
çıkarmanız, her zaman gerekli ilgi ve sevgiyi göstermeniz, küçük şeyler
de olsa doğru davranışlarını vurgulayarak cesaretlendirmeniz özsaygılarının
gelişimi ve kendilerine güvenleri açısından çok önemlidir.
*Bu çocuklar ödüllendirilmeye
diğer çocuklardan daha fazla ihtiyaç duyarlar. Verdiğiniz ödül türünden
ziyade (övgü, fiziksel yakınlık, özel bir yiyecek, ekstra ayrıcalık) zamanlama
daha önemlidir. DEHB'li çocuklar sabırsızdır ve bir işi yaptıktan hemen
sonra geri bildirim beklerler. Önemli olan ödülün davranışın peşi sıra
gelmesidir. Örneğin çocuğunuz başka şeylerle ilgilenmeden 15 dakika boyunca
ödeviyle ilgilendiyse ödüllendirmek için akşam yemeğini beklemeyin.
*Genellikle bu çocuklar çok
hata yaparlar. Dikkatiniz sadece bunların üstündeyse sürekli onları cezalandırmaya
başlayabilirsiniz. Cezalar (sevilen bir şeyden yoksun bırakma, ara verme,
küçük bir ödülü iptal etme vb.) son çözüm olarak kaçınılmaz olabilir.
Ancak bunların her zaman ödüllerle birlikte kullanılmasına dikkat edilmelidir.
*Kullandıkları araç gereçleri
kötü kullandıkları ve sıklıkla kaybettikleri için her kaybettiklerinde
yenisinin alınması pekiştirme rolü oynar ve kaybetme sıklıkları da gidererek
artar. Ayrıca niçin kaybettiklerinin sorulması da bu oranı arttırabilir.
Bu noktada, yeni bir eşyanın alınması için kendi harçlığından para biriktirmesi,
işini görebilen ama daha ucuz olanının tercih edilmesi, kaybettiği eşyanın
yokluğundan doğacak sıkıntılı duruma bir müddet katlanmasına izin verilmesi
işe yarayabilir.
*Çocuğunuz için sıkıntılı
olabilecek zamanları tahmin ederek uygun olmayan davranışı engelleyebilirsiniz.
Böylece insanların önünde kendinizi küçük düşmüş ve kızgın olmaktan korumakla
kalmayıp davranış pekiştirme alışkanlığınızı da geliştirmiş olursunuz.
Örneğin çocuğunuz okula girdiğinde koridorda koşup gürültü yapıyorsa binaya
girmeden önce durun, çocukla koridorda koşup bağırmama konusunda konuşun.
Kuralları kendisinin söylemesi önemlidir, böylece kendinin bir parçası
haline gelir ve kurala uyması kolaylaşır.
*Çocuğa seçenekler sunmak,
şu ya da bu şekilde yapılmasında sakınca olmayan işlerde çocukların tercihte
bulunmaları için fırsatlar oluşturmak içsel güdülenmeyi arttıracaktır.
*DEHB'li çocuk çevresindeki
yetişkinleri çok yorduğu için zaman zaman ne yaptığınızın farkında olmayabilirsiniz.
Onun iyi olması için öncelikle sizin iyi olmanız gerekir. Kendinizi korumazsanız
daha çok yorulur ve sinirlenirsiniz. Sonuçta hem siz hem de çocuk zararlı
çıkar. Bu nedenle kendinize dinlenme fırsatı yaratmanız çok önemlidir.
*Çocuğunuzla ilgili olumlu
bir algı geliştirin. Olumlu düşünmeniz hem sizin hem de çocuğunuzun pozitif
enerjisini arttıracaktır. Başarı üzerinde zekadan çok duygusal enerjinin
etkili olduğunu akılda tutarak, çocukla ilgili olumlu düşünmek, çocuğun
gelişimini hızlandırma da en önemli noktalardan biridir.
*Bu çocuklar ilgi duydukları
konuya yoğunlaşmakta güçlük çekmezler. Nelere ilgi gösterdiklerini belirleyip,
bu konularla akademik konuları birleştirmeye çalışmak eğitimleri için
önemlidir. Bu konuda okuldaki psikolojik danışmandan bilgi alınabilir.
