| |
ALTINI
ISLATMA
(20
Şubat 2003,Radyo Programı)
Necati BİLGİÇ
Mamak
Rehberlik ve Araştırma Merkezi
Psikolojik
Danışman
1. Çocuklar kaç yaşlarına kadar
genellikle altlarını ıslatırlar? Ne zaman alt ıslatma sorunundan sözedebiliriz?
Çocuklar genellikle 2-3 yaşlarına kadar altlarını ıslatırlar.
Gündüz kontrol daha erken sağlanırken ortalama iki-iki buçuk yaşında iken
(2-2,5 yaş) geceleri biraz daha geçtir ve 3,5-4,5 yaşları arasında kazanılmaktadır.
Özellikle 4-5 yaşından sonra alt ıslatmanın devam etmesi halinde altını
ıslatma sorunundan söz edebiliriz.
İdrar kaçırmanın enüresiz olarak adlandırılabilmesi için beş yaşından
sonra en az ardışık olarak üç ay ve haftada iki kez ortaya çıkan bir sıklıkta
olması, gerek toplum içinde gerekse işlevsellik alanında bozulmalara yol
açması gerekmektedir.
Enürezis, tekrarlayıcı nitelik taşıyan istem dışı işemedir. Çocuk
3-5 yaşları arasında idrarını gece gündüz kontrol edebilecek biyolojik
olgunluğa erişir. Bu yaşlardan sonra ayda en az iki kez gece yatağını,
gündüz donunu ıslatması bir bozukluk olarak değerlendirilmektedir.
Kaynaklara göre enüresiz tanısı koyabilmek için, çocuğun fiziksel
gelişimine bağlı olarak, 4 veya 5 yaşından sonra en az ardışık üç ay ve
haftada iki kez ortaya çıkması ve yaşamını engellemesi gerekmektedir.
Çocuklardaki altını ıslatmaların yaklaşık % 80'i gece, % 5' gündüz görülmektedir.
Enüretik çocukların büyük çoğunluğunda isten dışı işemeler bebekliklerinden
beri süregelmektedir. Buna birincil enürezis denir. En az bir yıl gibi
bir süre çişini kontrol edebildikten sonra ıslatmaya başlayanlar vardır.
Buna da ikincil enürezis denmektedir. Birinci enürezis daha sık görülmektedir.
Birincil enürezis yatak ıslatma sorununun hemen hemen % 75-80'ini oluşturur.
Geri kalan % 20-25 oranında ki enurezis,ikincil enürezis adını alır.
2. Enürezis ile ilgili hangi istatistiklerden
söz edilebilir?
* Enürezis
erkek çocuklarda kızlara oranla iki kat daha fazladır. Her yaş için enürezis
erkeklerde kızlara oranla iki kat daha fazladır.
*Gecekondularda, köylerde,
yetiştirme yurtlarında ve koruyucu ailede yetişen çocuklarda daha fazla
görülmektedir.
*Ülkemizde bölgelere göre
de farklılıklar göstermektedir.
*Yaşın artmasıyla birlikte
de enüresizin azaldığı görülmüştür. Çocuğun okula başlamasıyla bir miktar
azalmakla birlikte çocukluğun ortalarına, hatta ergenliğe kadar devam
ettiği görülür.
*Gelişmekte olan ülkelerde
gelişmiş ülkelere göre daha fazla olduğu belirtilmektedir.
*Sosyo-ekonomik durum: alt
sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerde daha fazla görülmektedir.
3. Altını ıslatma nedenlerine göre nasıl
sınıflandırılabilir?
1. Yalnız
gece altını ıslatanlar: Bunlar genellikle ya biraz sonra yahutta sabahleyin
kalkmaya hemen yakın zamanlarda ıslatırlar.
2. Sadece gündüz altını ıslatanlar:
Bunlar genellikle ya müsaade almaktan utanacak kadar çekingen, mahçup
çocuklarda veya kasıtlı altını ıslatmak isteyen çocuklarda görülür.
3. Hem gece hem gündüz altını sürekli
ıslatanlar: Bunlar kronik vaka olarak da ele alınabilir.
4. Ara sıra altını ıslatanlar:
Bunlar genellikle hastalıklarda, hastalık sonunda dikkati çekmek için,
yeni bir küçük kardeş doğduğu zaman kıskançlık sonunda sert disiplin yöntemleri
uygulandığı, korkutulduğu, çocuklar üşütüldüğü veya gece sırtı açık kaldığı
zaman geçici olarak görülen altını ıslatma onaylarıdır.
