|
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Dilenciler milyonerleri kıskanmazlarda,
kendilerinden daha başarılı dilencileri kıskanırlar.
Bertrand RUSSEL
TANIM :
Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır.
kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş
olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta
biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma iki yaş civarındadır.
Doğal, evrensel ve insanı oldukça mutsuz eden bir duygudur. Önemli olan
ne boyutta yaşandığıdır. Çocuk, herkesin kendisinden daha iyi olduğunu
ve kendisinin herkesten daha az sevildiğini düşünmeye başlar. Özellikle
küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma kimi zaman yaşamı etkileyecek
ve davranış bozukluğuna neden olacak derecede yoğun yaşanabilen bir duygu
olabilmekte ve yardım gerektiren bir hal alabilmektedir.
NEDENLER:
*Doğal bir duygu olan kıskançlık sevilen
kişinin bir başkasıyla paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanır.
O ana kadar kendine yöneltilen ilgi ve dikkatin kardeşine yöneltilmesinden
doğan rahatsızlık en temel nedendir. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona
ayrılan zamanın azalması çocukta, bebeğe karşı gibi görünen ama aslında
ana babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine
neden olabilir. Çocuk kendini terk edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissetmeye
başlar.
*Kardeşler arası kıskançlığın derecesi,
yeni bir çocuğun doğumuyla anne babanın tutumunda olan değişikliklere,
büyük çocukla ebeveyn arasında yerleşmiş olan ilişkiye ve çocuğun bebeğe
olumsuz bir etkide bulunmasına göz yumma hoşgörüsüne bağlıdır.
* Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir
başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde
kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha
yüksektir.
*Dışarıdan insanlarla akrabalarda bazı olumsuz
düşüncelerin doğmasına neden olabilirler. Kendisinden büyük bir kız kardeşi
olan çocuğa saçlarının neden ablası gibi kıvırcık olmadığını sormak, ablaya
da kardeşinin boyunun onu yakaladığını ve yakında onu geçebileceğini söylemek
(sanki bunlar kötü bir şeymiş gibi) hem gereksiz hem de olumsuz etkileri
olan yaklaşımlardır. Çocukların birbirleriyle rekabete girmelerini, kızgınlık
duymalarını sağlayabilir.
*Cinsiyete göre de bazı farklılıklar yaşanabilir;
çocuk kız ve doğan kardeş erkek ise, ana-babanın kendi cinsiyetinden hoşnut
olmadığını düşünebilir. Ailelerin cinsiyete ilişkin tercihi varsa ve bunu
yansıtıyorlarsa, cinsiyete göre kıskançlık yaşanması kaçınılmaz hale gelir.
*Bazı çocuklar mizaçlarından dolayı daha
kıskançtır.
BELİRTİLER:
*Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü,
küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin
yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların
bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duygulardan en etkili olanları öfke,
kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.
*Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve
sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının
ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır.
Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek
yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.
* Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini
bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma,
parmak emme gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.
* Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli
olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi
zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara
yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.
*Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn:
okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler,
(emin olmak için fiziki muayene yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik
ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.
*Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve
koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına
neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken
başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin
hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak
istememesine neden olabilir.
*Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça
ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, "ondan nefret ediyorum"
deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır
ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın
sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.
*Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini
sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.
ÖNERİLER:
*Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği
bir dilde aileye yeni bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden
daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin
gelip gideceği, annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit
geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu
ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar
düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı
olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir.
* Öncelikle rahatlayın, çocuklar etraflarındaki
yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Büyük çocuğunuzun kardeşine
nasıl tepki göstereceği konusunda endişeliyseniz çocuğunuzda gergin olacaktır.
*Çocuğa somutlaştıramayacağı sözler söylemeyin.
"Sakın endişelenme seni de bebek kadar seveceğiz" cümlesi iyi niyetli
olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açar.
*Hamilelik döneminde babası ya da başka
bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek
yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne
hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez
ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz.
*Anne baba aralarında işbölümü yaparak, anne
yeni bebekle ilgilenirken babanın diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle
de ilgilenildiğini hissetmesini sağlar.
*Anne babanın çocuğa kardeşin doğdu ama senin
dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok mesajını
sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidirler. Bu da ancak
çocuğa zaman ayırmaya devam ederek onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere
girerek ve ona sorumluluk vererek olur.
*Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli
zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını
gerçekleştirmesine olanak verilmelidir. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden
gerçekleşen oyun parkına gitme, akşam yemeğinden sonra hikaye okuma gibi
etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına
uğramadığını farkederek özgüvenini yitirmeyecektir.
* Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde
bulunmak yerine, var olan sevgiyi ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi
hedeflemek daha doğru olacaktır. Bebeğe sevgi gösterdikten hemen sonra
panik içinde çocuğa da aynı şeyi yapmaya çalışmak doğallığın kaybolmasına
ve çocuğun kendisinin zorla sevildiği gibi yanlış bir fikre kapılmasına
neden olacaktır.
*En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle
ilgilenip büyük çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca
bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve
sevgi göstermelerini söylemek, "Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı"
gibi sözler söylememeleri konusunda uyarmak işe yarayacaktır.