*Dikkatleri çok çabuk dağıldığı
için ders çalışma ortamını çok iyi düzenlemelidir. Çalışma odası dağınık
olmamalı, iyi aydınlatılmalı ve havalandırılmış olmalıdır. Çalışma masası
sadece çalışma için kullanılmalı, yemek yeme, oyun oynama gibi etkinliklerde
kullanılmamalıdır.
*Yapılacak iş çocuğun dikkatini
toplama süresine uygun olmalıdır. Masa başında geçirdikleri zamanın çok
küçük bir bölümünü verimli kullandıkları için çalışmayla başlamadan önce
mutlaka çalışma programı yapılmalı, çalışma süresi ve konular küçük bölümlere
ayrılmalıdır. İşlerin mümkün olduğunca küçük parçalara bölünmesi dikkatini
kısa sürelerle de olsa belirli konulara yoğunlaştırması çocuğun başarılı
olma şansı arttırır. Örneğin çocuğun yazması gereken iki sayfalık ödevi
varsa birinci paragrafı yazdıktan sonra mola verilmelidir.
*Çocuğun öğrenme sürecinde
kendine yeni yöntemler belirlemesine yardımcı olunabilir. Örneğin, oturup
20 kelimeyi ezberlemek için çalıştırmak yerine büyük bir kartona kelimelerden
10 tanesini yazmasını sonra da bu sözcüklerin resmini çizmesini istemek
çalışmayı keyifli hale getirerek öğrenmeyi kolaylaştırır. Çocuğun öğrenmesine
yardımcı olmak için yaratıcı yöntemler düşünülürken onun yetenekleri de
dikkate alınmalıdır.
*Çocuğun öğretmeni ile işbirliği
yapılmalıdır. Anne babalar endişelerini öğretmenle rahatça konuşabilmelidirler.
Öğretmen çocuk için uyguladığı bireysel eğitim planı için ailenin görüşünü
almalıdır. Okulda uygulanan eğitim planı evde aile tarafından desteklenmelidir.
*Çocukta organize etme becerisi
geliştirilmelidir. DEHB yaşayan çocuklarda bu beceri yetersiz olduğu için
bizim hiç farketmeyeceğimiz küçük detayların arasında boğulur asıl yapmaları
gereken işi yapamazlar. Bu amaçla her nesne için bir yer belirlenmelidir.
Çocuğa eşyalarını koyması gereken yer öğretilir ve hep aynı yeri kullanması
istenirse zaman içinde bunu öğrenecektir. Örneğin, çantasına ödevlerini
koyması için renkli dosyalar yerleştirmek, bunların birinin üzerine "okula
gidecek" diğerine de "eve gidecek" yazmak organize olmasını
kolaylaştırır.
*Yap bozlar, resim eşleştirme
ve kitap okumak gibi hem dikkat süresini ve yoğunluğunu arttıracak hem
de eğlendirecek etkinlikler yapılmalıdır. Oyuncakların çok sayıda olmasına
ve güvenliği tehdit edici unsurlar taşımamasına özen gösterilmelidir.
Ayrıca yaratıcılığı geliştirecek nitelikteki oyuncaklar tercih edilmelidir.
*TV, Bilgisayar ve video
oyunları sınırlanmalıdır. İlköğretim çağındaki çocukların en çok bir buçuk
saat TV ve bilgisayar başında vakit geçirmelerine izin verilmelidir. Aksi
takdirde bazı akademik, davranış ve dikkat sorunları ortaya çıkabilir.
Anne babalar çocuklarının çok TV izlemesini engelleyemediklerini belirtiyorlarsa,
çocuklarını suçlamadan önce TV izleme saatleri gibi kendi tutum ve davranışlarını
gözden geçirmelidirler.
*Her çocukta olduğu gibi
DEHB yaşayan çocuklarda da düzenli beslenme şarttır. Özel bir beslenme
değil, düzenli ve dengeli bir beslenme sistemi olmalıdır. Çocuğa iyi bir
kahvaltı hazırlanmalı ve doğal yiyecekler yemesine dikkat edilmelidir
(bazı araştırmalar kimyasal katkı, boya, gluten ya da kazein gibi maddelerin
hiperaktif belirtileri artırdığını ileri sürmektedir).
