| |
İŞİTME
Giriş
Konuşma,
iletişimin temel ögelerinden birisidir.Konuşmanın kazanılması için birinci
şart, işitmenin normal olmasıdır.İşitme, anlama, konuşma, okuma ve yazmaya
dayalı iletişimin temelidir.Bu mekanizmada oluşan herhangi bir bozukluk,
dilin ve konuşmanın doğal yollarla öğrenilmesini engellemekte, dolayısıyla
toplum için etkileşimde rolü olan iletişim becerilerinin kazanılmasını
güçleştirmektedir.
Konuşma seslerini algılamada güçlük çeken çocuk, konuşmayı öğrenmede de
güçlük çekecektir. Konuşmayı öğrenmesi öğrenmemesi yalnızca iletişim kurmasını
engellemekle kalmayacak, zihin, dil, sosyal ve duygusal gelişim alanlarını
da etkileyecektir.
İşitme engelli olup, erken yaşlarda uygun eğitimi alan bir çok işitme
engelli birey, eğitim ve meslek edinmede çok iyi düzeylere gelebiliyorlar.
Ancak bunun için işitme kaybının oluşumundan hemen sonra başlayan, bu
çocukların özel gereksinimlerini karşılayacak biçimde planlanmsı ve çok
iyi yürütülen eğitim hizmetlerinin sağlanması gerekiyor.
Tanımlar:
Normal
işiten bireylerden söz edildiğinde, genellikle bu bireyin konuşmayı anlamak
için yeterli düzeyde işitmesi olduğu kastedilir.Çevrede aşırı gürültü
olmamak kaydıyla, normal işiten bir birey herhangi bir özel araç, cihaz
ya da teknik kullanmadan olağan durumlarda konuşmayı anlayabilmektedir.
İşitme duyarlığının kişinin gelişim, uyum-özellikle iletişimdeki görevleri
yeterince yerine getiremeyişinden ortaya çıkan duruma işitme özürü denir.
İşitme özürlü birey, işitme özüründen dolayı özel eğitimi gerektiren bireylerdir.
İşitme engelli birey, bazı sesleri duyabilmekte fakat; bu düzeydeki işitme,
konuşmayı anlaması için yeterli olmamaktadır. Çok ileri derecedeki işitme
kayıplarynda ise, bir işitme cihazı kullanılıyor iken dahi, yalnız işitme
yolu ile konuşmayı anlaması çok güç olmaktadır. Bu durumdaki bireyler
konuşmayı anlayabilmek için dudak okuma yöntemini de kullanmaktadırlar.
Eğitim alanında işitme engelli terimi, özel eğitim hizmetlerini gerektiren
işitme özürlüleri için kullanılmaktadır. Özel eğitim alan çocukların pek
çoğunda ise işitme kalıntısı bulunmaktadır. İşitme kalıntısı, işitme duyusunda
sesleri analiz edip, işitme siniri yoluyla beyindeki işitme merkezine
gönderen, hasar görmüş fakat canlı kalmış bir alan için kullanılmaktadır.
Sınıflandırma:
İşitme
engeli konusunda pek çok sınıflandırma sistemi bulunmaktadır. Bunlar içinde
en yaygın olarak, işiten-işitme engelli, ağır işiten- işitmeyen ayırımları
kullanılmaktadır.Ancak bu kategoriler farklı alanlardaki uzmanlar tarafından
farklı biçimlerde tanımlanmaktadır. En büyük görüş ayrılğı fizyolojik
yaklaşımı olanlar ile eğitim yaklaşımı olanlar arasındadır.
Fizyolojik yaklaşımı olanlar işitmenin ölçülebilir derecedeki kaybı ile
ilgilenmektedirler.Bu görüşe göre yapılan sınıflandırma, belirli bir yükseklik
seviyesindeki sesleri işitmeyen çocukları işitmeyen olarak, diğerlerini
ise ağır işiten olarak kabul etmektedir. Diğer bir snıflandırma ise, işitme
testleri sonucuna göre yapılan derecelendirmedir.
Eğitim yaklaşımı olanlar ise, işitme kaybının çocuğun konuşma ve dil geliştirme
yeteneğini ne derecede etkileyeceği ile ilgilenmektedir. İşitme kaybı
ile dil gelişimindeki gecikme arasındaki yakın ilişki nedeniyle, eğitim
uzmanları sınıflandırmayı konuşma dili yeterliliğine göre yapmakta; eğitim
ve cihazlandırma sonucu anadilini ve konuşma becerilerini işlevsel yeterlikte
kazanmış bireyler için ağır işiten, bunları hiç kazanmamış ve sözlü iletişimde
bulunamayan bireyler için işitmeyen terimi kullanılmaktadırlar.