* Bebek için söylenen "Ne kadar yaramaz,
sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum" gibi
bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı
istediğiniz inancı verebilir. Bu da en başta çocuğun size olan güvenini
zedeleyecektir.
*Bebeğe sürekli "bebek" demek yerine doğrudan
adını söylemeye başlamak bebeğin bir nesne değil de canlı bir varlık olduğunu
anımsatacaktır. · Bebeğe "benim" değil "bizim" diye başlayarak hitap etmek
ve "Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe
göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.
*Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten
uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.
*Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek
durumu kötüleştirecektir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla
yatmasına izin verilmemelidir. Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı
ilgi, bu seferde kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir.
*Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği
kesin bir dille anlatılmalıdır.
*Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte
çok kötü olan bu davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek için değil, bir
parça düşmanlık içeren bir incelemeden başka bir şey olmadığını bilin.
Burada önemli olan aşırı tepki göstermemek, kibarca reaksiyon gösterip
sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir)
uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız
bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip
vermediklerini kavrayamazlar.)
* Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım
istenebilir. Örneğin bebeğe isim seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak
ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun
katılımı sağlanabilir.
*Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip,
önemsememek yerine, onları kabul edip, tanımaya çalışın; "Anne, hep bebekle
ilgileniyorsun." "Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?"
demek yerine "Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor." diyerek
"Hayır, hiç hoşuma gitmiyor." diyerek duygularını ifade etmesini sağlayabilirsiniz.
*Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan
kaçının. Ancak çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım
ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş
giysileri, bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o bebekken yaşanan anılardan
ve onun sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha iyi hissetmesi sağlanabilir.
*Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan
çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle
ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade
etmesinde fayda sağlayabilir.
*Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli,
"Sen artık ablasın" diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da
hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.
*Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki
çocuğu ana okuluna göndermek doğru değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını
körüklediği gibi çocukta okul sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine
kapanık ya da saldırgan olmasına yol açabilir.
*Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak
yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir
sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır.
*Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her
çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi
ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğunu dolayısıyla daha çok
ilgiye ihtiyacı olduğunu belirtilmelidir .
*Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına
çalışılmalıdır. Örneğin, üç kardeşten ortanca çocuğun "Ahmet'lere kardeşim
gidiyor, ama ben gidemiyorum, bu adil değil" şeklinde gösterdiği tepkiye
"Kız kardeşinle geçimsizliği sürdürdüğün ve ona vurduğun için Ahmet'lere
sadece ağbin gidebilir" biçiminde bir yaklaşım uygun olabilir.
*Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen
giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir,
fakat vermek istemediği şeyler konusunda onu zorlanmamalıdır. Kendine
ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını
arttırabilir.
*Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından
hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti,
piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.
*Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta
birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa,
çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse
çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak
hissedecektir.
*Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde
onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın.
* Çocukların kavgalarında hakem rolünü almayın.
Ana babalar çocukların tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her
biri ana babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin
yoğunlaşmasına yol açar. Büyük kardeş anababanın koruyucu desteğini sağlayabilen
küçük kardeşten nefret eder. Anababa ne kadar yansız olmaya çalışsa da
işe yaramaz bu nedenle kardeşler anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir.
Fiziksel şiddetin olmadığı durumlarda ana babanın araya girmemesi sorunun
çözümünü kolaylaştırır.
*Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa
yönetmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi "mağdur, ezilen"
olarak nitelendirmemek gerekir.
* Kim başlattı sorusunu sormaktan kaçınılmalıdır.
Çünkü olayı kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak çocukların birbirini
suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede
suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıdır.
* Çocukların kavga etmelerine mümkün olduğunca
izin verilmemelidir. Çünkü çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar.
Kavga ettiklerinde de seçenekler sunulabilir yada iyi geçinme kuralları
koyulabilir. Böylece kavga ettikleri ve iyi geçindikleri zaman sonucun
ne olacağını bilirler. (İyi geçinirseniz ev kuralları dahilinde istediğinizi
yapabilirsiniz. Kavgayı kim başlatırsa başlatsın önemli değil. Ya iyi
geçineceksiniz yada lunaparka gitmeyeceksiniz.) Kuralı bozanlara ders
vermek amacıyla bir iş vermek hem onların yanlış yaptıkları bir olayı
düzeltmelerini hem de olumlu bir davranışta bulunmalarını sağlayabilir.
*Kardeş çatışmasına engel olmanın tek yolu
tek çocuk sahibi olmaktır. Çünkü iki yada daha çok çocuğun aynı ortamı
paylaşması kaçınılmaz olarak çatışma yaratır. Kardeş kavgasına neden olan
zaman ve ilgi konusu ortadan kaldırılamayacağına göre çocuklara kavga
etmeyin demek çok etkili değildir. Bunun yerine çocuklar iyi geçinme konusunda
yüreklendirilmelidir. Ne kadar iyi anlaşıyorsunuz gibi cümleler çocuğu
yüreklendirir ve sizin övgünüzün hakkını vermeye yönlendirir. Ayrıca çocuğun
daha çok küçükken paylaşmayı öğrenmeye başlaması kardeşi olduğunda çok
fazla bocalamasını engelleyecek, paylaşamamaktan doğan çatışmaları azaltacaktır.
* Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik
ne kadar yoğun olursa olsun birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler.
Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında
birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.
|