*Bu çocukların çoğunda iştahsızlık
görülür. İlacın yemeklerden sonra alınması sağlanarak bu yan etki minimum
düzeye indirilebilir. Eğer çocuk ilaç saatlerinin ayarlanmasına rağmen
iştahsızlık problemi yaşıyor ve kilo kaybediyorsa doktorla iletişime geçilmelidir.
*Bu çocuklar geceleri uyumakta
zorlandıkları için yatma zamanını ertelemeye eğilimlidirler. Ancak sürekli
hareket halinde olduklarından akranlarına oranla uykuya daha çok ihtiyaç
duyarlar. Her gece aynı saatte yatmaları sadece yeteri kadar dinlenmelerini
değil, düzen ve istikrarı sağladığı için de yararlıdır.
*Her akşam o günkü olayları
gözden geçirin ve davranışının istediğiniz biçimde olmadığı anlar için
çocuğunuzu bağışlayın.
*Çocuğunuzla uğraşırken yaptığınız
hatalarınızdan dolayı kendinizi de bağışlayın ve her ikinizi de doğru
yaptığınız şeyler için kutlamayı unutmayın.
*Son olarak ailenin tüm bireylerinin
tedaviye katılmaları, aşırı disiplin ve aşırı hoşgörüden uzak durmaları,
çocuğun gereksinimlerine duyarlı olmaları çok önemlidir.
*Çocuğun DEHB ile ilgili
mümkün olduğunca bilgi sahibi olmasına çaba harcanmalıdır. Çocuk DEHB
ile ilgili ne kadar çok şey bilirse tedavisini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak
biçimde o kadar iyi yapılandırabilir. Zaten etkin bir tedavide kişinin
kendisi hakkındaki görüşünü radikal olarak yeniden ele almasını sağlar.
Kişi DEHB'i öğrendikçe daha önce hiç sahip olmadığı bir güce sahip olur.
Bu güç bilgide saklıdır.
4. Öğretmenlere ne gibi önerileriniz olabilir?
*DEHB'li çocuklar genellikle
okula başladıktan sonra teşhis edilirler. Bunun başlıca nedeni anne babaların
kendi çocuklarına alışmaları sonucu bir çok davranışın onlara olağan görünmesidir.
Çoğunlukla öğretmenler DEHB'li çocukları fark edip tanı sürecini başlattıkları
için DEHB konusunda çok temel bazı bilgilere sahip olmaları gerekir. Öğretmenler
tanı sürecinin ilk halkalarından biri olmakla beraber işlerinin DEHB'li
çocuklar hakkında her şeyi bilmek ve tanı koymak olmadığını akılda tutarak
bir uzmandan yardım istemekten çekinmemelidirler. Eğer çocuk ilaç tedavisine
başlarsa ilacın etkileri konusunda bilinçli bir gözlemci olunmalıdır.
*DEHB'li çocuklarla başa
çıkabilmesi için öğretmenlerin olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye,
sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir
kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla)
sahip olması gerekir.
*DEHB'li çocukların %50'si
normal sınıflarda eğitilebilir. Geriye kalan %50'si ise özel eğitim ve
ilgili hizmetleri gerektirir. Bu %50'nin yaklaşık %35-40'ı da normal sınıflarda
bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi şekilde etkilenen diğer
%10-15'lik kesim için özel sınıflar gereklidir. Öğretmen bu çocukların
ihtiyaçlarını tanıyacak ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse
kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta bir sinir
savaşı yaşanır.
*Türk eğitim sisteminde yer
alan müfredat içerikleri dikkat yetenekleri bakımından çan eğrisinin ortasındaki
çocuklara göre düzenlenmiştir. Ortalamanın biraz üzerindeki ve biraz altındaki
çocuklar okulda genel olarak problem yaşamazlar. Öğretmenlerin ders anlatırken
dikkat dağınıklığı bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın
altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir.
*Bazen dürtüsel davranışları
nedeniyle DEHB'li çocuklar normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak
istenmez. Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara önerilerde
bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal olduğu halde dürtüsel ve hiperaktif davranışları
nedeniyle bir çocuğun alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır.