4. Altını Islatma Sonucu Yanlış Tepkiler Gösterildiğinde Çocuklarda Hangi
Davranışlar Ortaya Çıkar?
*Parmak
emme, tırnak yeme .
*Telaffuz
bozukluğu.
*Kıskançlık,
korkaklık ve pasiflik.
*Öfke
ve ağlama nöbetleri .
*Yalancılık.
*İçe
kapanıklık ve yalnız yaşama.
*Hırsızlık.
*Sorumluluktan
kaçma.
*Dikkat
dağınıklığı.
*Yaşıtlarına
uyun davranışlar gösterememe, vurucu ve kırıcı davranışlar, saldırganlık.
5. Altını ıslatmanın nedenleri nelerdir?
Nedenlerini üç başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar
fiziksel, genetik ve psikolojik nedenlerdir.
*
Fiziksel herhangi bir nedeni olabilir. Organik bozuklukların neden olduğu
ıslatma, altını ıslatanın büyük nedeni olarak organik bazı bozukluklar
söz konusu olabilir.
*Fazla
sulu ve tuzlu yemek yeme,
*Ayakların
ve bel kısmın üşümesi,
*Bazı
böbrek hastalıklarının varlığı,
*İdrar
yollarında enfeksiyon,
*Çok
derin uyku,
*Fazla
yorgunluktan, kaynaklanır,
*Kalıtım
(soya-çekim), enürezis tanısı olan çocukların % 70-75'nin birinci derecede
akrabalarınında eskiden enüretik oldukları saptanmıştır (Sargın, 2001).
Altını ıslatan çocukların ailelerinde % 65 ve kardeşlerinde % 27 oranında
ıslatma saptanmıştır.
İkizler üzerinde yapılan araştırmada enürezis oranı tek yumurta ikizlerde
% 68, çift yumurta ikizlerinde ise % 36 olduğu saptanmıştır.
Altını ıslatmanın nedenlerini
% 90'ı psikolojiktir.
Çok erken yaşta tuvalet eğitimine
başlamak veya çocuğun sahip olduğu böbrek rahatsızlığını dikkate almaksızın
tuvalet eğitimi vermek verilebilir.
Yeni bir kardeşin doğması
ve ilginin onun üzerinde yoğunlaşması.
Tuvalet eğitiminde aşırıya
kaçma (Aşırı titizlik ve sabırsız davranma ),
Korkudan dolayı alt ıslatma
, (korku filmi seyretme gibi )
Ruhsal zorlama (aşırı baskı,
üzüntü )
Ailevi faktörler (Anne babanın
ayrılması, aile ilişkilerinde bozukluklar, evde huzursuzluk),
Okulda aşırı baskı uygulanması,
İlgi toplamak, öç almak,
gibi nedenlerden kaynaklanır
Otoriter eğitim, sert anne-baba
tutumuna karşı protesto olabilir
İlgisizlik, sevgisizlik ve
ihmal durumlarında.
Ağır cezalar verildiği durumlarda.
Özürlü çocuklarda tepki olarak
altını ıslatma görülür.
Evde ve okulda uygun şekilde
tuvalet olmaması, uzakta olması.
Zorlanmalı yaşam olayları,
aile düzenindeki değişiklikler ve kayıplar gibi zorlu yaşam olayları,
boşanma, ölüm ya da iş gezisi nedeniyle baba kaybından sonra enürezis
başlaması oldukça sıktır.
6. Ailelerin Enürezis İçin Alacağı Önlemler
Neler Olabilir?
*Enürezisin
tedavisi doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayrılabilir. Doğrudan tedavi
çocuğa, dolaylı tedavi ise ana babaya yönelik olarak uygulanır. Doğrudan
tedavi çocuğun organik bir rahatsızlığının olup olmadığı ile ilgili temeldeki
soruna yöneliktir. Dolaylı tedavi ise anne-babanın eğitilmesi ve yönlendirilmesi
ile ilgilidir.
*Çocuğun altını ıslatması
için bir organik bozukluk varsa tıbbi açıdan tedavisi yaptırılmalıdır.
Organik bozukluk olup olmadığını belirleyebilmek için mutlaka hastanelerin
Çocuk Ruh Sağlığı bölümlerine gidilmelidir.