Dil eğitiminde bireyden bireye farklılık yaratan diğer önemli bir durum
işitmezliğin oluş zamanıdır. Dilöncesi işitmezlik ve dil sonrası işitmezlik
terimleri bu ayırımı belirlemektedir. Doğum anında var olan ya da hayatın
ilk yılı içinde, konuşmayı ve dili geliştirmeden önce oluşan bir işitme
kaybı için dilöncesi işitmezlik; konuşmayı ve dili geliştirdikten sonra
meydana gelen bir işitme kaybı için dil sonrası işitmezlik terimleri kullanılmaktadır.
0-20 dB NORMAL Normal
işitme sınırları içindedir.
21-35 dB HAFİF Konuşma seslerinin bazılarını duyabilme güçlüğü
vardır. İşitme cihazının kullanılması ve okulda tercihli oturma gerekir
36-55 dB ORTA Karşılıklı konuşmaları anlamada güçlük çeker. İşitme
cihazı, işitme konuşma eğitimi ve okulda tercihli oturma gerekir.
56-70 dB ORTA-İLERİ İşitme cihazı olmadan konuşmaları izleyemez.
Bireysel ve grup ile işitme- konuşma eğitimine alınmalıdır.
71-91 dB İLERİ Konuşma seslerini duyamaz. Sadece çevredeki şiddetli
sesleri duyabilir. İşitme cihazı ve özel işitme konuşma eğitimi gereklidir.
91 dB üstü ÇOK İLERİ Çok yüksek şiddetteki sesleri duyabilir. İşitme
cihazı ve özel işitme konuşma eğitimi gereklidir.
Nasıl İşitiyoruz?
Kulak 3 temel bölümden oluşur.
Dış Kulak:Kulak
kepçesi, kulak kanalı ve kulak zarından oluşan kısım
Orta Kulak:Kulak
zarından sonra başlayan kısımdır. Orta kulak içinde birbirleri ile temas
halinde olan üç kemikçik (çekiç, örs, üzengi)bulunmaktadır. Kemikçiklerin
ana görevi, kulak zarına gelen titreşimleri iç kulaktaki yapılara iletmektir.
İç Kulak:Orta kulaktan sonra gelen
kısımdır.İşitme ile ilgili sinir hücrelerinin bulunduğu bu kısım, kemikçikler
aracılığı ile iletilen titreşimleri beyindeki işitme merkezine iletmekle
görevlidir. Bu bölümler arasında en karmaşık ve işitme için de en önemli
olan bölümdür.İşitme ile ilgili en önemli organ ise içi sıvı dolu kokleadır.
Bu salyangoz biçimindeki organın içinde, çok duyarlı sinir uçları bulunur.
İletim Tipi İşitme
Kaybı : Sesin
işitme mekanizması içindeki iletiliş biçimi gözönüne alındığında, bu mekanizmanın
dış ve orta kulaktan oluşan bölümü, oval pencere dahil olmak üzere iletim
yolları olarak adlandırılır.
Normal bir işitme için, dış kulak, orta kulak ve iç kulağın ve işitme
yollarının işlevlerini normal bir biçimde yerine getirmesi gerekir.Bu
bölümlerden birisinde ya da birkaçında bir hastalık , hasar ya da anormal
bir durum oluştuğunda işitme kaybı doğmaktadır. Eğer sorun iletim yollarında
ise, bu durumda oluşan işitmezlik "iletim tipi işitme kaybı"dır.
Sensöri-Nöral ( Duyu
-Sinirsel) İşitme Kaybı:
Koklea
ve beyindeki merkeze kadar olan işitme siniri dahil olmak üzere, duyu-sinirsel
yollar olarak adlandırılır. İşitmedeki sorun bu bölümde ise sensöri-nöral
ya da duyu-sinirsel işitme kaybıdır. Ayrıca, iki temel işitme kaybı dışında
orta ve iç kulak hastalıklarının bir arada bulunduğu miks ( karışık) tip
işitme kayıpları ile sadece beyindeki işitme merkezlerini etkileyen hastalıkların
yol açtığı merkezi işitme kayıpları
da
vardır.