Aile ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir, ancak normal IQ'
ya sahip DEHB'li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel açıdan kapasitelerinin
çok daha altında performans göstermeye başlar. Okul değiştirme seçeneği
de saklı kalmak kaydıyla sınıf ya da öğretmen değiştirmek o an için daha
iyi bir çözüm olabilir. Normal sınıfta kalabilmesi için neler gerektiği
ve sonuçlarının neler olabileceği aile ve çocukla tartışılmalı, uzman
görüşü alınmalıdır.
5. Eğitim-öğretim ortamı oluşturmada nelere dikkat etmeli?;
*DEHB'li çocuklar sürekli
oturup dikkatlerini derse odaklamakta yaşarlar ve bu duygudan kaynaklanan
yaramazlık davranışları gösterirler. Bunun sonucunda akranları tarafından
dışlanır ve yıkıcı davranışlar sergilerler. Yıkıcı davranışlar gösterdikleri
için dışlanma daha da artar. Bu nedenle çocukluk döneminde tedavi edilmeyen
hiperaktivite vakaları ilaç bağımlılığı, antisosyal davranışlar gösterme
ve başkalarından zarar görme riskiyle karşı karşıyadır.
*Bu çocukların dikkatleri
ilgisiz uyaranlarla ve diğer insanların önemsemediği ses ve olaylarla
kolaylıkla dağılabildiği için sınıflarının sessiz ve sade olmasında yarar
vardır. Öğretmenlerin sınıfı güzelleştirmek veya eğitim amacıyla astıkları
materyaller dikkatlerini dağıtabilir.
*Ders sırasında saçını okşamak,
omzuna dokunmak tüm öğrencilerin kendilik değerini arttırdığı gibi konuya
ilgilerini de artırmaktadır. Bu çocuklar görsel ve dokunsal uyaranlardan
çok etkilendikleri için dikkatlerini çekmek istediğinizde fiziksel olarak
yakın olmak ve uygun olan zamanlarda ona dokunmak etkili olabilir. Ayrıca
dersi esprilerle süslemek, görsel işitsel malzemelerle zenginleştirmek
tüm öğrenciler adına işi kolaylaştırır.
*Bu öğrencilerin düşünce
biçimlerinin farklı olduğu unutulmamalıdır. Doğrusal bir düşünceye sahip
olmadıkları ve asla olamayacakları için çocukları bu yönde zorlamak, kaynakları
ve zamanı boşa harcamaya yol açar.
*DEHB'li çocukların bulunduğu
sınıflarda konular dikkatlice yapılandırılmalı, önemli noktalar açıkça
belirlenmelidir.
*Pek çok DEHB'li çocuk görsel
olarak daha iyi öğrendiği için bir şey söyleneceği zaman göstererek söylemek
tercih edilebilir. İstenilen davranış aynı zamanda yazılırsa daha da somutlaşmış
olur.
*Herhangi bir olay ya da
konunun taslağını çıkarma, kitap okurken ve dinlerken not alma becerilere
kazandırılmalıdır. Bu becerileri kazanmak DEHB'li çocuklara zor gelir.
Ancak bir sefer öğrendikleri zaman okumaktan ve ders dinlemekten daha
az sıkılır hale gelirler.
*Kendini gözlemesini öğretmek,
düşüncelerine nasıl takılıp kaldığının farkına varmasını sağlamak ve en
önemlisi de takılma gerçekleştiğinde tekrar nasıl odaklanacağını anlatmak
çok önemlidir.
*Acele ve özensiz yaptığı
işleri tekrar kontrol etmesi istenmeli, verilen görevler arasında kısa
molalar verilmelidir.
*Bu çocukları sınıf içi çalışmalarda
hoşlandıkları biriyle eşleştirmek verimlerini arttırır. Çocuğun, davranışlarıyla
ona örnek olan bir arkadaşıyla ön sırada oturtulması uygun olabilir.
*Katılma ve bağlı olma ihtiyacı
hisseden bu çocuklar grup içi çalışmalarda yer aldıkları sürece kendilerini
güdülenmiş hissedecekleri için gruba katılımları sağlanmalıdır.
*Tahtada yazılı olanları
defterine yazması diğer çocuklardan daha uzun zaman alabildiği için ona
ek süre verilebilir.
*Sıraları tahtaya ve öğretmen
masasına yakın olabilir, ancak orada amaçlı olarak tecrit edilmemelidirler.