*Çocukların tuvalet
gereksinimlerini kendilerinin karşılayabilmelerinde yeterli kas kontrolünün
kazanılmış olması gerekmektedir. Bu da ancak iki-üç yaşlarında olabilmektedir.
Oysa anne-babalar çocuklara daha erken yaşlarda müdahale etmektedirler.
Bu kesinlikte çocuğun gelişimine müdahaledir ve olmaması gerekmektedir.
*Toplumda gece altını
ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat
bulunmaktadır. Sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine
inanılmaktadır. Yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler
görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi
beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı
bir tutum olmaktadır. Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları
5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar.
*Çocuk yeni bir kardeşi
doğduğu zaman ihmal edilmemeli, uygun şekilde sevgi ve şefkat devam ettirilmelidir.
*Bu çocukların mümkün
olduğu kadar sosyal etkinliklere katılımı teşvik edilmelidir. Çünkü bu
çocukların çoğunlukla çekingen, içe kapanık, alıngan bir yapıda oldukları,
psiko-sosyal olgunluklarının yetersiz olduğu, arkadaş ilişkilerinin sağlıksız
olduğu bulunmuştur.
*Çocukta özsaygı ve
özgüven eksikliğine neden olan bu problem, onun sosyal ve yaşamsal aktivitelerini
de kısıtlayıcı bir durumdur. Yani çocuğun yaz kamplarına katılamaması,
akraba ziyaretlerinde rahat edememesi, okul gezilerinde yer alamaması,
spor turnuvalarında aktif rol alamaması ya da arkadaşlarının evlerinde
kalamaması gibi sorunlar, o yaştaki bir çocuğun ruhsal durumunu da yakından
etkileyebilmektedir.
*Evde çocuğun çişi
gelir gelmez, nerede olursa olsun hemen tuvalete gitmesi için yardım edilmelidir.
*Akşamları çocukların
alacağı sıvı gıda miktarların ayarlamak da önlem olarak düşünülebilir.
Sulu ve tuzlu yemekler az verilmelidir.
*Tuvalet eğitimine
başlamada her çocuk için tek bir zaman yoktur, çocukların gelişimleri
farklı olduğundan başka çocuklarla kıyaslama yoluna gidilmemelidir.
*Ayakları sıcak tutulmalı,
yatmadan evvel yatağının ısısı normal olmalı, mümkünse çorapla yatmasına
izin verilmeli (Yatağının sıcak olmasını sağlamak için elektrikli battaniye
kullanılabilir.)
*Kesinlikle çocuğun
altı bezlenmemelidir. Böylece çocuğa temizliği ve kuruluğu hissettirmelidir
.
*Altı ıslak olarak
fazla kalmamalı, hemen değiştirilmeli (Çocuk ıslaklığı ve idrarın kokusunu
severse kasıtlı olarak altını ıslatır.)
*Gece belli aralıklarla
saatin kurulup öğrencinin tuvalete kalkması sağlanmalıdır. Çişini yaparken
mutlaka uyanık olması sağlanmalıdır.
*idrar kesesinin kapasitesini
artırmak için çocuğun gün içinde çişi geldiği zaman bir süre tutması (başlangıçta
bir iki dakika) ve bu süreyi giderek arttırmaya çalışması sağlanmalıdır.
*Çocuğa bunun bir
hastalık olduğu ve diğer çocuklarda da görülebildiği, kendisinin de işbirliği
ile geçeceği söylenmelidir.
*Halk arasında tedavide
kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir
görüş vardır. İlaçların kısırlık yapmasının söz konusu olmadığını ve bilimsel
dayanağının bulunmadığını belirtilmektedir.
KAYNAKÇA
Cirhinlioğlu, F. G. (2001) Çocuk
Ruh sağlığı ve Gelişimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Köksal, A. (2001). "Tuvalet Eğitimi", Çoluk Çocuk, 5,
S.12-13
Sargın, N. (2001). Çocuklarda Ruh Sağlığı. Ankara. Nobel Yayın
Dağıtım.
Öztürk, O. (2001). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara. Nobel Tıp
Kikabevleri
Yavuzer, H. (1999), Çocuk Psikolojisi. İstanbul.Remzi Kitabevi
Yayınları
http://www.ntvmsnbc.com/news/128214.asp?0m=A17S
http://www.e-psikolog.net/çocuk.
http://www.milliyet.com.tr/ekler/gazete=pazar/990620/haber/hab5.html
|