Duyu-sinirsel tip işitme kaybı ile iletim tipi işitme kaybı arasındaki
en önemli farklılıktan birisi, duyu-sinirsel tip işitme kaybının tedavi
edilemez ve kalıcı bir kayıp olmasıdır.Hasar bulunan bölgedeki yapıların
yeniden normal işlevlerine geri dönmesi artık sözkonusu değildir. Ancak
işitmeye yardımcı araçlar ve özel eğitim yaklaşımları ile bireyin durumda
önemli iyileşmeler sağlanabilir. İletim tipi işitme kaybı ise, K.B.B.
uzmanının uygulayacağı tedavi yöntemleri ile tıbbi olarak iyileşebilir
ve sorunlu bölge işlevini yapabilir duruma gelebilir.Bu nedenle de, pek
çok durumda kayıp geçici olma özelliğindedir.
İkinci önemli farklılık ise, konuşmanın ayırımındadır.
İletim tipi kaybın diğer bir belirtisi, konuşma ayrımının bozulmamış olmasıdır.
Diğer bir deyişle, iletim tipi kayıpta kişi, konuşma sesleri duyabileceği
kadar yüksek/güçlü olduğunda, ne işitiyorsa, kulağına hangi sesler geliyorsa
onu anlayacaktır. Bu durumda, yalnyzca yüksek sesle konuşmak, anlaması
için yeterli olabilir.
Duyu-sinirsel işitme kaybında, konuşma sırasında ses yüksekliği arttırılsa
dahi konuşma seslerinin anlaşılmasında, seslerin ayırımında güçlük yaratmaktadırlar.
İşitmezlik Nedenleri
* Kalıtım:
İşitme kayıplarının en yaygın nedeni
genetik nedenlerdir.Akraba evliliğinin kalıtsal nedenli işitme kayıplarına
yol açtığı bilinmektedir.
*Erken
doğum, doğum anı ve hamilelikteki komplikasyonlar: Hamilelikteki
komplikasyonlar birçok nedenden kaynaklanabiliyor: Hamileliğin ilk üç
ayında radyasyon, zararlı ilaç kullanımı, enfeksiyonlar, doğum sırasında
oksijensiz kalış bunlardan bazılarıdır.
*Kızamıkçık:
Bu hastalık çok hafif belirtilerle
seyretmekte, ancak hamile bir anne, özellikle ilk üç ayı içerisinde bu
hastalığa yakalanmış ise bebeğin işitme kaybı, görme özürü, kalp bozukluğu
ve diğer bazı sorunlar ile etkilenme olasılığı vardır. Koruyucu olarak
kız çocuklarına rutin aşı yapılan ülkelerde bu nedene bağlı özürler önemli
ölçüde azaltılmıştır.
*Erken
çocukluk dönemindeki hastalıklar: Kabakulak,
kızamık, zatürre, menenjit, otitis media gibi. *Menenjit:
Beyin zarının iltihabı olan bu
hastalık, sonradan edinilen işitme kayıpları nedenlerinden birisidir.
Bakterilere ya da virüslere bağlı bir enfeksiyon olup, diğer zararlı etkileri
yanında iç kulağa da hasar vermektedir. Çok ileri derecede kayıplara neden
olmaktadır.
*Otitis
Media: Sonradan edinilen işitme
kayıpları nedenlerinden birisi de orta kulak iltihabıdır. Tedavi görmeyen
orta kulak iltihapları, bu bölgede sıvı birikmesine ve kulak zarının delinmesine,
böylece iletim tipi bir kayba neden olabilmekte, ilerleyen hastalık iç
kulağa da hasar verebilmektedir.
*Kan
uyuşmazlığı: Anne ile bebek arasındaki
kan uyuşmazlığı da işitme kaybı olabilmektedir. Ancak bu konuda tıbbi
girişimlerin ilerlemesi sonucu , gelişmiş ülkelerde bu nedenin görülmesi
azalmaktadır.
*Ototoksik İlaçlar: Streptomisin,
kanamisin, kinin gibi ilaçların kullanımı iç kulakta hasar nedeni olabilmektedir.
*Gürültü
ve yaşlanmaya bağlı nedenler: Ani
ya da kronik gürültüye bağlı travmalar, yaşlanmaya bağlı kayıplar da iç
kulakta kalıcı hasarlar yapabilmektedir.
*Down
Sendromu: Down sendromu olan
çocuklarda zihin engeli yanında işitme kaybı bulunma oranı çok yüksektir.
Bazı yazarlar bu çocukların %75'inde işitme kaybı görüldüğünü bildirmektedir.