*Sınavlarda ve sınıf içi
aktivitelerde bazı sesler çıkarma, kendi kendine konuşma, ayaklarını sallama
gibi davranışlarına engel olurken katı tutumlar sergilenmemelidir.
*Sürekli göz teması kurarak
bu çocukları daha kolay denetleyebilirsiniz. Bir göz atış çocuğu günlük
hayallerden sınıf ortamına geri getirebilir.
*Ne istendiği çok açık bir
şekilde öğrenci tarafından anlaşıldığından emin olununcaya kadar tekrarlanarak
iletilmelidir.
Talimat verirken aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir;
*
canlı açık bir dil kullanma,
*kısa konuşma.
*her seferinde bir tek talimat
verme.
*konuşurken yüzün çocuğa
dönük olması.
*çok duyuya hitap eden talimatlar
verme.
*mümkünse yapılması istenen
davranışı gösterme.
*zaman zaman çocuğun talimatı
anlayıp anlamadığını denetleme ve gerekiyorsa talimatı tekrarlama.
*Sınıfa soru yöneltirken,
önce soruyu sorun sonra çocuğun ismini söyleyin. Önce çocuğun ismini söylerseniz
diğer çocuklar soruyu savuşturduklarını düşünüp dinlemeyebilir. Bu durumda
sınıfta uğultu yaratarak öğrencinin dikkatini dağıtabilir. Dikkati dağılan
çocuğa kolay bir soru sorun, konuyla ilgili olması şart değildir.
*Çocuklardan bir konu üzerinde
uzunca bir süre düşünmeleri beklenmemelidir. Bir konuda düşünmeleri istendiğinde
birkaç saniyede cevaplayabilecekleri sorular sorulmalıdır. Aksi takdirde
çocukların canı sıkılır ve dikkati dağılır.
*Sık sık gelişmeleri gözlemlenip
denetlenmelidir. Sık ve çabuk geri bildirimler, onları doğru iş üzerinde
tutmaya yardımcı olarak, kendilerinden ne beklenildiğini ve hedeflerini
karşılayıp karşılayamadıklarını bilmelerini sağlayarak ve cesaret vererek
gelişimlerine büyük yararlar sağlar.
*DEHB'li öğrenciler için
her ders planında fiziksel hareketler planlanmalıdır (Kalemi açmak için
kalkmak, yandaki sınıftan tebeşir almak, öğretmen masasını düzenlemek,
çiçekleri sulamak, müdür yardımcısına not göndermek gibi).
*Çocuğun birkaç şeyi bir
arada yapmasına fırsat verilmelidir.
*Çocuğun okulda yoğun olarak
spora yönelmesi sağlanabilir. Bu konuda beden eğitimi öğretmeni ile işbirliği
yapıp çocuğun yatkın olduğu bir spor alanını belirlemek, bu sporu yapması
için imkan tanımak faydalı olur.
*Bu çocukların yerinde duramama
özellikleri nedeniyle öğretmenleri tarafından sıklıkla uyarılmaları, istenmeyen
bu davranışın pekiştirilmesine yol açabileceği için bundan kaçınılmalıdır.
*Diğer yandan aşırı yorgunluk
stres ve baskı çocukların özdenetimlerini azaltıp uygunsuz davranışlara
neden olabileceği için dinlenme fırsatları sağlanmalıdır. Sessizlik zamanı
ve gevşeme tekniği uygulamaları buna örnek olabilir.
*Bir öğretmen olarak kendi
hızınızı değerlendirerek sınıfta konuları işlerken ne kadar hızlı ya da
yavaş olduğunuza dikkat edin.
*Öğrenmenin duygusal boyutu
ihmal edilmemelidir. Duygusal gelişimin sağlıklı olması, davranışların
kalıcı kılınması açısından önemli olduğu için öğrencilerin katılım, ait
olma ve eğlence ihtiyaçlarının öğretimsel etkinlikler esnasında karşılanması
gerekir.
*Anlamlı ve eğlenceli buldukları
etkinliklere rahat yoğunlaşabildikleri için dersi eğlenceli hale getirmek
önemlidir. Şakacı, eğlenceli ve sürprizlere açık olarak DEHB'li çocukların
ilgisini ve hevesini arttırabilirsiniz. Hayatlarının büyük bir kısmının
planlar, listeler ve kurallardan oluşması sıkılmalarına yol açar. Oysa
sürprizleri ve oynamayı seven bu çocuklar hayat doludur. Çocuğun çalışmaya
isteyerek katılması ve çalışmadan hoşlanması önemli olduğu için, çalışmaların
eğlenceli hale getirilmesine dikkat edilmelidir.
*Sınıfta DEHB ile ilgili
açıklayıcı bilgi vermek veya bir hikaye okumak, DEHB'li çocukları anormal
olarak gören sınıftaki arkadaşları için yararlı olabilir.
*Yaramazlığın; dikkat çekme
(sıkılma ve sevgi ihtiyacından dolayı), güç mücadelesi (tehdit edilmiş
hissettiğinden dolayı), öç alma (incinme ve haksızlığa uğradığını hissettiğinden
dolayı) ve yetersizlik (güçsüz hissettiğinden dolayı) olmak üzere dört
kaynağı olduğunu akılda tutularak yaramazlıklarının nedenine uygun olarak
müdahale biçimi belirlenmelidir. Uygun müdahale doğru sonuçlara götürür.
Bu konuda sınıf yönetimi kitaplarından yararlanabilirsiniz.
*Övgüyü ve cesaretlendirmeyi
çok seven bu çocuklar, özellikle cesaretlendirme olmadığı zaman sinirlenirler.
*DEHB'in en yıkıcı yönü DEHB'in
kendisi değil özsaygıya yönelik ikincil zararıdır. Bu çocuklar bol bol
cesaretlendirilip övülmelidir. Ancak överken dikkatli olmalı, gerçek övgülerle
sahtelerini kolayca ayırabilecekleri unutulmamalıdır.
*Bu çocuklar gün boyunca
çok fazla başarısızlık duyguları yaşarlar. Bunun için mümkün olduğunca
başarılı olduğu durumlar araştırılıp başarılarının altı çizilmelidir.
*Özdenetim düzeyi düşük olduğu
için özdenetimli olmalarına yardımcı olacak geri bildirimler verilmelidir.
Nasıl davranacakları konusunda genellikle fikirleri olmayan bu çocuklara
alternatifler sunulmalıdır (örn; bunu farklı bir biçimde nasıl söyleyebilirdin?).
*Çocuğa DEHB'in avantajları
olduğu da hatırlatılmalıdır. Çok fazla enerji verdiği için aşırı hareketlilik
acil işlerin yapılmasında etkili olmaktadır. İleride hareket ya da konuşkanlık
gerektiren mesleklerde başarılı olabilecekleri belirtilmelidir.
Sınıfta dikkati yoğunlaştırma;
*Öğretmen sınıf içinde tüm
çocukların görebildiği ve işitebildiği yerlerde olmaya dikkat etmelidir.
Görünebilirliğini arttırmak için sürekli sabit bir noktada durmayıp dolaşmalıdır.
*Öğretmen ders anlatırken
ya da öğrenciyle bire bir konuşurken mutlaka göz kontağı kurmalı ve sesini
iyi kullanarak çocukların dikkatini toplayabilmelidir.
*Anlatılan konu hakkında
ilginç sorular sorulabilir. Ancak soruların sınav amacıyla değil öğrenmeyi
kolaylaştırmak amacıyla sorulduğu çocuğa hissettirilmelidir.
*Anlatılan konularla ilgili
resim ve görsel malzemeden yararlanılabilir. En basiti tahtaya şekil ve
resimler çizilerek anlatım görsel alana kaydırılabilir.
*Çocuklar en iyi oyunla öğrendiği
için matematikten hayat bilgisine kadar her dersin belli bir bölümü oyunla
öğrenmeye ayrılabilir.
*Tahtaya yazılanlardan önemli
olanların altını çizmek ya da renkli kalemler kullanmak dikkatin yoğunlaşmasını
kolaylaştırır.
*Öğrenmeyi arttırmanın en
önemli yolu ağır konuları dahi özetleyip basite indirgeyerek anlatabilmektir.
Bu nedenle boşluk doldurma tekniği sıkça kullanılabilir.
*Bir ders süresi bazı çocuklar
için çok uzun olabilir. Dikkatleri toplamak için minik molalar vererek
bazen konu dışına çıkıp zihinlerin dinlenmesi sağlanabilir.