Eğitimde Kullanılan
İletişim Yöntemleri:
Sözlü Dil Kullanan İletişim Yöntemleri:
* Yapısal
Sözel / Oral Yöntem: Bu yöntemde,
dilin öğretilebileceği ve öğretilmesi gerektiği düşüncesi ile yapılandırılmış
dil, belli kalıplar ile ve belli bir sıra ile çocuklara öğretilmektedir.
Bu yapılandırma, konuşma eğitimi, eklemleme çalışmaları, işitme eğitimi,
dudak okuma eğitimi, dil ve okuma eğitimi gibi çeşitli çalışmaların tümünü
kapsamaktadır.
*
Doğal İşitsel / Sözel Yaklaşım:
Bu yöntem, işitme engelli
çocukların da anadillerini aynı işiten çocuklar gibi kazanabileceğini
ve etkileşimci bir ortam sağlandığında, daha yavaş hızda fakat işiten
çocuklar gibi edinebileceklerini savunmuştur. Doğal/işitsel sözel yaklaşım
için işitme cihazlarının kullanımı, bir önkoşuldur. Bu çocukların yerleştirildiği
eğitim ortamlarında işitme kalıntısının gerçekten maksimum düzeyde kullanılıyor
olması için gereken tedbirlerin alınması gerektiğini savunur.
*
İşitsel Yaklaşım / Tek Duyulu Yöntem:
Sözel iletişim eğitiminin yalnız işitme
ile başlayacğını savunan bu yöntemin amacı, işitmeyi erken yaşlarda işitme
engelli çocuğun kişiliği ile bütünleştirmektedir. Bunun için işitme kaybı
çok küçük yaşta tanılanmalı ve derhal çocuk cihazlandırılmalı. Doğal işitsel
/sözel yaklaşımdan en önemli farkı, eğitimde dudak okumaya yer vermemesi
ve yalnızca cihazlandırılmış olan işitme duyusunu hedef almasıdır.
İşaret Kullanan Başlıca İletişim Yöntemleri:
* İşaret
Dili: El ile yaratılan ve
ulusal ya da belli işaretleri kullanan görsel bir iletişim sistemidir.
Konuşma dilinden ayrı, söz dizimi farklı ve kendi kuralları olan bir dildir.
* Parmak
Alfabesi: Alfabedeki her
harf karşılığı parmakların değişik pozisyonlar alması ile sözcüklerin
ve cümlelerin ifade edilmesidir.
* Tüm
İletişim: Tüm iletişim sözel,
işitsel, yazılı ve işarete dayalı tüm elemanları birlikte kullanmaya dayanan
bir eğitim yöntemidir. Ancak işaret dili kullanımına ağırlık verilmektedir.
İşitmeye
Yardımcı Araçlar:
İşitme cihazları, işitme engelli çocukların
eğitim programlarının ayrılmaz parçaları olarak kabul edilmektedir. Cerrahi
ya da tıbbi tedavisi olanaksız olan bireylerin işitme kaybının gireceği
sorunları hafifletmek üzere işitmeye yardımcı araçlar uygulanmaktadır.
Çocuklarda, tüm alanlardaki gelişmeleri için işitme yaşantılarının niteliği
çok önemlidir. Konuşma seslerini etkin bir biçimde işitemedikleri zaman,
özellikle konuşma becerileri ve dil gelişimleri önemli ölçüde engellenecektir.
Bu nedenle, tüm çocukların doğumdan sonraki ilk yıl içinde işitme taraması
ile kontrol edilmeleri önem kazanmaktadır. İlk yaşı içinde işitme kaybı
belirlenen bir çocuğun, teşhisten hemen sonra cihazlandırılması ile, dil
gelişiminin en hızlı olduğu dönemde çevresinden gelen işitsel uyarıları,
gündelik konuşmaları alması ve dilini geliştirmesi olanağı kazanması mümkün
olmaktadır.
Erken yaşlarda uygun işitme cihazları ile donatılan, anne babalarına eğitim
verilen işitme engelli çocuklar, kayıpları çok ileri dahi olsa, konuşma
dilini geliştirebilmektedirler.İşitme engeli çok ciddi bir engel olmakla
birlikte, günün tüm saatlerinde sürekli takılan, çok iyi bakım ve onarımı
yapılan işitme cihazları ile, bu çocuklar çıplak kulakla iyi duyamayacakları
sesleri duyabilmekte ve dil gelişimlerini sürdürebilmektedirler.