*Dikkati dağılan, dalıp giden
çocuğu ismen uyararak dersi takip etmesi sağlanabilir.
Ödev ve Sorumluluklar;
* DEHB'li çocuklar
dışsal olayları kendi başlarına yapılandıramadıkları için yönlendirilmeye
ve planlamaya ihtiyaç duyarlar. Planlamayı kolaylaştırmak için etkinlik
listelerinin yapılması, yaptıkları işin neresinde kaldıklarını unuttuklarında
hatırlamalarını kolaylaştırır (hatırlama bu çocuklar için problem olduğundan
dolayı, doğal olarak var olmayan çağrışımlar oluşturarak kodlamaya yardımcı
olan hatırlama stratejileri ve beceriler öğretilebilir).
*DEHB'li öğrenciler bağımsız
çalışmanın aksine öğretmen tarafından doğrudan işe yönlendirildiklerinde
daha başarılı olmaktadırlar.
*Bu çocuklar çok ödevden
sıkıldıkları için az ödev verilerek ödevlerinin niceliğinden ziyade niteliğine
dikkat edilmelidir.
*Bir kerede verilen uzun
yazılı ödevler onu yıldırıp çaresiz bırakabileceği için ödevleri küçük
parçalara ayırarak vermek daha etkili olur.
*Ağır ödevler çocuğu ezebileceği
gibi çocukta yetersizlik duygusuna da yol açabilir. Bu tür ödevlerin her
bir bölümü yapılabilecek parçalara ayrılarak çocuğun başarısızlık korkusu
azaltılabilir. Aslında bu çocuklar yapabileceklerini düşündüklerinden
daha fazlasını yapabilirler.
*Yaptığı çalışmalarda verdiğiniz
sürenin yeterli olup olmadığına dikkat edin. Yetersiz süreden dolayı başarısızlık
çocuğun yeteneklerinden şüphe etmesine yol açar.
*DEHB'li çocuklar bir ödevi
yaparken kendi hızlarına göre değerlendirilmelidir. Sınıftaki diğer çocuklara
bakarak onun geç ya da erken bitirdiğini söylemek yanıltıcı olabilir.
Çalışma hızı diğer çocuklarla kıyaslanarak belirlenirse DEHB belirtileri
daha da artabilir.
*Öğrenmeyi ölçmek için alternatif
değerlendirmeler kullanılmalıdır. Geleneksel standart testlere güvenilmemeli,
konular bazen ödev, proje, videokayıt çalışması vererek ya da sözel olarak
değerlendirilebilir.
*Bu çocukların bütün ödevlerini,
sorumluluklarını, sınav günlerini ve randevularını yazabilecekleri bir
ödev defteri kullanmaları sağlanmalıdır. Bu defter günlük olarak kontrol
edilmelidir. İşlerini önem derecesine göre sıraya koyması gerektiği paylaşılarak
yapılacaklar listesi hazırlamaya özendirilebilir.
*Mutlaka ödevlerini yapıp
yapmadığı kontrol edilmeli, yapmamışsa nedenler araştırılıp giderilmeye
çalışılmalıdır. Bu, çocuğa hem yol gösterir hem de onu motive eder.
*DEHB'li öğrencilerin bazen
diğer öğrenciler kadar iş yapamayacaklarını unutulmayarak beklentiler
öğrencinin kapasitesine göre ayarlanmalıdır.
*Çocuk tarafından ceza olarak
algılanmamak kaydıyla mümkün olduğunca çocuğa sorumluluk verilmelidir.
Kurallar;
*DEHB'li öğrencilerin okul
başarısını arttırmak için öğretmenlerin kuralların yapılandırılmış olmasına,
çalışma zamanlarının kısa tutulmasına, dersin ilginç etkinliklerle desteklenmesine
ve olumlu pekiştireçlerin kullanımına dikkat etmesi gerekir.
*Düzeni sağlamak için kurallar
mümkün olduğunca erken oluşturulmalı, düzen ve temizliği kontrol etmek
için çok sık ara kontroller yapılmamalıdır. Aksi takdirde çocukların içsel
motivasyonları azalır.
*Sınıftaki öğrencilerin katkılarıyla
oluşturulan kuralları herkesin görebileceği bir biçimde yazıp asmak, kuralların
benimsenmesini ve uygulanmasını sağlayabilir.
|