İşitmeye
Yardımcı Araçların Türleri:
* İşitme
cihazları: Cep tipi
cihazlar, kulakarkası cihazlar, gözlük tipi cihazlar, kulak iç ve kanal
içi cihazlar, grup eğitim sistemleri, FM telsiz sistemleri.
* İç
kulak protezleri: Cerrahi
yöntemle kokleaya yerleştirilen elektordlar, bu bölgedeki işitme sinirlerine
doğrudan elektriksel uyarımları iletmekte ve konuşma seslerine ilişkin
bilgi vermektedir.
İşitme Engelli Çocuğun Okuldaki Gereksinimleri:
Kaynaştırmanın amacı engelli çocuğu
işiten toplum için hazırlamak, normal çocuklar ile etkileşmesini, bu yolla
engelli çocuğun toplumun genel değerlerini gözlemesini, öğrenmesini ve
uygun davranış biçimlerini geliştirmesini sağlamaktır. İşitme engelli
çocuk söz konusu olduğunda , normal işiten yaşıtlarının dilini öğrenmesi
de hedeflenen amaçlardandır.
İşitme Engelli Öğrenciyi
Belirlemede Kullanılacak İpuçları:
A- Fizik
Görüntüler ve Sağlıkla İlgili Belirtiler
* Sık
sık kulak ağrısı,
* Kulak
akıntısı,
* Sık
sık kulak çınlaması,
* Bedensel
devinimlerde (oturma, koşma, yürüme) denge bozukluğu,
* Süreğen
soluk algınlığı,
* Kulak
kaşıma.
B-Konuşma ve Sesle
İlgili Belirtiler
* Konuşmada
belli seslerin düşürülmesi,
* Eklemleme
dahil diğer konuşma özürleri,
* Belli
sözcüklerde yanlış söyleyiş,
* Devamlı
olarak fısıltı ya da bağırarak konuşma,
* Konuşmada
tekdüzelik,
* Benzer
sesli sözcüklerin karıştırılması (bazı-boş).
C-Sınıftaki Davranışlarıyla
İlgili Belirtiler
* Dersanede
birden oluşan ses değişimlerinin farkında olmayış,
* Motorlu
araçların seslerine ilgisizlik,
* Radyo,
teyp gibi müzik araçlarını dinlemeye karşı ilgisizlik,
* Sınıftaki
tartışmalara karşı ilgisizlik,
* Konuşulanların
özellikle bazı sözcüklerin, yinelenmesini isteme,
* Konuşana
belirli bir biçimde kulağını verme, bir eliyle kulağını destekleyerek
dinlemeye çalışma,
* Öğretmenin ya da
konuşanın sürekli olarak yüzüne bakarak dinleme ya da izleme,
* İşitebilmek
için konuşana doğru eğilme ya da uzanma,
* Konuşulanları
bazen işitip, bazen de işitmeyerek insana işine geleni duyuyor, işine
gelmeyeni duymuyor izlenimini verme.
Sınıfta İletişimi
Kolaylaştıran Teknikler:
*Öğretmen
sınıf içindeki oturma düzeni içinde işitme engelli öğrencinin yerini,
özel gereksinimleri gözönüne alarak planlamalıdır.
*İşitme
engelli öğrenci geleneksel tipte işitme cihazı kullanıyorsa, işitme cihazından
yarar sağlanabilmesi için konuşmacı ile arasındaki mesafenin iki metreyi
geçmemesi önerilmektedir.
*Öğrencinin
öğretmenini ve sınıfta söz alan diğer öğrencileri olabildiğince rahat
izleyebileceği bir oturma düzeni çok yardımcı olmaktadır.
*Dudak
okuma konusunda zaman zaman yanılgılar olmaktadır. İşitme engelli bireyler
ile konuşurken bazı kişiler daha anlaşılmak amacı ile abartılı dudak ve
ağız hareketleri yapmakta, ya da konuşmanın hızını, temposunu yavaşlatmaktadırlar.
Ancak normal konuşma hareketlerinden ve hızından yapılan her türlü sapma,
hem konuşmanın anlaşılmasını güçleştirecek , hem de işitme engelli çocuğun
yanlış konuşma hareketleri geliştirmesine yol açacaktır.
*İşitme
engelli öğrencilerin bir çoğu, konuşmaları iyi anlaşılmadığı için ya da
kendileri karşı tarafın konuşmasını çok iyi anlamadığı için aşırı çekingen
davranmakta ve sınıf için konu açılımlarına ve görüşmelere katılmamakta,
öğretmenin sorduğu sorulara yanıt vermekte çekimser kalmaktadır. Öğretmenin
bu durumu fark etmesi ve katılımlarını sağlamak için bu öğrencilere önceleri
kısa yanıtlar gerektiren sorular yöneltmesi, ayrıca diğer öğrenciler ile
küme çalışmalarına katarak bir ekip içinde derse katılımını özendirmesi
yardımcı olabilir.
*İşitme
engelli bir öğrenciyi engelsiz öğrenciler ile birlikte bir sınıf içine
yerleştirmek, öğrenciler arasındaki sosyal etkileşimin gerçekleşeceğini
garantilememektedir. Belki de daha kolay anlaşabildiği ve yardım aldığı
için, işitme engelli öğrenci her konuda danışmak ve soru sormak amacıyla
sınıf arkadaşlarına değil de öğretmenine başvurmak eğiliminde olabilir.
Bu nedenle öğretmeni, sınıftaki diğer öğrencilerin de sırayla bu öğrenciye
yardımcı olmalarını sağlayabilir.
Eğitim Ortamının İşitme Engelli Çocuğa Özgü Düzenlenmesi
*Bireysel
işitme cihazları sağlanmalı,
*Bu
cihazların çalışıp çalışmadığı her gün kontrol edilmeli,
*Öğrencinin
cihazla birlikte kullandığı kulak kalıpları kendine özel yapılmış olmalı
ve kullanıcı volümünde "ötme" sesi yaratmamalı,
*Ses
ulaşımını sağlayıcı FM cihazları kullanılmalı,
*Sınıf
içinde akustik düzenlemeler yapılmalı,
*İçeride
ve dışarıdaki gürültü seviyesi en aza indirilmeli,
*Gereksinimi
gereği çeşitli görsel eğitici malzemeler kullanılmalı,
*Sınıf
mevcudu öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimlerine, işitme engelli
öğrenciye yeterli konuşma fırsatları verilmesine olanak sağlanmalı,
*Konular
ve kavramların öğretimi somut yaşantılar ile yapılmalı, öğrencinin bu
yaşantılara ve gözlemlere aktif katılımı sağlanmalı,
*Öğrenmeyi
ve iletişim kurmayı özendirici öğretim teknikleri kullanılmalıdır.
Bireysel Planlamanın
Yapılması
Her özürlü çocuğun eğitiminden en üst düzeyde yararlanabilmesi
için bireysel eğitim planın yapılması gerekir. Eğitimin bireysel planlamasının
yapılması şu konuları içermelidir:
*Öğrenci
için gerçek öğrenmenin en iyi hangi ortamlarda ve koşullarda sağlanabileceği.
*Normaller
ile hangi konuları hangi koşullarda birarada öğrenebileceği.
*Hangi
konularda, hangi zaman aralıkları ile özel eğitime gereksinimi olduğu.
*Gerekli
olan destek hizmetlerini verecek olan personelin kimler olacağı.
*Bu
personelin hangi mesleki ve kişilik özelliklerini bulunduracağı.
*Değerlendirmenin
nasıl ve kimler tarafından yapılacağı v.b. gibi.
Türkiye'de İşitme
Engelli Çocukların Eğitimleri:
Türkiye'de işitme engelli çocukların
eğitimlerinin sorumluluğu, düzenlemesi ve denetimi, diğer özel gereksinimi
olan ve olmayan gruplarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı'ndadır. Zorunlu
eğitim, bu çocuklar için de ilköğretim kademesine yükseltilmiştir. Halen
Türkiye'de yatılı/gündüzlü ilköğretim okulu, gündüzlü işitme engelliler
çok-amaçlı meslek lisesi bulunmaktadır. Doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı'na
bağlı bu okullar dışında, Anadolu Üniversitesi'nde her kademede eğitim
veren bir İşitme Engelli Çocuklar Eğitim ve Araştırma Merkezi (İÇEM) bulunmaktadır.
Diğer bazı üniversitelerde de işitme engelli çocukların ve ailelerinin
eğitimlerine yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Türkiye'de ilk kez engelli bireylere yüksek öğretim kademesinde
eğitim vermek üzere Anadolu Üniversitesi'nde kurulmuş bulunan Engelliler
Entegre Yüksekokulu, eğitim ve öğretime işitme engelliler ile başlamıştır.
Halen, beş program içinde eğitim vermektedir.
|